Kuzey Makedonya İçişleri Bakanlığı’nda, yeni polis araçlarının “kutsanması” ve bu amaçla bir din görevlisinin bakanlık yerleşkesine davet edilmesiyle ilgili olarak iç denetim soruşturması başlatıldı.
Olayın tüm yönleriyle inceleneceği ve söz konusu dini töreni kimin organize ettiğinin araştırılacağı bildirildi.
Polis yetkilileri, olayla ilgili resmî soruşturmanın başlatıldığını doğruladı. İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İç Denetim, Kriminal Soruşturmalar ve Mesleki Standartlar Dairesi’nin olayın tüm koşullarını aydınlatmak amacıyla gerekli tedbir ve faaliyetleri yürüttüğü, sürecin tamamlanmasının ardından kamuoyunun bilgilendirileceği belirtildi.
İçişleri Bakan Yardımcısı Astrit İsenî ise olaya izin veren polis görevlilerinin sorumlulukla karşı karşıya kalacağını açıkladı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İsenî, bir din görevlisinin resmî polis araçları ve bakanlık binaları üzerinde kutsal su serpmesinin, laik devlet ilkesinin açık bir ihlali olduğunu vurguladı.
Polis Yasası ve Anayasa’ya atıfta bulunan İsenî, İçişleri Bakanlığı’nın açık ve bağlayıcı iç mevzuata sahip olduğunu belirterek, bu eylemi organize eden, gerçekleşmesine izin veren, engel olmayan ya da dinî faaliyet yürütülmesi amacıyla MVR binalarına din görevlisinin girişini sağlayan herkesin sorumluluk altına alınacağını ifade etti.
Olay, sosyal medyada hızla yayılan fotoğrafların ardından kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Görüntülerde, bir din görevlisinin polis araçları üzerinde dinî ritüel gerçekleştirdiği ve polis memurlarının da törene tanıklık ettiği görülüyor. Vatandaşların bir kısmı durumu normal karşılarken, diğer bir kesim ise bu tür uygulamaların kabul edilemez olduğunu savunuyor.
Öte yandan, benzer bir olayın yaklaşık bir buçuk yıl önce Parlamento’da da yaşandığı hatırlatıldı. Meclis Başkanı Gashi’nin, Srebrenitsa kurbanlarını anmak amacıyla Parlamento binasında düzenlenen dinî törene izin verdiği ve bizzat katıldığı belirtilmişti.
Söz konusu olayın ardından hem parlamentodaki siyasi partiler hem de kamuoyu, Meclis’in dinî ritüellerin düzenlendiği bir mekân olamayacağını ve bunun devletin laiklik ilkesini ihlal ettiğini dile getirmişti.









