Yücelciler idam edilişlerinin 73. yıldönümünde, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından çevrim içi olarak düzenlenen programla yad edildi.

TİMEBALKAN

Çevrim içi olarak düzenlenen “Yücel Şehitlerini Anma Programı”na YTB Başkanı Abdullah Eren, Kuzey Makedonya Anayasa Mahkemesi Başkanı Salih Murat, MATÜSİTEB Genel Başkanı Hüsrev Emin, Kalkandelen Üniversitesi Şarkiyat Bölümü Öğretim Üyesi Süleyman Baki Araştırmacı – Yazar Yıldırım Ağanaoğlu, Şair-Yazar Leyla Şerif Emin’in yanı sıra çok sayıda izleyici katıldı.

YTB Başkanı Abdullah Eren yaptığı açılış konuşmasında, çok acı dolu bir olayın 73. Yılında şehitlerimizi anmak ve şehitlerimizi etrafında Balkan Türklüğü mücadelesini konuşmak için bir araya gelindiğini söyledi.

Yücel şehitlerine Allah’tan rahmet dileyerek sözlerine başlayan Eren, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı olarak yurtdışında yaşayan vatandaşların ve hususen da soydaş ve akraba topluluklarımıza yönelik faaliyetler yürüttüklerini belirtti.

Dünyanın farklı topraklarında, farklı coğrafyalarında Türk ve Müslüman davasını yürütmüş, hayatları boyunca bu davanın içerisinde olmuş, bedel ödemiş, kişileri veya olayları ile ilgili faaliyetler yaptıklarına dikkati çeken Eren, “Türk Cumhuriyetlerinde ve Balkanlar’da 19. ve 20. Yüzyılda bu mücadele hayatını kaybetmiş insanlarımızı anmaya, yad etmeye, olayları hatırlamaya gayret ediyoruz. Bu kapsamda da bu anma programlarını çok önemsiyoruz.” ifadelerini kullandı.

73 sene evvel Makedonya’da Türk ve Müslümanlık davası uğruna Türklerin en temel haklarının verilmesi gayesiyle hiçbir şiddet eylemi içermeden sadece temel hak ve insan hak özgürlüklerini ele alarak mücadele eden Yücelciler yargılandığını anımsatan Eren sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece 6 gün sürmüş bu yargılama süresinde Şuayip Aziz, Ali Abdurrahman, Adem Ali ve Nazmi Ömer idama mahkum edilmiş, hiç hak etmedileri bir şekilde kurşunlanarak idam edilmiş ve mezarları dahi varlıklarından korkulurcasına saklanmış. Fakat onların vermiş olduğu bu mücadele neticesinde Makedonya’da daha sonraki yıllarda Türklük mücadelesi yeşermiştir.”

Yücelcilerin vermiş olduğu mücadelenin sadece 1940’lı yıllarda vefat ettikleri 48’e kadar verilen bir mücadele olmadığını kaydeden Eren, “Türklük ve Müslümanlık davası uğruna verilen mücadele, bu ruh ve motivasyon farklı çağlarda, farklı zamanlarda, farklı mekanlarda aslında birbiriyle örtülü, birbiriyle bağlantılı verilen bir mücadele. Melikşah’ın, Alparslan’ın Fatih Sultan Mehmet Han’ın vermiş olduğu Mustafa Kemal’in vermiş olduğu mücadelenin bir devamı. Yücelciler’in mücadelesine baktığınız zaman ondan 30 yıl evvel sovyet zulmüne karşı onlar tarafından Basmacılar diye tabir edilen Tacikistan Türkmenistan sırtlarında Türkistan yurdunda Türklük uğruna mücadele eden insanların verdiği o mücadelenin bir izini görebilirsiniz. Yine oradan geldiğinizde Balkan Türklüğü’nün sembol ismi ve şüpheli bir trafik kazasında şehit olan doktor Sadık Ahmet’in mücadelesinde de Yücelciler’in izini görebilirsiniz.” değerlendirmesinde bulundu.

Farklı zamanlarda aynı ruhla verilen mücadelenin bugün de devam ettiğini söyleyen Eren, “Hem Balkan Türkleri ve Müslümanları hem de onların yüzünü döndükleri Türkiye dünyada bu mücadeleyi vermeye devam ediyor. 93 harbinde Balkan savaşlarında ve hatta Yücelciler olayı yaşandıktan sonra Makedonya’da çok fazla insanımız Türk ve Müslüman Türkiye’ye anavatanlarına göç etti. Bugün belki o büyük göçler olmasa Balkanlar’da çok daha büyük bir Türk nüfusundan bahsedebilecektik.” diye konuştu.

Bulgaristan Türklerinin ve Müslümanlarının, Balkan Türklerinin ve Müslümanlarının davasının ve mücadelesinin hala devam ettiğinin farkında olduklarını belirten Eren, “Bu anlamda Balkanlar’daki kardeşlerime son olarak şu mesajı vermek istiyorum. Her nerede olursak olalım, bir ve beraber olmak durumundayız.” ifadelerini kullandı.

– Yaklaşık 200 bin insanımız göç etti

Yıldırım Ağanoğlu burada yaptığı konuşmada, Yücelcileri ilk 13 yaşındayken annesinden duyduğunu söyledi.

Yücel mahkemesinin Türk nüfusunun Makedonya’dan tasfiyesi anlamına geldiğini kaydeden Ağanoğlu, “Siyasi baskı altına alarak, adeta ruhlarını karartarak en sevdikleri evlatlarının şehadete ulaşmalarıyla göçler 1952 yılından 1967’ye kadar eski Yugoslavya topraklarından kitlesel olarak insanlarımız resmi rakamlara göre yaklaşık olarak 200 bin insanımızın göç ettiği görülüyor.” ifadelerini kullandı.

– Balkanlarda medeniyeti güzelleştiren bir milletiz

Anayasa Mahkemesi Başkanı Murat da Yücelcilerin Makedonya Türk varlığının bir mirası olduğunu ve iyisiyle kötüsüyle bu mirasa sahip çıkılması gerektiğini söyledi.

Yücel Teşkilatı döneminde Makedonya’daki Türklerin durumu hakkında bilgiler paylaşan Murat, “Makedonya’da eski Yugoslavya’da Türk nüfusu önemli bir nüfus. İkincisi Makedonya’daki mülk sahipleri çoğunlukla Türkler. Üçüncüsü zamanın işletmeleri, Üsküp’ün ortak işletmelerinin %50’sinden fazlası Türk isimleri. Biz Balkanlarda medeniyeti güzelleştiren milletiz. Bizim için olmayan bir tarih yazdılar. Biz onu kabul etmiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

– Bugün bizim için tarihi bir gündür

Yazar ve şair Leyla Şerif Emin de Yücelciler konusunun Makedonya Türkleri için bir “travma” olduğunu söyledi.

Yücelciler konusunun gelecek zamanda aydınlatılması ve kendilerine iade-i itibar yapılması gerektiğinin altını çizen Emin, “Onlar bu ülke için bir tehlike değildi. Tam aksine sadece kendilerinin milli ve manevi değerlerine sahip çıkmaya çalışan eğitimli aydınlardı. Bugün Tefeyyüz İlkokulu’nda Yücel Şehitleri Anıtı’nın dikilmesi tarihi bir olay ve bir o kadar da anlamlıdır. Bu bir başlangıçtır. Bugün bizim için tarihi bir gündür de denilebilir. Bundan sonraki adımlar İnşallah daha güzel olacak.” yorumunda bulundu.

– Kitabe, milli ve manevi değerlerimize bağlılığımızı izhar etme anlamında kıymetli

Kalkandelen Üniversitesi öğretim üyesi Süleyman Baki ise Yücelcilerin Makedonya Türklerinin manevi hayatına katkısı ve Yücel Teşkilatı başkanının yetiştiği medrese ve camia üzerinde durdu.

Ülkenin Türkçe eğitim veren köklü eğitim kurumu Tefeyyüz’de Yücel Şehitleri Anıtı’nın dikilmesinin önemine dikkati çeken Baki, “Kitabenin burada dikili olması gerçekten mutluluk verici. En azından gelecek nesillere bunu aktarma noktasında geçmişle bağımızı yeniden tesis etme, milli ve manevi değerlerimize bağlılığımızı izhar etme anlamında kıymet ifade ediyor. Bu anlamda MATÜSİTEB, İHH Vakfı, Tefeyyüz İlkokulu ve Çayır Belediyesi’ni tebrik ediyorum. Başta Tefeyyüz olmak üzere bu kitabeye hepimizin sahip çıkması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Önceki Haber

Türkiye Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, Kuzey Makedonya’da temaslarda bulundu

Sonraki Haber

Türkiye’den yasa dışı yollarla Yunanistan’a geçmeye çalışan 3 PKK mensubu yakalandı