‘Radyo dinlemek kitap okumaya benzer’

Siyaset Bilimci olarak radyoculuk sektöründe yer almanın bazen de garipsenen bir olay olduğunu belirten Balkan Fm Genel Yayın Yönetmeni Furkan Purde, durumu ilginç bulanların yanı sıra destekleyen ve takdir edenlerin de olduğunu vurguladı. TİMEBALKAN portalının 7 Soru 1 Manşet köşesine konuk olan Furkan Purde, “Makedonya’da 24 saat kesintisiz Türkçe yayın yapan tek radyo olarak heyecanımızı ve çalışmalarımızı ilk günkü gibi canlı tutmaya özen gösteriyoruz.” dedi. 

Röportaj: Hüsamettin Gina

Balkan FM beşinci yılına girdi. Makedonya’da 24 saat yayın yapan tek Türkçe Radyo sıfatını taşıyorsunuz. Radyoculuk macerası nasıl başladı? Ve neden radyo?

Balkan Fm 17 Aralık 2011 yılında yayın hayatına başladı. Makedonya’da 24 saat kesintisiz Türkçe yayın yapan tek radyo olarak heyecanımızı ve çalışmalarımızı ilk günkü gibi canlı tutmaya özen gösteriyoruz. Balkan Fm’in kurucusu İlker Yusuf (Merhum Gazeteci­ Yazar Sabit Yusuf’un oğlu) ile tanışmamız da radyonun kuruluşunun hemen akabinde gerçekleşmiştir. Benim radyoculuk maceram 2007 yılına uzanmaktadır. Gostivar ve yöresi 1994 – ­2005 yılları arası her zaman Türkçe yayın yapan radyoların olduğu bir dönem geçirmiştir. 2005 – ­2007 yılları arasında yaşanan durgunluk benim bu alana ilgimi çekmiştir. 2007 yılında Gostivar’da faaliyet gösteren bir Arnavut radyosunda haftanın 7 günü, günde 5 saat yayın yapma imkanı sunuldu. Bir yıldan az bir sürede küçük bir ekiple Türkçe yayın yaptık. Radyonun ilk Türkçe yayını aynı zamanda benim ilk canlı yayın tecrübem oldu. Radyonun mali nedenlerden kapanmasının ardından 2011 yılına kadar Gostivar ve yöresindeki Türkler radyodan mahrum kaldılar. 2011 yılında Balkan Fm’in kurulmasıyla birlikte ben de Balkan Fm ailesine katıldım. 2014 yılından bu yana da Balkan Fm Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyorum. Benim radyoculuk sektörüne ilgi göstermem de Makedonya Türklerinin bu alana gereken önemi vermemesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Medyanın ve özellikle radyonun, halkımızca gücünün ve öneminin hala tam olarak anlaşılmadığı kanısını taşımaktayım. Ayrıca bir Siyaset Bilimci olarak radyoculuk sektöründe yer almam bazen de garipsenen bir olay. İlginç bulanların yanı sıra destekleyen ve takdir edenler de var tabi ki. Lisans eğitimimi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi üzerine yapmam, radyoculuk sektörüne olan ilgimin önüne geçmedi. Çalışmalarımı her iki alanda da yürütmeye gayret ediyorum.

10421280_716959861735331_1948562094329828181_n

Mikrofonun başına geçtiğin ilk günü bize anlatır mısın? O günden bu yana yıllardır yayınlarında mutlaka yer veririm dediğin en özel isim ve şarkı hangisidir? Ayrıca örnek aldığın ve devamlı dinlediğin örnek radyo programcısı var mı?

Mikrofonun başına geçtiğim ilk günden bugüne tam 9 yıl geçmiş. Sadece bir radyo dinleyicisi olarak girdiğim stüdyodan 2 saat sonra bir radyo programcısı olarak çıkacağım için çok heyecanlıydım. Uzun bir aradan sonra Gostivar ve yöresindeki Türklere bir radyo aracılığı ile Türkçe seslenmek benim için ayrı bir gurur kaynağıydı. Heycanıma mani olamıyor fakat bu heycanı da bütün dinleyicilerimle paylaşmak istiyordum. Heycanımı saklama gereği duymuyordum. Benim için çok özel bir gündü. Bugün bile yayın yaparken o ilk günkü heycanı ve mutluluğu yitirmediğim için de kendimi çok şanslı ve çok mutlu adlediyorum. O günden bu yana yayınlarımda mutlaka yer veririm dediğim en özel isim hangisi sorusuna hiç düşünmeden Sezen Aksu derdim. Bütün parçalarını keyifle dinlediğim bir sanatçıdır kendisi. Şarkıları arasında fazla bir kıyas yapmam mümkün değil fakat benim için en özel şarkısı Adı Bende Saklı’dır. Örnek aldığım ve severek dinlediğim radyocuların başında Bedirhan Gökçe gelmektedir. Süreklilik bakımından Türk radyoculuk sektörünün önde gelen isimlerinden biridir. Okuduğu şiirler, ele aldığı konular ve usta bir radyocu olması ve aynı zamanda bu ustalığı dinleyiciler ile kurduğu ilişkiyle harmanlaması bakımından keyifle dinlediğim ender radyoculardan ve radyo proğramlarından birisidir.

“Makedonya’da Yaşayan Türklerin Sesi” sloganıyla yayın yapıyorsunuz. Programın içeriğinden bahseder misin? Ne tür müzikler çalıyorsunuz. Program içeriniğizde haberlere yer veriliyor mu?

Sloganımız “Makedonya’da Yaşayan Türklerin Sesi”. Bunun sadece bir slogan olarak kalmaması için çalışmalarımızı özveriyle sürdürüyoruz. Sadece Gostivar ve yöresinin değil, bütün Makedonya Türklerinin gurur kaynağı olacağı bir milli kurum tesis etmek ve bunu yıllar boyu devam ettirmek niyetindeyiz. Radyomuzda gündüz ve gece kuşağında haftanın her günü değişik tarzda proğramlar yapmaktayız. En başlıca proğramlarımız; radyoların vazgeçilmez programı istek hattı, değişik eğlence ve yarışma proğramları, konu ve konuklara dayalı sosyal ve güncel programlar, canlı performans üzerine şiir ve şarkı programları. Klasik radyo programlarının yanı sıra değişik ve bize özgü programlar ve yayınlar ortaya koymaya özen gösteriyoruz. Programlarımızı belli bir kalıp şeklinde sunmaktan ziyade, dinleyici ile birlikte, dinleyicilerin katılımıyla ortak bir konsept oluşturmaya çalışıyoruz. 24 saat tamamen Türkçe yayın yapmamızın avantajıyla Türk müziğinin bütün renklerini ve güzelliklerini dinleyiciyle buluşturuyoruz. Popüler müzikten, Türk sanat müziğine; Rock’tan, Türk halk müziğine kadar ve daha bir çok farklı müzik türünü değişik saatlerde dinleyici ile paylaşıyoruz. Yayın akışımızda haftanın bir günü özel olarak yerel ve ulusal haberlerden oluşan bir program yapmaktayız.

“Furkan’la Kaptan Köşkün”de kimlerle yolculuk yaptınız? En unutamadığın programı, hangi konuğunla gerçekleştirdin ve anısı nedir o programın?

Furkan’la Kaptan Köşkü proğramı 2012 yılından bu yana hazırlayıp sunduğum bir program. Tek bir konuk almaktan ziyade bütün dinleyicilerimi konuk olarak aldığım bir program. Furkan’la Kaptan Köşkü programı şiir ve sohbet üzerine yapılan bir programdır. Dinleyicilerim de programa kendi yazdıkları ya da beğendikleri şiirleri göndererek veya sohbetleriyle katılıyorlar. Normalde 2 saat süren canlı yayınmızın 5 saat uzadığı program en unutamadığım programdır. Hiç unutmuyorum bir yaz akşamıydı. Dinleyicilerden gelen yoğun şiir istekleri 2 saatlik süremizin aşmasına neden oldu. Bir şiir daha bir şarkı daha biraz daha muhabbet derken 5 saatlik bir canlı yayın yapmış olduk. Çok fazla yorgun ve bitap düştüğüm bir program olmuştu. Biraz daha devam edelim istekleri arasında canlı yayınımızı sonlandırmıştık. Okuduğum şiirler ve yapmış olduğumuz keyifli sohbete dinleyicinin de katılması, 5 saat süren unutamadığım bir canlı yayın deneyimi yaşamama vesile oldu.

Her işin bir zorluğu vardır derler. Radyocunun sana göre zor yanları nelerdir? Diğer medyalara kıyasen radyonın pozitif ve seni celbeden yanları nedir?

Her işin bir zoruluğu vardır muhakkak. Fakat yaptığınız işi severek yapıyorsanız zorlukları görmemenize veya bu zorluklarla daha güçlü bir şekilde mücadele etmenize olanak verir. Ben bu işi severek yapıyorum. Bu sevgi ve özveri sayesinde de zorluklarla daha kolay mücadele etme fırsatı yakalıyorum. Radyoculuğun bana göre zor yanları; farklı düşüncelere, farklı zevklere, farklı duygulara sahip insanlara aynı anda sesleniyor olmanız işin en zor yanı. Kullanacağınız dil ve üslup çok önemli. Kimseyi kırmadan, kimseyi incitmeden duygu ve düşüncelerinizi paylaşmanız gerekiyor. Ben yayınlarımda bu ölçülere özen göstermeye gayret ediyorum. Türkçeye ve kullandığım üsluba dikkat ediyorum. Zaten genel olarak Balkan Fm radyosu bu düstur üzerine inşa edilmiş ilkeli ve kaliteli yayınlar yapmayı kendine hedef olarak belirlemiştir. Diğer medya türlerine kıyasen radyonun pozitif yanlarının başında sadece işitsel olması gelmektedir. Radyocu, dinleyicinin hayal dünyasına hitab etmektedir. Radyo dinlemek kitap okumaya benzer.Gözle göremezsiniz ama size uçsuz bucaksız bir hayal dünyasının kapılarını aralar. Görselliğin olmadığı tamamen işitsel bir ortamda hayal gücüyle bir şeyler üretmek ve bunun dinleyici tarafından karşılık bulması eşsiz bir duygu. Bu özellik hem radyocuyu hem de dinleyiciyi cezbeden en önemli özelliktir. Bu yüzden radyoculuk, radyocu ve dinleyici arasında doğrudan bir ilişkisi bulunan özel bir medya sektörüdür. Her an herkese ulaşabilecek bir potansiyeldedir. Radyonun diğer medyalara oranla, dinleyicinin radyoya, radyonun da dinleyiciye daha hızlı ulaşabilir olması, onu diğer kitle iletişim araçları içerisinde ayrıcalıklı kılar. Radyo tüm dünyada sesini duyurmak isteyenlerin kullandığı en önemli alternatif sestir. Radyonun bu özelliklerinden dolayı, internet çağının olumsuz yönde etkilediği diğer medya alanlarından ziyade, radyo daha az etkilenmiştir.

1982356_720799411351376_3593660726454604517_n

Mesleğinin gereği olarak, gün içinde farklı farklı radyoları da dinliyorsundur muhakkak. Radyo programcısı olarak Makedonya’da günümüzün müzik sektörünü ve radyo sektörünü değerlendirir misin?

Özel sektörde kesintisiz Türkçe yayın yapan tek radyo olmamız bizi farklı dillerde yapılan çalışmaları takip etmeye mecbur bırakmakta. Ülke bazında değerlendirecek olursak Makedonya’da müzik ve radyo sektörü çağın biraz gerisinde kalmıştır. Teknik ve insan kaynakları açısından yetersizlik de maalesef ortaya konulan çalışmalarda kendini göstermekte. Çok kültürlü bir ülke olarak çağa ayak uydurmak ve bu sektörlere gerekli yatırımların yapılması gerektiği kanaatindeyim. Makedonya Türklerinin müzik ve radyo sektöründeki geçmişi mücadelelerle doludur. 1944 yılında başlayan bu mücadele, 1967 yılında Üsküp Devlet Radyosu’nda Türkçe Bölümü’nün kurulmasıyla devam etmiştir. Kısıtlı imkanlar ve zorlu dönemlerden geçen Makedonya’da Türk radyoculuğu günümüze kadar büyüyerek ulaşmıştır. Makedonya’nın bağımsızlığını kazanmasından sonra radyoculuk özel sektörde de faaliyet göstermeye başladı. 1994 yılından günümüze kadar Makedonya’nın çeşitli yerlerinde Türkçe yayın yapan radyolar kurulmuş ve ne yazık ki yayın hayatları kısa sürmüştür. Özel sektörde yerel ve bölgesel yayınlardan ziyade bir ulusal radyoya ihtiyacımız vardır. Makedonya Türklerinde bu görevi ifa edecek tecrübe sahibi insanların olduğu kanaatindeyim. Balkan Fm olarak gayemiz, Gostivar’dan yapacağımız yayını, Ustrumca’dan İştibe, Ohriden Resneye, Merkej Jupa’dan Plasnitsaya, Kalkandelen’den Üsküp’e, Makedonya’da yaşayan bütün soydaşlarımıza ulaştırmak. Hem sesimizi duyurmak, hem onların sesi olmak. Yani sloganımız gibi “Makedonya’da Yaşayan Türklerin Sesi” olmak. Bir gün Makedonya Türklerinin hem radyoculukta hem de medyanın diğer kulvarlarında hak ettiği konuma ulaşacağına inanıyorum.

Günün büyük bir bölümünü müzik ile iç içe yaşayan bir kişi olarak Makedonya’daki Türk asıllı müzik sanatçıları ile ilgili düşünceleriniz neler? Sanatçılar yeterince var mı? Eğer yoksa, neden yok? Durumun iyileşmesi için nelerin yapılması gerekiyor?

Makedonya Türklerinin müzik alanında gelişimi de medya ve sivil­toplumdaki gelişmeler ile birlikte başlamıştır. Uzun bir dönem tamamen folklor üzerine faaliyet göserilse de bu dönemde çok sayıda müzisyenin yetişmesine olanak sağlanmıştır. Müzisyenlik her ne kadar zorlu bir eğitim gerektirse de, hiç kuşkusuz bir yetenek işidir aynı zamanda. Makedonya’daki Türk nüfusu ve yüz yıllar boyu bu topraklarda yaşayan Türk kültürünü göz önünde bulundurduğumuzda maalesef sanatçılarımızın sayısından şahsen memnun değilim. Değişik müzik tarzlarında faaliyet gösteren ve icraatlarda bulunun çok değerli sanatçılarımızın da var olduğunun altını çizmek isterim. Müzisyenlik dediğimiz zaman sadece yorumcu ya da ses sanatçısı algısı, değişik enstrumanlar çalan sanatçılarımızın göz ardı edilmesine sebeb oluyor. Bugün hem ferd olarak hem de grup şeklinde faaliyet gösteren sanatçılarımızı yakından takip ediyoruz. Balkan Fm olarak hem çalışmalarına hem de faaliyetlerine olabildiğince yer vermeye özen gösteriyoruz. Makedonya’daki Türk müziği alanındaki gereken konumda olmamamızı fırsat eşitsizliği olarak yorumlamaktayım. Daha önce de vurguladığım gibi müzisyenlik bir yetenek işidir. Toplumumuzda bu alanda yeteneği olan binlerce gencimiz mevcut. Önemli olan bu gençlerin yeteneklerini geliştirmelerine olanak sağlamak. Türk gencine fırsat tanındığı zaman başaramıyacağı hiçbir iş, altından kalkamayacağı hiçbir yük yoktur. Burada asıl görev medya ve sivil toplum kuruluşlarına düşmektedir. Yetenekli gençlerimizin tespit edilmesi ve onlara bu yeteneklerini geliştirmeleri için olanak sunulması Makedonya Türk kültürüne yapılacak en büyük yatırımlardan birisidir. Bu kültürel yatırımı yapmak, bizim devraldığımız kültürel mirasın bize yüklediği bir borçtur. Bu değerlere hep birlikte sahip çıkmak bizim boynumuzun borcudur.

 

Read Previous

Kırçova’da Kutlu Doğum Haftası programı düzenlendi

Read Next

23 Nisan Kalkandelen’de coşkuyla kutlandı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *