Balkanlarda Osmanlı medeniyetinin en nadide örnekleri arasında yer alan şehir saat kuleleri ve koruma sorunları hakkında Gostivar Anıtlar Kurulu ve Konservasyon Merkezi Sanat Tarihçisi Ersin Diko’nun kaleme almış olduğu yazıyı ilginize sunuyoruz.

TİMEBALKAN ÖZEL

İnsanoğlu zamanı ölçmek amacıyla eski çağlardan itibaren güneş saati, kum saati gibi araçları geliştirerek kullandı. Eski çağlarda insanlar zamanı anlamak için çubukla basit bir düzenek oluşturup, gözlemsel bir yöntemle vakti güneşe göre belirlemişlerdir. Böylece Güneş’in konumuna göre, vaktin belirlenmesine yardımcı ilk basit ölçme tekniğini geliştirdiler. Güneş’e bağlı zaman ölçme tekniğini daha sonraları Babilliler, Yunanlılar ve Romalılar da geliştirerek kullandılar. İslamiyet ile birlikte oruç ve namaz ibadetlerinin bulunması ve bu ibadetlerin vakitle sıkı sıkıya bağlı olması, İslam coğrafyasında güneş saatlerinin önemini artırmaktadır. İslam tarihinde ise bilinen en eski güneş saati 10. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Osmanlı coğrafyasında güneş saatlerinin yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir. Kaynaklarda bugüne ulaşabilen ve Osmanlı toprakları içinde yer alan en eski güneş saatinin 1409 tarihli Konya Hacı Hasan Mescidi’nin kıble duvarında bulunduğu belirtilmektedir.

Balkanların merkezi bölgesinde yer alan Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nde, Türk kültürünün 500 yıllık hâkimiyetinin önemli değerlerini görebilmek mümkündür. Makedonya’da varlığını günümüze kadar sürdürmüş olan bu mirasın en önemli yansımaları arasında bugün hâlâ görebildiğimiz camiler, hanlar, hamamlar, türbeler, tekkeler ve saat kulelerinden bahsedebiliriz.

Saat her ne kadar doğulu kavimlerce icat edilmişse de saat kuleleri Batılılar tarafından meydana getirildi. Şehirleri süsleyen birer sembol olan bu saat kuleleri Avrupa devletlerinde 13. yüzyıldan itibaren görülmeye başlandı. Bu yüzyıldan itibaren birçok saray ve kilisede saat kuleleri kendini gösterdi. Osmanlı devletinde saat kulelerinin görülmesi ise 16. yüzyılda Balkan topraklarında oldu. Makedonya (Üsküp) Saat Kulesi, Bosna Hersek (Banja Luka) Saat Kulesi ve Sırbistan (Jagodina) Saat Kulesi bu yüzyıla aitti. Saat kadranları olmayan, yalnız sesiyle (çan) saatin kaç olduğunu duyuran kuleler çoğunlukla Balkanlarda karşımıza çıkmaktadır. Saat kulelerindeki çanlar her saat başı tek vuruş veya saat kaç ise o kadar sayıda vuruş yapılacak şekilde tasarlanmışlardır. Osmanlı’nın son dönemlerinde ise kulelerde saat mekanizmaları kullanılmıştır. Bu saatlerin çoğu alaturka saat sistemine göre ayarlanmaktaydı. Saatler her gün gün batımından ayarlanarak ertesi gün, gün batımına kadar on iki saatlik iki daireden oluşmaktadır. 19. yüzyılın ortalarına kadar Osmanlı topraklarında yaygın olarak kullanılan alaturka (ezani) saat sistemi özellikle Avrupalılar ile kurulan yakın ilişkiler neticesinde alafranga (batı) olarak da isimlendirilen zaman sistemiyle birlikte kullanılmıştır.

Bu saat kuleleri, bölgede tarihi alanların önemli tepe noktalarında konumlanmış olup, dönemlerine göre çeşitli mimari değişiklikler geçirerek günümüze ulaşmıştır. Makedonya’da bulunan saat kuleleri, bu coğrafya için Osmanlı mimarisine ışık tutan en önemli yapılardandır. Bu saat kulelerinin korunması ve beraberinde sıhhileştirilmesi gerekmektedir.

Osmanlı’da 16. yüzyılın sonlarında gündelik hayata giren saat kulelerinin sayısı 18. ve 19. yüzyıllarda kent ve kasabalarda giderek arttı. Bu yayılmanın önemli sebeplerinden biri 19. yüzyılda giderek azalan devletin gücü ve otoritesiydi. Kule tipi yapılar tarih boyunca gücün ve otoritenin simgesi olmuştu. Osmanlı devleti de Batıdan gördüğü bu yeni yapı tarzını uygulayacak ve yaptığı saat kuleleri ile hem halka hizmet etmiş hem de devletin otoritesini, gücünü göstermiş olacaktı.

Makedonya topraklarında Osmanlı döneminde yapıldığı tespit edilen saat kulelerinin sayısı 20 olarak saptanmış, yapılan araştırmalarda ise bu saat kulelerinin 12 tanesinin ayakta olup, 8 tanesinin ise günümüze gelemediği tespit edilmiştir. Saat kulelerin ülke genelindeki dağılımına bakılacak olursa, inşa edilmiş 20 adet saat kulesinden 10 tanesi batı, 10 tanesi Doğu Makedonya bölgesinde bulunmaktaydı.

Yapıların plan şemalarına bakıldığında ise kare planlı, çokgen planlı ve karma şeklinde olduklarını görmekteyiz. Kare planlı ve gövdeli olan saat kuleleri Manastır, Ohri, Köprülü (Veles), Kratova, Kumanova, Kırçova, Koçana, Kriva Palanka, Struga, Resne, Kiliseli (Sveti Nikole), Debre ve eski Doyran saat kuleleridir. Çokgen gövdeli saat kuleleri arasında Pirlepe ve Negotin saat kuleleri söylenebilir. Kaide kısmı kare, gövde kısmı ise çokgen olan saat kuleleri arasında Üsküp, Gostivar ve Kalkandelen (Tetovo) saat kulelerinden bahsedilebilir.

Genel olarak saat kulelerinde karşılaşılan sorunlar, insanların neden olduğu hasarlardır. Pirlepe ve Manastır saat kulelerine takılan haçlar, bu bölge yetkililerin radikalizminin bir simgesidir. Bakımsızlık, kötü kullanım, ekleme ve yıkımlar sonucunda plan ve cephe düzeninde değişiklikler ortaya çıkmış ve yapılan kötü onarımlarla bozulmalar gerçekleşmiştir. Tüm bu etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan bozulmalar da kulelerin her birini farklı düzeyde etkilemiş ve orijinalliğinin bozulmasına yol açmıştır. Bölge Koruma Kurulları tarafından yapılacak yeni restorasyonlarda bu duruma biraz daha dikkat edilmesi gerekmektedir. Ulusal yasalar ve ilke kararları ile uluslararası yasa, tüzük ve bildirgelerde yer alan bu duruma dikkat edilerek, yapılara “minimum müdahale” prensibiyle yaklaşılması özgünlüğü ve otantikliğinin korunması açısından önem taşımaktadır. Bu hususta TİKA’nın Kuzey Makedonya’da yaptığı çalışmalar önem arz etmektedir. TİKA’nın gerçekleştirdiği restorasyon çalışmalarına daha fazla saat kulesi eklenilmesi gerekmektedir.

Önceki Haber

Balkan ülkelerinde Kovid-19 vakaları yeniden artmaya başladı

Sonraki Haber

Bulgaristan İçişleri Bakanlığı çalışanlarına görevden ayrılırken 20 maaş tutarına kadar tazminat ödenecek

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

three + 11 =