TBMM Başkanı Kurtulmuş, Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Zupancic ile görüştü

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye’ye resmi ziyaret gerçekleştiren Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Urska Klakocar Zupancic ile Meclis’te bir araya geldi.

Klakocar Zupancic’i TBMM’ye gelişinde karşılamasının ardından Türk ve Slovenya bayrakları önünde görüntü veren Kurtulmuş, daha sonra konuk mevkidaşıyla baş başa görüşme gerçekleştirdi, heyetler arası toplantıya başkanlık yaptı.

Görüşmelerin ardından TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Kurtulmuş, Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Klakocar Zupancic ve heyetini Meclis’te ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bugün Klakocar Zupancic ile iki ülke ilişkilerini teferruatlı bir şekilde ele aldıklarını belirtti.

İki ülke arasındaki stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerin her geçen gün arttığını ifade eden Kurtulmuş, Slovenya’nın dışişleri ve savunma bakanlarının geçen yıl Türkiye’ye yaptığı ziyaretin de bu sürece olumlu katkıları olduğunu vurguladı.

Slovenya Meclis Başkanı’nın 11 yıl aradan sonra Türkiye’ye resmi ziyaret gerçekleştirmesinin, iki ülke arasındaki ilişkileri artıracağını kaydeden Kurtulmuş, öte yandan Slovenya’da gelecek ay yapılacak seçimlerin hayırlı olması temennisinde bulundu.

TBMM’de güçlü bir Slovenya Dostluk Grubu’nun bulunduğunu belirten ve seçimden sonra Slovenya tarafında oluşacak Türkiye Dostluk Grubu ile ilişkilerin güçlendirilerek devam ettirilmesi temennisini paylaşan Kurtulmuş, “Hükümetlerimiz arasında var olan ilişkilerin, parlamenter diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak iki ülke parlamentosu tarafından da güçlendirilmesinde ortak bir niyet ve enerjiye sahip olduğumuzu ifade etmek isterim.” dedi.

Türkiye ile Slovenya’nın öncelikle NATO üyeliği bakımından ortak bir zemine sahip olduğunu anımsatan Kurtulmuş, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği sürecinde Slovenya’nın her zaman destek olduğunu ifade etti.

“Muhalefetin engelleme çalışmalarına rağmen Filistin devletinin tanınmasına vesile olmuştur”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından uygulanan soykırıma sessiz kalmayan ülkelerden birinin de Slovenya olduğunu dile getiren Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Slovenya, özellikle Filistin davasına, orada zulüm gören, soykırıma tabi tutulan Filistin’in masum insanlarına verdiği destekle ve en son da geçtiğimiz yıl Filistin devletinin resmen tanınması sürecindeki olağanüstü destekleriyle tarihin doğru tarafında, insanlık cephesinin içerisinde yer almış Avrupa’nın önemli ülkelerinden birisidir. İspanya, Norveç ve İrlanda ile birlikte Slovenya’nın yolunu açmış olduğu Filistin’i tanıma süreci, geçtiğimiz sene Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında 11 Batılı ülkenin daha Filistin devletini tanımasına vesile olmuştur. Özellikle değerli mevkidaşım Zupancic’in Slovenya parlamentosunda Filistin devletinin tanınması oylaması sırasında göstermiş olduğu fevkalade güçlü liderlik dolayısıyla burada huzurlarınızda takdirlerimizi, tebriklerimizi ve teşekkürlerimizi ifade etmek istiyorum. Gerçekten o zorlu oylamada muhalefetin engelleme çalışmalarına rağmen fevkalade dirayetli bir yönetim sergileyerek Filistin devletinin tanınmasına vesile olmuş ve tarihi bir adımın atılmasına öncülük etmiştir. Bu adım, Batı ülkeleri bakımından da yolu açan, yol gösteren bir özellik taşımaktadır. Tebriklerimizi kendisine ve Slovenya Meclisine şahsında ifade ediyoruz.”

“‘Dünya beşten büyüktür’ tezinin Slovenyalı dostlarımız tarafından benimsenmekte olduğunu görmekten büyük memnuniyet duyuyorum”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin Slovenya ile ticaret, ulaştırma, enerji, turizm, savunma sanayi başta olmak üzere birçok alanda ilişkilerini sürdürdüğünü belirterek, Slovenya ile 3,7 milyar dolar seviyesinde olan ikili ticaret hacminin 5 milyar dolar seviyesine çıkarılmasının mümkün olduğunu ifade etti.

Slovenya ile ortak bir coğrafyanın da paylaşıldığına işaret eden Kurtulmuş, her iki ülkenin Balkanlar’da barışın, istikrarın ve dostluğun gelişmesi, güçlendirilmesi için ortak çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı.

Doğu Avrupa’da yer alan Slovenya’nın, Avrupa’da barışın, istikrarın ve güvenliğin sağlanması için gayret ettiğine dikkati çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Türkiye olarak bizim de hem bölgemizde yaşadığımız bütün sorunlarla hem de küresel ölçekte yaşadığımız sorunların tamamıyla ilgili temel perspektifimiz, barış, istikrar ve diyalogdur. Dünyada büyük sorunlar yaşanabilir ama bu büyük sorunların çözümü için mutlaka diyalog kapısının açık tutulması ve kavgaların, çatışmaların önlenerek, barışın sağlanarak istikrar zemininin tahkim edilmesi, bütün bölgesel ve küresel sorunların anahtarı olan kavramlardır. Türkiye’nin bu anlamda hem Rusya-Ukrayna arasındaki krize hem Akdeniz’de yaşanan sorunlara hem de özellikle Filistin davasına yaklaşımı bu çerçevededir. Biliyoruz ki bu sorunların çözülebilmesi için adaletli ve bütün milletlerin varlığını, haklarını koruyan bir yaklaşımla hareket edilmesi zorunludur. Bu çerçevede karşımıza çıkan temel sorun ise dünyada barışı sağlamaya müsait bir uluslararası sistemin bulunmayışıdır.

Uluslararası sistem, hem Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısı dolayısıyla hem de olaylara yaklaşımı vesilesiyle maalesef problem çözme, savaşları önleme ve barışı tesis etme gücünü kaybetmiştir. Bunun için sürekli kullandığımız ‘Yeni bir dünya sistemine ihtiyaç var’, ‘Dünya beşten büyüktür’ tezinin bir kez daha Slovenyalı dostlarımız tarafından benimsenmekte olduğunu görmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Kural bazlı ve bütün ülkelerin egemenlikte eşit kabul edildiği yeni bir dünya sisteminin kurulmasında, bu perspektife sahip olan ülkelerin çalışması kaçınılmaz bir ödev olarak önümüzde duruyor.”

“Netanyahu ve çetesinin Gazze halkına karşı sürdürdüğü soykırımı unutturmasına asla müsaade etmememiz lazım”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Filistin meselesinin hem insanlığın önünde çözülmesi zorunlu olan hayati bir mesele hem de insanlığın bundan sonraki gelişimi için yol gösterici bir insanlık rehberi olduğuna inandıklarının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Filistin’de hakkaniyet ve adalet sağlanmadan, Filistin devletinin de var olduğu iki devletli bir çözüm kabul edilmeden Orta Doğu’ya asla barış gelmeyecektir. Orta Doğu’daki ve dünyanın birçok yerindeki gelişmelerin de tekrar altını çizerek ifade etmek isterim ki Netanyahu ve çetesinin Gazze halkına karşı sürdürmekte olduğu katliamı, soykırımı unutturmasına asla müsaade etmememiz lazım. Bu, büyük bir insanlık suçudur, insanlık tarihinin gördüğü en büyük suçlardan birisidir, dünyadaki diğer gelişmelerin gölgesinde asla kalmamalı.

Her ne kadar bir barış dönemine geçiliyor görünse de asla bu katliamların, soykırımların unutturulmaması ve burada sözde bir barış sağlanıyormuş gibi yapılarak Netanyahu ve çetesinin elini yıkayarak bu kanlı senaryodan kendisini tecrit etmesine müsaade edilmemelidir. Bunun için Filistin davasına böylesine yürekten destek veren dostlarımızla aynı platformda, aynı ülkelerde bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Slovenya’ya önümüzdeki seçimler dolayısıyla başarılar diliyoruz. Değerli mevkidaşım Zupancic’e ve değerli heyetine tekrar Türkiye ziyaretleri dolayısıyla teşekkür ediyorum.”

“(TBMM Genel Kurulu’ndaki arbede) ‘Benim görüşüme uymayan konuya zorla müdahale ederim, bunu yaptırmam’ diyemezsiniz”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“Dün TBMM Genel Kurulu’nda Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin, yemin töreni sırasında yumruklu kavga görüntüleri yaşandı. Aynı zamanda CHP milletvekillerinin protestosu vardı. Sonrasında bakanlar AK Parti milletvekillerinin eşliğinde yemin etti. Bu görüntüler hakkında neler düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Kurtulmuş, bakanların yemin töreninin Anayasa ve TBMM İçtüzüğü’nün amir hükümleri uyarınca gerçekleştiğini, bunun yasal bir zorunluluk olduğunu, bakanların yemin etmesiyle birlikte işlemin tamamlandığını söyledi.

Kurtulmuş, “Anayasa’dan kaynaklanan bu işlemin yerine getirilmesini önlemeye kalkmak, hele hele bunu kürsü işgali gibi, yemin edecek bakanı yemin ettirmemek gibi cebri, eskilerin tabiriyle metazori gibi birtakım yöntemlerle önlemeye kalkmak, asla ve asla demokrasinin içerisinde yoktur.” dedi.

Demokrasi içerisinde en yüksek perdeden eleştirilerin yapılabileceğine ve görüşlerin söylenebileceğine, TBMM’nin bu anlamda herkesin görüşünü rahatlıkla ifade edebileceği imkana sahip olduğuna işaret eden Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Asla, ‘Benim görüşüme uymayan konuya zorla müdahale ederim, bunu yaptırmam’ diyemezsiniz. Bu, Anayasa’ya da aykırıdır, demokratik teamüllere de aykırıdır ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışının son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum. Beğenmeyebilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nde bakanların nasıl atanacağı bellidir. Milletimiz sandıkta kararını vermiş ve Sayın Cumhurbaşkanı’na, milletimizi belirli süre içerisinde yönetme yetkisini vermiştir. Sayın Cumhurbaşkanı bundan evvelki bakanları nasıl atadıysa ve o bakanlar nasıl görevlerine başladıysa dün de yeni göreve atanmış olan iki bakan arkadaşımız aynı prosedürler çerçevesinde Meclis’e gelmişler, yeminlerini etmişler ve işlem tamamlanmıştır. ‘Bunu yaptırmayacağım’ demek, kimsenin hakkı değildir, kimsenin böyle bir demokratik hakkı olamaz. Ama herkesin demokrasi gereği hangi konuya itiraz edecekse hem parlamentonun genel kurulu bünyesinde hem parlamento dışında görüşlerini ifade etme hakkı vardır. Dolayısıyla bu metazori, bu zorlama TBMM’nin mehabetine yakışmamıştır. Anayasa’ya aykırı bir teşebbüs olarak kayıtlara düşmüştür.”

“Bütün partilerin temsilcilerine raporun nihai şekli gönderilecektir”

Kurtulmuş, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu’na ilişkin bir soruyu yanıtlarken, “Planlandığı gibi süreç gidiyor. Bu anlamda Komisyon’da olan bütün partilerin temsilcilerine raporun nihai şekli gönderilecektir. Tabii ki yine bu salonda 50 arkadaşımızı toplayarak rapor hakkında müzakere yapılacak, oylamayla birlikte rapor tamamlanarak bu süreç bütünüyle nihayete ermiş olacaktır.” dedi.

“Bu örümcek kafanın zaman zaman hortladığını görmekten büyük bir üzüntü duyuyorum”

“Kıyafeti nedeniyle Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş hedef alınmıştı, sonrasında ise bir anayasa tartışması gündeme geldi. Terörsüz Türkiye kapsamında olduğu gibi sivil anayasa konusunda benzer bir komisyonun kurulması fikri var mı?” sorusuna Kurtulmuş, kadınların kılık kıyafetiyle ilgili tartışmaların, bayat bir tartışma olduğu yanıtını verdi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, ülke olarak geçmiş yıllarda başörtüsü yasakları üzerinden ne kadar büyük bedeller ödendiğinin herkes tarafından bilindiğini, hatta kimilerinin tamamıyla şahsi tasarruflarıyla kendilerini devlet, yasa, anayasa ve Anayasa Mahkemesi yerine koyarak bu anlamda çeşitli yasakları fiilen uyguladığını, bu memleketin gencecik evlatlarını üniversite kapısından, kamu görevlilerini devlet hizmetinden mahrum bıraktığını anımsattı.

“Çok şükür bunların hepsi geride kaldı” diyen Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Öyle anlaşılıyor ki insanların kıyafetlerini yasaklayan bu örümcek kafa, hala tamamıyla ortadan kalkmamış. Bu örümcek kafanın zaman zaman hortladığını görmekten büyük bir üzüntü duyuyorum. Bu konuyu da öyle isteyerek konuşmuyorum. Sonuçta Türkiye’den bahsediyoruz, yakın dönemde büyük bedeller ödenmiş bir konudan bahsediyoruz.

Halkın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanına kıyafeti dolayısıyla hakaret etmek kimin haddinedir. Böylesine bir hadsizlik olabilir mi? Sana mı soracak hangi kıyafeti giyeceğini. Bu fevkalade yanlıştır. Sağda solda uyumuş, susmuş gibi görünen örümcek kafalıların bir daha hortlamaması için Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının, kılık kıyafet de başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için anayasal bir düzenleme şarttır. Bunun için de bizim zaten baştan beri söylediğimiz yeni, sivil, demokratik, katılımcı, kapsayıcı bir anayasa yapılması konusunda bütün siyasi partiler, bundan sonraki süreçte üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirir ve bir çalışma yapılır. Bu, Türkiye’nin ödevidir. Bu, sadece konulardan birisidir. Türkiye hala darbecilerin yapmış olduğu bir anayasayla yönetilmemelidir. Türkiye’nin siyasi birikimi, demokratik tecrübesi yeni bir anayasayı, özgürlükçü, sivil, demokrat, kuşatıcı, kapsayıcı bir anayasayı yapmaya yeterlidir ve inşallah önümüzdeki dönemde Türkiye bu çalışmanın içerisine girer diye ümit ediyorum. Bu konuda da herkesi kendi sorumluluklarını yüklenmeye davet ediyorum.”

“Filistin sadece Filistin halkına aittir”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, İsrail’in Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki tek taraflı adımlarının sorulması üzerine, Filistin davasında iki devletli çözümden başka bir çözümün bulunmadığını vurguladı. Kurtulmuş, “İsrail, işgal ettiği bütün alanlardan çekilmek ve ‘yerleşimci’ dedikleri, gasbedici unsurları oradan çıkarmak zorundadır. Filistin devleti de Gazze’siyle Batı Şeria’sıyla bölünmez bir bütündür. Filistin de sadece Filistin halkına aittir. Hiç kimsenin babasının malı değildir, hiç kimsenin satılık arazisi de değildir. Egemen bir Filistin devletinin kuruluşunu inşallah çok yakın bir zamanda göreceğiz, bunun için mücadele ediyoruz. Bunun için mücadele eden dünyanın onurlu bütün insanlarını, milletlerini de saygıyla selamlıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Zupancic: Siyasi diyaloğumuzun yanı sıra ekonomik işbirliğinin de güçlendirilmesi çok teşvik edici

İkili ilişkilerin güçlenmesine çok büyük önem atfettiklerini, iki ülke parlamentoları arasındaki ilişkilerin dostane ve yapıcı olmasının çok önemli olduğunu dile getiren Klakocar Zupancic, parlamentolar dostluk gruplarının meclisler arasında köprü kuran yapılar olduğunu, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin de ikili ilişkilere dinamizm kazandırdığını söyledi.

Klakocar Zupancic, “Siyasi diyaloğumuzun yanı sıra ekonomik işbirliğinin de güçlendirilmesi tabii ki çok teşvik edici. İkili ticaret büyüyor ve özellikle belli başlı altyapı projelerindeki işbirliği de çok başarılı.” dedi.

Türk Hava Yollarının iki ülke arasındaki ilişkilerde çok önemli bir rolü olduğuna dikkati çeken Klakocar Zupancic, İstanbul ile Lübliyana arasındaki uçuşların iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini artıracağını aktardı.

Klakocar Zupancic, Slovenya’nın Türkiye’nin barışın tesisi ve güvenliğin inşası ile ilgili önemli rolünü takdir ettiğini belirterek, “Slovenya aynı zamanda Türkiye’nin Suriye ile ilgili rolünü de çok önemsemektedir. Türkiye’nin aracı çabaları olmadan Ukrayna ve Rusya arasındaki barış görüşmeleri de mümkün olmayacaktı.” değerlendirmesinde bulundu.

“Slovenya, AB-Türkiye ilişkilerinin gelişmesini desteklemektedir”

Slovenya’nın, uzun vadeli bir çözüm bulunması açısından Türkiye’nin Orta Doğu’daki barış süreci konusundaki taahhüdünü de desteklediğini belirten Klakocar Zupancic, “Slovenya, 2024’te Filistin’i egemen bir devlet olarak tanımıştır. Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkını da tanımıştır ve aynı zamanda toprak bütünlüğüne de saygı göstermektedir. Gazze’nin ya da Batı Şeria’nın ayrılması kabul edilemezdir ve iki devletli çözümün de faydasız olmasını sağlayacaktır.” diye konuştu.

Klakocar Zupancic, Slovenya’nın, Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi uluslararası adalet kurumlarının çalışmalarını da desteklediğini vurguladı.

Suriye’deki gelişmelere de değinerek, Suriye’de “kapsayıcı ve istikrarlı” bir politik geçişi istediklerini ifade eden Klakocar Zupancic, “Bütün sivillerin durumları ve azınlıkların da koşulları güvence altına alınsın temennisi içerisindeyiz.” dedi.

Klakocar Zupancic, toprak bütünlüğüne müdahalenin uluslararası hukuka aykırı ve kabul edilemez olduğuna işaret ederek, “İran’daki insan hakları durumu konusunu da çok yakından takip ediyoruz. Birleşmiş Milletler’in hesap verebilirlik açısından çabasını çok önemli buluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Slovenya’nın Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemesini savunduğunu belirten Klakocar Zupancic, “Bölgedeki ülkelerin kriterleri karşılayıp AB’ye bu 10 yılın sonunda katılması çok önemli. Türkiye hala AB’ye aday bir ülke ve önemli ekonomik, siyasi ve dış politika ortağı. Slovenya, AB-Türkiye ilişkilerinin gelişmesini desteklemektedir.” diye konuştu.

Klakocar Zupancic, özellikle Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, vize kolaylığı gibi konuların önemine dikkati çekerek, “İnsandan insana bağların gelişmesi için ve aynı zamanda üst düzey diyaloğun da yeniden tesis edilmesi çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Göç konusunun da başka bir önemli işbirliği alanı olduğuna değinen Klakocar Zupancic, “Slovenya, AB’nin kapsamlı göç politikasını desteklemektedir. Türkiye bildiğiniz gibi çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülkelerden biri.” dedi.

Klakocar Zupancic, ülkesinin Ukrayna’da uzun vadeli bir barış olmasını istediğine işaret ederek, “Uluslararası çabaları destekliyoruz bu savaş sona ersin diye. Aynı zamanda Türkiye’nin bu konuda oynadığı müspet rol de bizim için çok değerli.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu barış bizim görmek istediğimiz bir barış değil.”

İsrail’in Filistin’e devam eden saldırılarına ilişkin de konuşan Klakocar Zupancic, “Bu barış, bizim görmek istediğimiz bir barış değil. Gerçek bir barış değil. Hala saldırılar var. Hala hayatlar kaybediliyor. Bu yasa dışı yerleşimlerin bir genişlemesi söz konusu. Benim kişisel görüşüm, bu barışın istikrarsız olacağı şeklindeydi.” ifadelerini kullandı.

Klakocar Zupancic, Filistin halkının temel yaşam hakkına sahip olduğunu ve istikrarlı bir barışa ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Ancak eğer İsrail’deki makamlar hala aynı kalırsa, bu olmayacak. Benim şahsi görüşüm. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde hakkında karar çıkmış biri hala bu mahkemenin karşısına gelmiyor ve bu ülkeyi yönetmeye devam ediyorsa, bu durum böyle devam edecek. Bu nedenle asgari en iyi istikrara ulaşabilmek için, hem Filistin halkıyla hem de İsrail’de serbest görüşlü, zihni salim insanlarla görüşmek lazım diye düşünüyorum. Çünkü İsrail’deki birçok kişi birlikte yaşamak istiyorlar zaten. Kaliteli bir şekilde Filistinlilerle birlikte yaşamak isteyen İsrailliler var.”

Klakocar Zupancic, tek çözümün iki devletli çözüm olduğuna işaret ederek, “Ancak bunun sağlanması için liderliğe ihtiyacımız var, liderlere ihtiyacımız var. Bu liderlerin böylesi bir çözümü uygulamaya ehil olmaları lazım.” dedi.

Kurtulmuş, toplantının ardından Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Klakocar Zupancic ile FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında bombalanan alana karanfil bıraktı.

Kurtulmuş ve Klakocar Zupancic daha sonra çalışmaların devam ettiği TBMM Genel Kurul Salonu’nu ziyaret ederek, milletvekillerini selamladı.

Klakocar Zupancic, ziyaretinin ardından Şeref Holü’ndeki Damlalı Kapı önünde TBMM Şeref Defteri’ni imzaladı.

Read Previous

Kalkandelen’de Mart Ayından İtibaren Ücretsiz Toplu Taşıma Başlıyor

Read Next

Başbakan Mickoski: Enflasyon Bu Yıl Yüzde 3’ün Altına Düşecek