Yunan basını, Türkiye’nin “Mavi Vatan” stratejisiyle Doğu Akdeniz’de askeri, diplomatik ve enerji alanlarında belirleyici güç haline geldiğini yazdı.
Yunan basını, Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrinini ve Doğu Akdeniz’de yaşanan son gelişmeleri analiz ederek Atina yönetimine uyarılarda bulundu.
Yunanistan’da yayımlanan Hellas Journal gazetesinde yer alan analizde, Doğu Akdeniz’deki jeopolitik tablo ile Türkiye’nin bölgedeki girişimleri ayrıntılı biçimde ele alındı.
“DOĞU AKDENİZ BARUT FIÇISINA DÖNÜŞTÜ”
Analizde, Doğu Akdeniz’in enerji alanındaki artan rekabet, deniz yetki alanları üzerindeki gerilimler ve büyük güçler arasındaki mücadele nedeniyle “gerçek bir barut fıçısına dönüştüğü” ifade edildi.
“MAVİ VATAN” DOKTRİNİ VURGUSU
Hellas Journal analizinde, “Türkiye’nin ‘Mavi Vatan’ doktrinine stratejik olarak yatırım yaptığı” belirtilerek, bu yaklaşımın Yunan tarafınca uluslararası hukuka aykırı görülen bir teori olarak değerlendirildiği aktarıldı.
Analizde, bu doktrinle birlikte Ankara’nın deniz yetki alanlarındaki etkisini artırdığı, bunun da Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi için önemli bir baskı unsuru oluşturduğu kaydedildi.
“TÜRKİYE SADECE SÖYLEMLE YETİNMİYOR”
Analizin dikkat çeken bölümlerinden birinde, Türkiye’nin diplomatik girişimleri sayesinde sahadaki güç dengesini etkileyebildiği vurgulandı.
Analizde, bu duruma dikkat çekildi ve “Türkiye sadece söylem üretmiyor; sahada, müzakere masasında ve enerji diplomasisinde eş zamanlı ilerliyor. Başka bir ifadeyle, bölgede dengeyi tek başına değiştirebiliyor.” değerlendirmesinde bulunuldu.
LİBYA ANLAŞMASI HESAPLARIN MERKEZİNDE
Yunan basınına göre, Türkiye’nin 2019 yılında Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları anlaşması, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki tüm stratejik hesaplarının merkezinde yer alıyor.
Analizde ayrıca, Türkiye-Libya ilişkilerindeki son dönemdeki hızlanmaya dikkat çekildi. 2025 yılının başında Bingazi’de Türk konsolosluğunun açılması, Ankara-Trablus hattında yeni bir aşamanın işareti olarak yorumlandı.
ENERJİ VE HİDROKARBON HAMLELERİ
Hellas Journal, Temmuz 2025’te Türkiye ile Libya arasında enerji, altyapı ve hidrokarbon alanlarında imzalanan anlaşmanın, Yunanistan ve Mısır’ın deniz yetki alanlarını belirlemeye yönelik girişimlerine “doğrudan bir yanıt” olduğunu yazdı.
Gazete, 8 Aralık’ta Libya Ulusal Petrol Şirketi’nin (NOC) Türk şirketleriyle birlikte Sirte Havzası’nda ilk keşif sondajlarını başlattığını duyurmasını kritik bir gelişme olarak değerlendirdi.
Bu adım, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’daki enerji yarışında kalıcı olma niyetinin göstergesi” şeklinde yorumlandı.
TÜRKİYE’NİN ETKİSİ AKDENİZ’LE SINIRLI DEĞİL
Analizde, Türkiye’nin bölgesel etkisinin yalnızca Doğu Akdeniz ile sınırlı olmadığına da dikkat çekildi.
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri ve siyasi varlığına işaret edilerek şu değerlendirme yapıldı:
“Ankara, Suriye’nin siyasi mimarisinde en etkili aktörlerden biri haline geldi.”
Bu durumun, Türkiye’yi hem Doğu Akdeniz hem de Orta Doğu denkleminde vazgeçilmez bir aktör konumuna taşıdığı vurgulandı.
DOĞAL GAZ GERİLİMİN ANA TETİKLEYİCİSİ
Analizin son bölümünde, Doğu Akdeniz’deki gerilimin temel nedeninin büyük doğal gaz keşifleri olduğu ifade edildi.
Enerji kaynaklarının, bölgenin zaten yüksek olan jeostratejik önemini daha da artırdığı, Türkiye’nin ise askeri, diplomatik ve enerji politikalarıyla bu sürecin merkezinde yer aldığı belirtildi.
ATİNA’YA NET UYARI
Yunan basını analizini şu uyarıyla tamamladı:
“Doğu Akdeniz’de denge son derece kırılgan. Türkiye’nin attığı her adım, yalnızca ikili ilişkileri değil, tüm bölgesel dengeyi etkiliyor. Atina teyakkuzda olmalı.”
hürriyet







