Nisan ayının ilk haftası Üsküp’te edebiyat severlerini biraraya getiren ve hatıralarda kalacak bir buluşma gerçekleşti. Üsküp MATÜSİTEB – Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği’nin genel Merkezinde, Makedonya Türk Edebiyatının değerli yazar – şair, gazeteci AVNİ ENGÜLLÜ ile “ Edebiyat Buluşması”nı düzenledi. Buluşmaya, Makedonya Türk yazar ve şairleri yanısıra Kosova Türk Şair, yazarları ve Edebiyat sevdalıları katıldılar… Avni ENGÜLLÜ ile düzenlenen böylesi değerli bir buluşmaya katılamadığımdan dolayı üzüldüm. Keşke ben de oralarda olsaydım , düşündüm. Avni ENGÜLLÜ memleketimin Türk yazarları arasında , yazıları, gazeteciliği ve de şiirleriyle önde gelenlerden olduğundan dolayı böylesi değerli bir – Buluşmayı kaçırmamak gerekiyordu. Ancak bir süredir Ankara’da ikamet ettiğimden dolayı katılmak da elde değildi… Derken, hatıralarda kalacak değerli BULUŞMAYI düzenleyenleri yürekten kutlarım. Umarım bu tür faaliyetler ileride de sürdürülecektir…
Düzenlenen “Buluşma”da değerli yazar, edebiyatçı Avni Engüllü’nün yazdıkları konuşulmuş, şiirleri de katılanlara tanıtılmıştır. Ben ise yazımda AVNİ ENGÜLLÜ’yü değişik bir açıdan anlatmaya çalışacağım…
Yazımın başlığı “KUZENİM AVNİ ENGÜLLÜ”, evet sevgili – TİME BALKAN – okurları biz AVNİ ile kuzenleriz. Babalarımız birinci kuşak bizler de ikinci kuşak kuzenleriz. Daha doğrusu, Dedem Nebi Efendi ve AVNi’nin Babaannesi kıymetli Hanımefendi Şerka Halam kardeşler. Bundandır ki çocukluğumuz birlikte geçmiştir… Avni, Suat, Sabit kardeşler ve Bendeniz Saadet, Semiha ve Firdaus kardeşler çocukluğumuzu birlikte geçirdik derken şunu belirtmeliyim ki, en başta b babaannem Münüre Hanım ve Halam Şerka Hanım – gelin – görümce arasındaki birbirine sımsıkı sarılmalarından dolayı olacak ki, Babam Şerafettin ve Cemal amcamlar da gençliklerini beraber geçirdiklerinde örnek akrabalık bağlarını devam ettirmeyi başarmışlardır. Böylesi sımsıcacık bağların uzun sürmesine annem Todorka Hanım ve de Avni’nin annesi Esma Hanım’ın da aralarından su sızmadığından olacak ki bizlerin de çocukluğumuzun unutulmayacak anlarını yaşatmıştır bizlere…
Avni ENGÜLLÜ nasıl bir çocuktu. Aslında çocukluğundan hiçbir şeyi geride bırakmamış, sakin, anlayışlı, çalışkanlığı tüm yaşamı boyunca devam etmiştir… Sakin bir çocukluğunu geçiren Kuzenim Avni yaşamı boyunca da sürdürmüştür. Bu yüzdendir ki, edebiyatında da sakinliği, içtenliği ön plana çıkmaktadır…
Babalarımızın gençlik döneminden kaynaklanan beraberlikleri yazımda belirttiğim gibi bize de ulaşmış, bizim de çocukluğumuzun ortak geçmesini sağlamıştır. Avni ve kardeşleri her hafta bize gelirdi. Oturduğumuzun evin üst katında oturururduk hep. Ne yapardık sorarsanız, Avni ve Suat sürekli şiir, yazıdan bahseder, dönemin değerli Türk yazarları Şükrü Ramo, Necati Zekeriya, Fahri Kaya’dan şiirler okurlardı. Hatta Yahya Kemal Beyatlı’nın ve Türkiye’nin çağdaş şairi Orhan Veli –Kanık’tan da şiirleri hevesle okurlardı… Derken , Suat lise öğrencisiyken Üsküp’te “ORHAN VELİ – KANIK” edebiyat grupunu da kurmuştu ki sözünü ettiğim bu grupta değerli genç kuşak yazarlarımız toplanmıştı… Böyle geçen buluşmalarımızda ben ise tiyatro sanatını bilmiş gibi anlatırdm. Tabi ki , beraberliklerimiz esnasında annemin börek, çörekleri de geride kalmazdı. Çocuk yaşamımızın harika buluşmalarımızı yaşıyorduk. Hepimiz kendimize göre marifetlerimizi anlatmaya çaba harcardık. Avni ve kardeşler inanın ki biz kardeşlere göre her zaman anlatacaklarını sakin sakin anlatırlardı. Beş taş oynamayı da çok severdik. Bu oyunda da kızkardeşim Semiha hep başarılıydı. Ben ise her zaman bu tür oyunlarda gerilerde kalırdım. Avni ve Suat edebiyat sevdalarını daha çocuk yaşta bize okudukları hikaye, masalları anlatmakla öne çıkarırlardı. İnanın ki böylesi çocuk buluşmalarımız sakin ve keyifli geçerdi… Bizlerde Avni’lerin evine haftada bir giderdik… Evleri “Vuk Karaciç” ilkokulunun arka mahallesindeydi, anlayacağınız “Yahya Paşa Camisi” yakınlarındaydı. Buradaki buluşmalarımız ise hatıralarımızdan hiç çıkmayan anları yaşardık. Neden mi? Avni’nin Babaannesi , Şerka Halam’ın harika gül bahçesi vardı. Böylesi gül bahçesi Üsküp’ te tek olduğunu söylesem yeridir. Gül Bahçesi derken öyle böyle bir bahçeden söz etmiyorum. Bizim çocukluğumuzda yüreğimizi ferahlatan bu gül bahçesinin güzelliğini ömrüm buyunca unutmayacağım diyorum, çünkü bu bahçenin fotografı hala gözlerimin önünde canlı bir bahçe olarak hep var ve var olacaktır. Rengarenk güllerin arasında bir de siyah güller vardı ki bu tür gülün yetiştirilmesi sadece çok Kıymetli Şerka Halam’a mahsusutu. Bu yüzden de Üsküp’te başka bir bahçede böyle bir gülün olduğuna inanmıyorum. Esma Yengemin de bizler için her gidişimizde hazırladığı çöreklerimizi ıhlamur çayımızla yudumlarken, böyle bir bahçenin etrafında geçen zamanımızı şimdi bile hayal ediyorum. Gerçekten de aramızdaki böylesi karşılaşmalar bizlere çocukluğumuzda yaşadığımız anlarımızın hep hatıralarımızda kalmasını sağlamıştır… İşte böyle bir bahçenin etrafında geçen çocukluğumuz ve tabiki bu güzelim bahçeli evde doğan ve büyüyen Avni ve Suat ‘ın şairliğini daha çocukluğundan yüreğine kazımıştır. Bundandır ki Avni, Suat soyadını da ENGÜLLÜ olarak benimsiyorlar…
Bundan hareketle MATUSİTEB’in düzenlediği değerli BULUŞMAYA katılamadığımdan üzüldüm… Çünkü bizim çocukluğumuzda Avni, Suat, Sabit Kardeşlerle böylesi harika bir bahçede geçirdiğimiz anlarımız tabiki yaşantımıza da önemli damgasını vurmuş olacak ki, hepimizin yaşantımız biraz edebiyat, biraz sanat, biraz müzikle ilgili olmuştur . Çocukluğumuzdaki buluşmalarımız bu güzelim aile havasında sürdü, ta ki Üsküp depremine kadar. Depremden önce bu dünyadan göç edenler oldu, ki büyüklerimizin yokluğu bizleri derinden üzdüyse de buluşmalarımız dediğim gibi Üsküp depremine kadar neşeli, eğlenceli, bu güzelim bahçe etrafında yudumladığımız Ihlamur çay ve Esma Yengemiz ile Annemin marifetli ellerinin yaptıkları poğaçalarla geçti. Bu güzelim güller bahçesinde aldığımız keyif özeldi, bizim evimiz de de bahçe vardı ancak çiçekler hiç denecek kadar yoktu. Herkese böylesi marifet nasip olmuyormuş. Sevgili Şerka Halamın bu gül yetiştirme marifetini daha sonraları Esma Yengem devam ettirdi . Ancak deprem felaketi insan acılarını yaşattığı kadar güzel bahçelerin de üzüntüsünü yaşattı…
Depremden sonra ( önceleri bir yazımda da belirtmiştim) yıkılan evler yerine binalar yapıldıysa da eski yaşantımızın tadını bir türlü alamadık. Ben bu yaşıma geldim, çok bahçeler gördüm ancak Şerka Halamın bahçesi kadar güzeline rastlamadım. Böylesi güzelliğiyle nadir bir bahçede doğan, büyüyen Avni ve kardeşlerini bir düşünün… Çocukluk yaşantımızda en çok etkilendiklerimiz bütün hayatımızda peşimizi bırakmaz. Bu yüzden olacak ki tıbbi bilim adamları “çocuklarınıza edebildiğiniz kadar güzel ortam yaratın ve çocuklarınızı güzel ortamlarda yetiştirin” önerilerini yaşantımız boyunca örneklerini görüyoruz…











