Tabelaları İndirme “Zaman”ı

Son dönemde Makedonya, Türkiye medyasında FETÖ ile çok sık anılmaya başlandı. FETÖ’nün en önemli karakteristik özelliklerinden biri de yurtiçinde olduğu gibi Türkiye dışında da başta eğitim olmak üzere belirli alanlarda faaliyet göstermesi. 1990’lardan sonra Türk bayrağını, Türkçe’yi ve dini kullanarak giriş yaptıkları Makedonya’da zaman içerisinde gerçekleştirdikleri “himmetli sohbetler”le Makedonya’daki soydaş ve dindaşlardan bir kısmını yanlarına çektiler. FETÖ’nün kirli emellerinin ayyuka çıktığı dönemde; 17-25 Aralık ve “vatan haini” ile “vatan sevdalısı” ayrımının keskin bir şekilde yapıldığı 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra hala teröristlerle ilişkilerini kesmeyenler, onlarla aynı safta kalanlar Türk ve İslam dünyasının ayakta kalan son kalesi Türkiye’ye karşı tutum aldıklarını açıkça göstermiş oldu.

Transit ülke Makedonya

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’den kaçmak için yollar arayan FETÖ üyeleri, Makedonya’yı tercih ediyor. FETÖ’cüler için en cazip ülkelerin başında Makedonya’nın gelmesinin nedeni, Makedonya’nın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından vize talep etmemesi ve Avrupa’ya bağlanması. Türkiye’den Bulgaristan ve Yunanistan’a geçen ve bu ülkelerden Avrupa’ya geçmek isteyen FETÖ’cülerin uğrak noktası Makedonya olması medyaların gözünü de buraya çeviriyor.

FETÖ’cülerin darbe girişimi sonrası kaçacak yer arayan Türkiye’deki örgüt üyeleri, ya Balkanlar üzerinden Avrupa ülkelerine vizesiz giriş yapıyor ya da okullar, üniversiteler, dernekler ve medya organları aracılığıyla FETÖ yapılanmasının sürdüğü Balkan ülkelerini tercih ediyor. Turist olarak vizesiz 90 gün kalınabilen Makedonya’da, bu süreyi uzatmak isteyen FETÖ’cüler şirket kurma, bir şirkete ortak olma veya okul kaydı gibi yöntemlerle oturma izni ve çalışma hakkını elde etmeye çalışıyor. Üsküp’ün yanı sıra Gostivar, Ohri şehirleri ve Makedonya’nın kayak merkeziyle ünlü Mavrova bölgesi’nde yaşayan FETÖ’cüler Türk ve Arnavutların yaşadığı bölgelerden uzak kalarak Makedonların çoğunlukta yaşadığı bölgelerde kalıyor. FETÖ’nün en güçlü olduğu dönemde dahi sinsi ve gizli çalışma yöntemlerini hatırladığımızda, Türkiye tarafından aranan şahısların nasıl bir gizlilikle hareket ettiklerini tahayyül etmek zor olmasa gerek.

Tazminat davalarıyla sindirmeye çalıştılar

Makedonya’da faaliyet gösteren FETÖ okulu Yahya Kemal Kolejinin başkent Üsküp’teki şehir meydanında (şehrin tam merkezinde bulunmasından ve şehre gezmek için gelenlerin görmeden geçmediği bir yer olması hasebiyle stratejik bir konumda) bulunan tabelası, ocak ayında Halkbank Üsküp’ün girişimleriyle kaldırıldı. Daha önce Yahya Kemal Koleji tabelasının bulunduğu yerde halihazırda “Türkiye Maarif Vakfı” ile “Halkbank” isimlerinin yer aldığı tabelalar asıldı.

En başta söylediğimiz kirli emellerin ayyuka çıkmasından sonra Türkiye’yi seven soydaş ve dindaşların çocuklarını FETÖ okullarından çıkarması, uygulanan boykot kampanyaları ve Türkiye Maarif Vakfı’nın Makedonya’nın Kalkandelen şehrinde okullarını açmasıyla birlikte sorunlarla boğuşan FETÖ okullarının, genel müdürlüğünü de diğer binalarına taşıdI. Başkent Üsküp’te 2 şubesi bulunan FETÖ iltisaklı Yahya Kemal Kolejinin, öğrenci sayısının azalması nedeniyle Butel semtindeki binalarını boşalttığı ve yakında satışa çıkaracağı öğrenildi.

Makedonya’daki FETÖ kurumlarına en son darbe de 17 Temmuz 2016 tarihinde Timebalkan haber sitesinde yayınlanan “Yahya Kemal Koleji Öğrencileri: Makedonya’daki FETÖ kurumları incelenmeli” başlıklı haberde kullanılan fotoğraftan dolayı itibar zedelemesi suçlamasıyla tazminat davası açan Zaman Makedonya’ya geldi. FETÖ’cü “Zaman” gazetesinin Makedonya’nın başkenti Üsküp’teki Eski Türk Çarşısı yakınındaki 50-60 metrekarelik küçük ofisleri kiralanarak tabelaları indirildi.

FETÖ Makedonya’da nasıl anlatılmalı?

Bir yandan Makedonya’daki FETÖ kurumlarına darbe vurulurken öte yandan FETÖ’ye bağlı eğitim kurumları Batı Makedonya’da ilkokul son sınıf öğrencilere liselerini tanıtma amacıyla belediyelere bağlı ilkokul öğrencilerine yönelik okullar arası spor turnuvaları düzenleyebiliyor. Yine FETÖ’ye bağlı Yahya Kemal Koleji, Üsküp Şehir Belediyesi Başkanı tarafından spor oyunlarına katılımlarından dolayı takdirname alabiliyor.

Bu tarz paradoksların önüne geçilmesi için FETÖ terör örgütünün Makedonya’da özellikle de Türkler dışındaki diğer milletlere çok iyi açıklanması gerekiyor. Devlet yetkililerinin uyarılarının haricinde burada medya, akademisyen ve STK’lara önemli görevler düştüğü kanaatindeyim. FETÖ tehlikesini ve Türkiye’nin yaşadığı acı tecrübeyi hali hazırda bunu bilen çevrelere yani kendi kendimize değil, farklı bilgi kaynaklarından beslenen ve FETÖ’yü kafasında bir yere oturtamayan çevrelere anlatmalıyız. Bu örgütün Türkiye’de demokratik yollarla seçilmiş milli iradeye karşı silahlı bir darbeye kalkıştıklarını, bunun gelecekte faaliyet gösterdikleri tüm ülkelerin başına gelebileceğini ve mevzu bahis ülkelerin Türkiye kadar dirençli olamayacağını anlatmanın yollarını aramalıyız. Makedon ve Arnavut akademisyenlerle yaptığımız görüşmelerde, iletişimin çok yoğun olduğu, gençlerin büyük bir kısmının çevrelerini yeterince tanımadığı, belirli radikal grupların güdümüne girebildiği küresel bir dünyada  Makedonya’daki diğer milletlere FETÖ’nün kirli vizyonunun iyi anlatılması gerektiği değerlendirmesinde bulunuyorlar.

Okullarını tanıtmak için spor turnuvası

En evvela FETÖ ile mücadelenin yurtdışında, Türkiye’deki mücadeleden çok daha çetin olduğu gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor. Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde, “Dünya 5’ten büyüktür” mottosuyla dünyadaki adaletsizliğe, zulme, haksızlığa, düzensizliğe karşı başkaldırmış durumda. Dikleşmeden gerçekleştirilen bu dik duruş, yukarıda belirttiğimiz kötü hasletleri olanlar tarafından savaşılıyor. Maatteessüf Türkiye’nin yeni dünya düzeninde bu şekilde yer almasını istemeyenler Avrupa tarafından “tahakküm” altına alınan Balkanlar ve Makedonya’da da kendini hissettiriyor. Dolayısıyla bugünlerde FETÖ aletiyle gerçekleşen bu mücadelenin Habil ile Kabil’le başlayıp kıyamete kadar sürecek uzun bir mücadele olduğunun farkına varıp, günü kurtarmaktan çok uzun vadeli çözümler yapılması gerekiyor. Bizlerin duygusallığı ve algı üretmeyi bir kenara bırakarak realiteye dönmesi gerekiyor.

15 Temmuz hain darbe girişimi sırası ve sonrasında Makedonya’nın Türkiye’dekine benzer bir şekilde dinlemelerin muhalefet tarafından basına açıklanmasıyla birlikte ciddi bir siyasi kriz içinde olduğunu özellikle hatırlatmak isterim. Darbe girişimi sonrasında Makedonya’da iktidarda bulunan milliyetçi Makedon partisi VMRO DPMNE tarafından, 23 Ağustos 2016 tarihinde Makedonya’da terör örgütü FETÖ’ye bağlı medya kuruluşlarının, okulların ve şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılmasına ilişkin bir karar alındı. Fakat bu karar ülkede 11 Aralık erken seçimleriyle devam eden siyasi belirsizlik ve akabinde kutbunu Avrupa’ya çevirmiş Sosyal Demokratlar’ın iktidara gelmesiyle birlikte havada kaldı.

Makedonya Başbakanı Zoran Zaev, savunma alanında Türkiye ile 1.5 milyon dolarlık anlaşma imzalanmasından iki gün sonra Makedonya Türklerinin milli bayramı olan “21 Aralık Türkçe Eğitim Bayramı” kutlamaları sırasında yaptığı konuşmada, FETÖ’yü ilk kez “terör örgütü” olarak nitelendirdi. Başbakan Zaev’in aynı konuşmasında ekonomik işbirliğine vurgu yapmasını tesadüf olarak değerlendirmek çok iyimser bir yaklaşım olur. FETÖ’yle ilgili düzenlenen toplantılarda Makedonya devleti yetkililerinin ekonomik ilişkilerden bahsetmesi, her ne kadar yakında isim değişikliği için referanduma gitse de Makedonya’yı anayasal ismiyle ilk tanıyan, ciddi ekonomik ve kalkınma yatırımları gerçekleştiren “dost ve kardeş” ülke Türkiye’nin FETÖ konusundaki uyarılarına “ağır” kaldığı su götürmez bir gerçek.

Bir günde oluşmadı, bir günde bitmez

Tam da bu noktada Makedonya Türkleri ve Türkiye’nin hassasiyetlerini gözeten dindaşların bir özeleştiri yapması gerekiyor. Kimilerine göre çok ütopik gelebilir fakat Makedonya’daki seçim sisteminin (Makedonya 6 seçim bölgesine ayrılmış durumda ve Türkler ülke genelinde yayılmış olarak yaşıyor. Bu yüzden 3 Türk siyasi partisi seçimlere tek başına değil koalisyonlar ile giriyor) Makedonya Türklerinin siyasi açıdan 3’e bölünmesinin FETÖ’yle mücadelenin daha ciddi ve etkin bir şekilde gerçekleşmesine engel oluyor. Dünyanın en küçük devletlerinden İsrail, yaptığı lobicilik ile küresel güç ABD’yi yönlendirebiliyorken, bizler oligarşik çıkarlar için milli çıkarlarımızı feda ediyoruz.

Makedonya’daki FETÖ yapılanması bir günde oluşmadığı gibi bu hain yapının bir günde bitmesini beklemek hayalciliktir. “Türkiye nezle olsa Balkanlar öksürür” sözü son dönemde çok fazla dillendirilmeye başlandı. Unutulmamalıdır ki bu hakikat sadece olumlu değil olumsuz taraflar için de geçerli oluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “at izi, it izine karıştı” uyarısını sadece Türkiye sınırları içerisinde değil FETÖ’yle mücadele edilen her yerde akıllardan çıkarmamak gerekiyor. Makedonya’da FETÖ ile mücadelenin etkin bir şekilde devam etmesi ve başarılı bir şekilde sonlandırılması birçok farklı parametreye bağlı. Tüm bu değişkenlerin üstesinden gelmek ancak ve ancak Türkiye’nin hassasiyetlerinin önemine haiz çevrelerin kişisel çıkarlarını bir yana bırakarak birlik ve beraberlik içerisinde üstüne düşenleri yapmalarıyla mümkün olacaktır.

 

 

*Bu yazı Gerçek Hayat Dergisi için yazılmıştır

Read Previous

Avusturya İçişleri Bakan Yardımcısı, Kosova’da

Read Next

Sırbistan’daki Sığınmacı Çocukların Okul Heyecanı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *