• BUGÜN 16/31
  •  Soğuk Savaştan Buzul Savaşına

    April 12, 2018 | 11:22

    Tarihi yazanlar dönemleri değerlendirme sürecinde, belli başlı olayları anlattıklarında, mecaz (metafor) kullanmayı severler. Bu mecazlar aslında dönemi ve gerçekleşen olayların kısa ve özet olarak okuyanlar tarafından anlama ve idrak etme sürecine yardımcı olmaktadırlar. İki kutuplu Dünya düzenine bizler “Soğuk Savaş” dönemi mecazını kullanarak tarihe not düşmüştük. Soğuk Savaş dönemi 1950’li yıllardan başlayan ve ABD-Sovyet Rusya arasında gerçekleşen yarışa denilmiştir. Soğuk Savaş dönemlerinde iki super güç, doğrudan olmasa bile dolaylı bir şekilde birbiri ile gerçekleştirdikleri İstihbarat savaşları, NATO, Varşova Paktı, Gladio gibi yapılanmalar sayesinde Dünya’yı iki bölgeye bölerek, yönetmeye yeltenmişlerdir. Bu siyasi proje ve konseptin uzun yıllar hakim olduğunu ve hatta Demokratikleşme dediğimiz çözülme sürecinde bile Soğuk Savaş mantığının devam ettiğini görmüştük ve görmekteyiz. Dünya’nın her yerinde Demokratikleşme süreci Soğuk Savaş mantığı ile gerçekleştirilmiştir. Yeni Dünya Düzeninde ulusların karşısına iki tercih çıkacaktır;

    Birincisi: Anti demokratik yapılar ve sistemlerle, milliyetçilik

    İkincisi:   Demokratik yapılarla, anti milliyetçilik.

    Tercih hakkımızı kullanmaya gelince bence, milliyetçiliği tercih ederek anti demokratik uygulamalara yönelmişizdir. Aksi tagdirde Demokratikleşme sürecinde bir taraftan, ABD’nin ve AB’nin gözetimindeki, Bosna, Kosova, Kafkaysa, Orta Doğudaki gerçekleşen savaşları ve diğer taraftan Balkanlardaki anti demokratik hareketlerinin yanında Orta Doğudaki “dikta” rejimlerin oluşturulmasına veya oluşmasına izin verilmesini nasıl açıklarsınız. Şahsen, birinci tercihteki anti demokratik yapılar ve sistemlerle, milliyetçilik olarak açıklarım. İşte bu Yeni Dünya Düzeninde büyük Devletler ve onların himayesinde olan küçük devletler Soğuk Savaş mantığı ile hareket sahalarını oluşturarak, değerlerin-değersizleşmesi projesine imza atacaklardır. Dünyada “ortalama” dediğimiz eğitim, ekonomi, büyüme ve tüketim toplumlarını oluşturacaklardır. Ortalamanın dışına çıkmaya çalışan birey veya devletleri sistem dışına iteceklerdir. Peki, Soğuk Savaştan sonraki dönemde neler değişecektir. Açıkçası ortalamanın dışına çıkmaya çalışan devletleri ve toplumları yeni bir konsepte zorlayacaklardır. Bu konsepti bendeniz “Buzul Savaş” konsepti olarak adlandırmaktayım. Buzul ne demektir, dağ zirvelerinde yaz-kış erimeyen ve yer çekiminin etkisiyle yer değiştiren büyük kar ve buz kütlesidir.

    Yeni dönemde, eski dönemin mantığı olan Soğuk Savaş mantığına geriye dönüş olmuştur. Dünyadaki yapılanmalara baktığımızda eski karların erimediği, sadece ve sadece yeni aktörler ve ihaleler ayarlanmaktadır. ABD’nin bilhassa Ortadoğu politikalarına yeni bir denge olan Türkiye’nin müdahil olması, ABD ve AB’nin bölgedeki terror örgütlerine yardım ve yataklık mantığının devam etmesi, ortalamanın üzerine çıkan veya çıkmaya çalışan ülkelerdeki faili meçhul cinayetler, darbe senaryoların oluşturulması ve uygulamaya konulması ve bunun gibi olayların açıklamasını ancak ve ancak Soğuk Savaş sonrasındaki Buzul savaşlar olarak izah edilebilir. Dünyadaki büyük güçlerin, yeni denge olan Türkiye’nin oyuna dahil olmasıyla kendi ahenklerini de kaybetmişlerdir. Stalin döneminden itibaren ABD’nin müttefiki olan Rusya yeni ittifaklar aramakta, Çin bu yeni konsepte kendi iç egemenliğini güçlendirip Rusya ile yeni ittifak arayışına girişmesi olasılık dahilinde. İngiltere’nin Alman gücünden uzaklaşarak kendince yeni ittifaklara kapılarını aralaması bir tesadüf mü sizce. ABD’nin yeni ihalelerini Fransaya verme çabaları bu yeni Buzul Savaşın ayak seslerinin izleridir. Buzul Savaşta Ortadoğu haliyle kilit nokta haline gelecektir. Türkiye’nin operasyonları sayesinde yerel ahali ve elitler büyük bir rahatlama ve soluk alma sürecine girmiştir. Bölge ahalisinin Türk etkisinin buzulların eritmesini ve yeni baharların gelmesi için dua ve beklenti içine girmeleri gayet doğaldır.

    Şu an ki görünen gerçek Buzul Savaşların başlamadan bitmesi Türkiye’nin elindedir. Bu savaşın başlatılması, Dünya siyasetine yeni modeller oluşturabilecek ve hasretle beklenen yeni dengelerin durdurulması içindir. Demek ki Buzul Savaş dünyamızda eski super güçlere alternatif, yeni adaletli güç veya güçlerin doğmasına karşı yürütülecek bir savaştır. Aktiv süperler buzulların eritilmesini istememektedirler, fakat soğukluk faktörü değişti. O yüzdendir ki Rusya ve İngiltere gibi ülkeler şu aşamada bir adım geri çekilip, Buzul Savaş süresince sivrilecek gücü/ güçleri görmek için bekleyebilir ve ona dahil olabilirler. Eğer Buzul Savaş ısrarı devam eder ise, belki de eski süperler eriyecek buzulların altında kalıp okyanuslara dökülecekler. Bekleyip göreceğiz.

     

     

     

    Yorum Yap