Yunanistan’da aşırı sağ mecliste 3 parti ile temsil ediliyor

Yunanistan’da düzensiz göçmen sayısının artması ve ekonomik krizle birlikte etkisi artan aşırı sağ, hazirandaki son genel seçimlerde son 50 yıldaki en büyük oy oranına ulaşarak mecliste 3 partiyle varlık gösterme imkanı sağladı.

“Avrupa’da aşırı sağ” başlıklı dosya haberinin yedinci bölümünde AA muhabiri, Yunanistan’da aşırı sağı besleyen faktörler ve mevcut siyasi tabloyu derledi.

Göçmen karşıtlığı ve ekonomik kriz aşırı sağı besleyen unsurlar oldu

Yunanistan 1990’larda başta Arnavutluk olmak üzere çevre ülkelerden yoğun göç aldı. 2000’li yıllarda ise Kuzey Afrika, Irak, İran, Suriye, Pakistan, Hindistan ve Mısır gibi ülkeler, göçmen akınlarına kaynaklık etti.

Yunanistan’ı iflasın eşiğine taşıyan, 2009’da patlak veren ekonomik kriz ve işsizlik sorununda göçmenleri günah keçisi seçen aşırı sağın söylemleri, toplumda daha fazla karşılık bulmaya başladı.

Öte yandan, Yunanistan’ı iflastan kurtarmak adına kemer sıkma politikaları dayatan Avrupa Birliği (AB) ve IMF, Batı’ya karşı şüphe ve hayal kırıklığı yarattı. Aşırı sağ Yunanistan’da, geleneksel olarak bağlı olduğu Batı ile arasına bu dönemde mesafe koyan seçmenin de desteğini aldı.

Ekonomik kriz yıllarında yükselen Altın Şafak

Altın Şafak Partisi, bu dönemde yükselen aşırı sağın siyasi temsilcisi oldu.

Göçmen karşıtı söylemlerle 2000’li yılların başında güçlenmeye başlayan Altın Şafak, 2009 Avrupa Parlamentosu (AP) ve genel seçimlerinde yüzde 1’in altında oy alırken kemer sıkma politikalarına karşı başkent Atina’da düzenlenen eylemlerde varlık gösterdi.

Altın Şafak, kemer sıkma politikalarına karşı duruşu ve göçmen karşıtlığı içeren politikalarıyla Mayıs 2012’deki seçimlerde yüzde 6,97 oy alarak meclisteki 6’ncı büyük parti olmayı başardı. Altın Şafak, bu oy oranı ile 300 sandalyelik mecliste 21 milletvekili ile temsil hakkı kazanarak ilk kez meclise girmiş oldu.

Altın Şafak, Mayıs 2014 AP, Ocak ve Eylül 2015 genel seçimlerinde oy oranı yüzde 10’u aşamasa da 3’üncü parti olabilmeyi başardı. Ekonomik krizin yavaş yavaş etkisini kaybettiği Temmuz 2019 seçimlerinde ise yüzde 3’lük seçim barajını aşamadığı için meclis dışında kaldı.

Siyasi partiden suç örgütüne dönüşüm

Tüm bu süreçte Altın Şafak üyelerinin sol gruplara, göçmenlere karşı işlediği suçlar Yunan yargısına taşındı. Ekim 2020’de Yunan mahkemesince “suç örgütü” kabul edilen partinin yöneticilerine hapis cezası verildi.

Altın Şafak’ın sembol isimlerinden eski milletvekili İlias Kasidiaris ise suç örgütü kurmak ve suç örgütüne üyelikten mahkum olmasına rağmen siyasette adından söz ettirmeye devam etti.

Kasidiaris’in, kendi kurduğu Yunanlar-Milliyetçi Parti ile 21 Mayıs’taki genel seçimlere katılma niyeti anlaşıldığında, şubatta yapılan yasal bir düzenleme ile suç örgütüyle bağlantılı kişilerle irtibatlı partilere seçim engeli getirildi.

Böylece, Kasidiaris’in kurduğu Yunanlar-Milliyetçi Partinin 21 Mayıs’ta düzenlenen genel seçimlere, Kasidiaris’in de aralarında bulunduğu bağımsız milletvekili adaylarından oluşan “Vatan ve Özgürlük için Yunanlar” isimli ittifak ise haziran genel seçimlere katılamadı.

Haziran genel seçimlerinde yükselen aşırı sağ

Kasidiaris’in haziran seçimlerine sadece günler kala destekleyeceğini açıkladığı aşırı sağcı Spartalılar Partisi ise yüzde 4,68 oy oranıyla meclise 12 milletvekili sokmayı başardı.

Siyasi yelpazenin tam sağında görünen bir başka aşırı sağ parti Yunan Çözümü, haziran genel seçimlerinde yüzde 4,44 ile 12, dini unsurlara olan vurgusuyla tanınan aşırı sağcı Zafer Partisi ise yüzde 3,70 oy oranı ile 10 milletvekilini, 300 sandalyeli meclise yerleştirmeyi başardı.

Böylelikle son haziran genel seçimlerinde aşırı sağın aldığı toplam oy oranı yüzde 12,82 oldu.

Aşırı sağa yönelik kapsamlı araştırma

Eteron Araştırma ve Sosyal Değişim Enstitüsü, ekimde yaptığı “aşırı sağın röntgeni” isimli kapsamlı araştırma ile Yunanistan’daki aşırı sağı mercek altına aldı. Araştırmayla 100’e yakın soruda ekonomiden dış politikaya kadar geniş bir yelpazede seçmenlerin görüşleri belirlendi.

Araştırmanın proje direktörü Yannis Albanis araştırmanın sonuçlarını ve Yunanistan’daki aşırı sağ unsurları AA muhabirine değerlendirdi.

Yunanistan’da aşırı sağın yeni bir unsur olmadığını, geçmişte de her zaman var olduğunu belirten Albanis, bu kesimin özellikle 1967-1974 yıllarında ülkede hakim olan cunta rejimiyle ilgili olduğuna işaret etti.

Albanis, 1977’de cunta rejimine yakın milliyetçi kanadın yüzde 7 oy aldığını, ilerleyen süreçte aşırı sağın, merkez sağda yer alan Yeni Demokrasi Partisi içerisinde yer bulduğunu belirtti.

Bu kesimin uzun süre kendilerini ifade edecek aşırı sağ bir parti ile temsil edilmediklerini kaydeden Albanis, “Ancak son 20 yıldır, özellikle Yunanistan göçmen alan bir ülke olduktan sonra, aşırı sağın Yeni Demokrasiden bağımsız olarak önce Karacaferis’in partisi LAOS ile sonra da Altın Şafak ile ki Altın Şafak radikal Nazist bir suç örgütüydü, yükselişini görüyoruz.” diye konuştu.

Albanis, Haziran 2023 genel seçimlerinde aşırı sağı temsil eden partilerin toplamda yüzde 12,82 oranında oy aldığına dikkati çekerek bunun, diktatörlüğün ülkede son bulduğu 1974’ten beri aşırı sağa ait en yüksek oran olduğunu kaydetti.

Aşırı sağın yaklaşık son 20 yıldır yükseliş nedenlerine de değinen Albanis, bunun ekonomi ve göçmen meselesi ile yakından ilgili olduğunu ancak bunlarla sınırlandırılamayacak kadar kapsamlı olduğunu ifade etti.

Albanis, ekonomik kriz öncesinde kötüleşmeye başlayan yaşam standartlarının ve önemli toplumsal sınıfların ülkedeki ekonomik kalkınmaya dahil olamadığını hissetmesinin bunda etkili olduğuna işaret etti.

Yunanların ekonomik olarak çektikleri zorluklarda göçmenlerin etkili olduğuna ilişkin basında çıkan yansımaların da aşırı sağı beslediğini ve ekonomik krizde bu algıların daha da derinleştiğini ifade eden Albanis, Avrupa’daki genel göçmen, İslam ve yabancı karşıtlığının da Yunanistan’ı etkilediğinin yadsınamayacağını belirtti.

Aşırı sağ, gelenekselin aksine Batı karşıtı tavır sergiliyor

Albanis, “Yunan sağı geleneksel olarak Amerika ve AB yanlısıdır. Bu siyasi ve ekonomik elitin 1945-1949 yıllındaki iç savaşta sola karşı ABD ile yakınlaşmasındandır.” diye konuştu.

Yaptıkları araştırmanın bu durumla çelişen sonuçları da ortaya koyduğunu belirten Albanis, halen Yunan Parlamentosundaki üç aşırı sağ partinin farklı derecelerde de olsa Batının ve AB’nin karşısında bir duruş sergilediğini kaydetti.

Albanis, “Örneğin, Ukrayna-Rusya savaşında Ukrayna’ya dost bir duruş sergilemiyorlar. Gazze’deki Filistin-İsrail savaşında İsrail’e yakın bir duruşları yok. AB ve avroya karşı çekimser bir tavırları var.” dedi.

Yeni Demokrasi Partisinin Batı yanlısı bir çizgisi varken aşırı sağın Batıya karşı mesafeli olduğuna işaret eden Albanis, bunun yeni bir durum olduğunu ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde de benzer durumlar yaşandığını kaydetti.

Albanis, ekonomik krizde Avrupa’nın Yunanlara karşı cezalandırıcı ve haksız tavrının toplumda hayal kırıklığı yarattığını belirterek “Yunan toplumu genel olarak AB’den çıkmayı istemiyor, çoğunluk AB’de kalmanın ayrılmaktan daha avantajlı olduğuna inanıyor ancak çok fazla umut ve inanç yok. AB’nin söylemleri ile eylemleri arasında farklılık olduğuna ilişkin bir inanç var.” değerlendirmesinde bulundu.

Temelde aynı ideolojik algıya sahip 3 farklı aşırı sağ parti

Yaptıkları araştırmaya göre meclisteki üç aşırı sağ partinin seçmenlerinin tesadüfen değil, bilinçli tercihler sonucu bu partilere oy verdiğini belirten Albanis, bu partilerin kendi aralarında farklılıklar olsa da üç partinin de seçmeninin milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, komşulara karşı sert dış politika anlayışı, göçmen haklarına karşıtlık gibi alanlarda benzer ideolojik algılara sahip olduğunu kaydetti.

Albanis, “Şu an aşırı sağın siyasi haritasının şekillenmesine bakacak olursak bu üç partiden hiçbirinin aşırı sağı birleştirip seçmeni bir araya toplayabileceğini sanmıyorum. Ancak farklı bir lider ortaya çıkarsa aşırı sağın büyük bir bölümünü kendine çekebilir. Hatta bugüne dek henüz aşırı sağa oy vermemiş kişileri de kendine çekebilir. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde üç aşırı sağ partinin toplam desteğinin genel seçimlerdekinden yüksek olacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Spartalılar Partisinin Altın Şafaktan devraldığı bir organizasyon yapısı olduğu ve Zafer Partisinin dini çevrelerle ilişkisi nedeniyle bir iletişim ağının olduğunu belirten Albanis, aşırı sağ partilerin seçmenlerle asıl iletişim aracının ise sosyal medya olduğuna işaret etti.




AA

Read Previous

İsrail saldırılarında Gazze Şeridi’nde 200’den fazla tarihi ve kültürel varlık yıkıldı

Read Next

Dünyada 2023’te birçok ünlü isim hayatını kaybetti