Bazıları her Osmanlıcı düşünceye “irtica, gericilik” yaftası yapıştırıyor. Diğerleri ise her Atatürkçü düşünceyi “dinsizlik” diye nitelendiriyor. İkisi de doğru değil. Unutmamalı ki Gazi Mustafa Kemal, sağlam Osmanlı eğitimi ve terbiyesi görmüş bir Osmanlı Paşasıydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kökleri Osmanlı’ya dayanıyor, bu Türk devletlerinin bir devamlılığı meselesidir. Osmanlıyı yanlış anlayan ve yanlış yorumlayanlar hayli çok. Osmanlı maskesi altında Türk düşmanlığı yapanlar vardır, başka taraftan ise Atatürk maskesi altında gizlenen bazıları ise Osmanlı ve İslam düşmanlığı popülizmi yapıyor. Burada samimi Atatürkçüleri ve samimi Osmanlı sevdalılarını kastetmiyorum, ben kötü niyetlilere işaret ediyorum.

Bir başka noktaya vurgu yapmak istiyorum. İşin başka boyutları da var. Diyelim ki Osmanlıcılık “gericiliktir”. O zaman biz Makedonya Türkleri ne diyelim ne yapalım. Biz bugün burada ve bu zamanda Osmanlı sayesinde varız. Ben bir Makedonya Türk’ü olarak Osmanlı’yı reddetsem, kendi kendimi reddetmiş oluyorum. Makedonya Türkleri Osmanlı’nın canlı bir hatırasıdır. Osmanlıcı olmayan her Makedonyalı Türk, kendi kendini yadsımış olur. Bizim Osmanlıcılığımız farklı. Osmanlı olmasaydı biz de olmazdık. Osmanlıya karşı çıkan her Makedonya Türk vatandaşı, kendini yok sayıyor demektir. Küçük bir topluluk olmamıza rağmen biz bu ülkenin bir realitesiyiz.

Şu dünya denilen alem zor bir zaman diliminden geçiyor. Dolayısıyla biz Makedonya Türkleri de bu pandemi uğursuzluğundan payımızı almış oluyoruz. İnsanlarımız bir araya gelemiyor, bir nevi yalnızlığa itildik. Dünyayı yöneten gizli sermayenin dünya nüfusunu azaltmak için yeni bir tasarımı mıdır bu, diye komplocu bir kuşku duyuyorum ve de insanları birbirinden uzaklaştırarak insanoğlunu yabancılaştırmak. En yeni post-modern bir dünya düzeni mi kuruluyor? Salgın hastalık yanı sıra dünya sahnesinde uluslararası askeri ve siyasi ilişkilerde de türbülanslar boy gösteriyor. Büyük bir değişimin içindeyiz. Dünyada dengeler sarsılıyor.

Kanımca, T.C., Makedonya Türkleri’ne Türkiye vatandaşlığı da tanımalı. Yani söz konusu olan, çifte vatandaşlıktır. Böyle bir olası gelişme Makedonya Türklerini fazlasıyla sevindirecek ve de rahatlatacaktır aynı zamanda. Moral gücümüze su serpecektir bir nevi. Yaralarımıza melhem sürer. Geçirdiğimiz bu dengesiz karmakarışık şartlarda, Türkiye Cumhuriyeti’nin böylesi bir olası adım atması, evvela biz Makedonya Türkleri için paha biçilmez bir destek niteliği taşıması anlamına gelir hiç kuşkusuz.

Aynısını Kuzey Makedonya Cumhuriyeti de yapabilir, yani Türkiye’de yaşayan tüm soyu Makedonya’ya uzananlara Makedonya vatandaşlığı verebilir. Bu adımların bu şekilde karşılıklı olarak atılması her iki taraf için de en uygun ve en doğru bir yol olabilir düşüncesindeyim. Ancak Makedon tarafı böyle bir uluslararası hamleye girişmekten kaçınırsa eğer, yani razı olmadığı takdirde, o zaman bu adımın sadece Türkiye tarafından atılacağı ümidini taşıyabilir miyiz sorusunu soruyorum?


Kaçınılmaz olarak biz Makedonya Türkleri de bu sancılı değişimin içindeyiz. Ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla debeleniyoruz. Ancak Yüksek Milli Şuur motorumuzu çalıştırıp hızlatmakla önümüze dikilen duvarları yıkmak, badireleri atlatmak için yeni ve daha güçlü hamlelere olan ihtiyacı hissedebilmeliyiz. Birlik olmamız hala bir hayal olarak görünüyor, maalesef. Eski yaramız olan bu zayıf noktamız, bize iyi niyetle yaklaşmayanların elinde çok güçlü bir koz. Malum durumdan ötürü olacak, hız almaya başlayan birçok faaliyetlerimiz askıya alınmış gibime geliyor. Çok eski doktrin olan “Böl ve yönet” stratejisi üzerimizde uygulanmaya devam ediliyor. Aramızdaki Truva atları cirit atıyor, işimiz hiç de kolay değil. Ama yine de karamsar olmak istemiyorum. Geleceğin parlak yıldızı olan Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin bizlere olan maddi ve manevi destekleri, arkamızda durması, aydınlık istikbalimize inancımızı güçlendiriyor. Ama evvela kendimizden başlayalım, kendi kendimizi hesaba çekerek, özeleştiri yaparak yanlışlarımızı görelim, tekrarlanmasın diye. Küçük toplumumuz için ne yapabiliriz sorusunu hep hiç durmadan tekrarlayalım. İçimizdeki olumsuzluklara göğüs germek için milli iradeyi önde tutarak kararlılığımızdan taviz vermek yok diyelim ve bu değişim türbülanslarına direnerek dayanalım. Sözden tatbiğe geçelim. Makedonya Türkleri olarak biz bu devlette realiteyiz. Bu ülkede BİZ DE VARIZ demeye devam.

Önceki Haber

Semerkant, 2023 Dünya Turizm Başkenti seçildi

Sonraki Haber

Osmanlı Turan Teşkilatı Genel Başkanı Çelik’ten Kuzey Makedonya ziyareti