TİMEBALKAN’ın “7 Soru 1 Manşet” köşesine konuk olan Kosovalı gazeteci Bengi Muzbeg sadece Kosova’daki Türk medyasına değil, Kosova’daki Türklerin yaşadıkları genel sorunlara değiniyor. RTK 2 Türk Redaksiyonu’nda çalışan Bengi Muzbeg pozitif mesajlarla dolu röportajda, “Her zaman ‘Bize bunu vermediler’, ‘Bize acı çektirdiler’ gibi söylemlerle inşa edilen bir kültürle yetişen nesil; gün gelir düğününü bile acıklı şarkılarla yapmaya başlar” ifadelerini kullandı.
Hüsamettin GİNA / TİMEBALKAN
Üç yıl aradan sonra, Ağustos ayının başında Kosova’nın kamu televizyonu RTK’nın 2’inci kanalında Türkçe yayınlara start verildi ve “Turkuaz” isimli 1 saatlik yayınlara başlandı. RTK’nın 2’inci kanalında sözkonusu Türkçe yayınlar neden yıllardır gecikti ve “Turkuaz” yayınlarının başlaması Kosova’da yaşayan Türkler açısından neyi ifade ediyor, ayrıca programın içeriği ne olacak?
Bahsettiğiniz gibi Kosova’da kamu yayıncılığı yapan RTK’nın 2’nci kanalı 3 yıl önce yayın hayatına başladı. RTK 2 kanalının yayın dili Sırpça. RTK kanununa göre RTK 2’de belli oranda Sırp olmayan toplulukların yayın yapma hakkı var. Bu yıllarca RTK 1’de de devam etmekte. RTK 1’in yayın dili Arnavutça, ama her topluluğa belirli sürelerde yayın imkanı sağlanıyor. RTK 2’de de durum aynı. Yani kanuna göre yayın imkanı var ancak bir kaç yıldır organizasyon eksiklikleri ve imkansızlıklar yüzünden bu yayın başlayamadı. 2016 yılından itibaren ise Boşnakça, Romca, Karadağ dilinde ve Türkçe yayınlar başladı.
Temmuz ayı ortasından itibaren ben ve çalışma arkadaşım Hüsamedin Luma RTK 2’ye resmen geçmiş olduk. İki haftalık bir hazırlık sürecinden sonra Ağustos’un ilk haftasından itibaren Turkuaz isimli programımızın yayınına başladık.

Bu programın Kosova Türkleri açısından ne ifade ettiğine gelince ise şu konulara değinebiliriz. En başta kamu yayıncılığı yapan bir televizyonda yayın saati artmış oldu. Yeni nesil ile farklı bakış açıları, farklı yayıncılık anlayışları ekranlara taşınmış oldu ve Kosova Türklerini ilgilendiren konularda daha çok yayın yapma fırsatı yakalanmış oldu.
Programın içeriği ise dönem dönem değişiklik gösterecek. Örneğin yaz ayları olması dolayısıyla daha çok festivallere, kültür sanat faaliyetlerine odaklandık ve başarılı arkadaşlarımızı ekranlarımıza taşıdık. Eylül ayından itibaren eğitim konularını irdeliyoruz. Ekim ayından itibaren Kosova’nın ilk Türk dernekleri Doğru Yol, Gerçek, Yarın gibi derneklerin durumu, faaliyetleri ekranlarımıza taşınacak. Kasım’dan itibaren Kosova Türk siyasi temsilcileri, Türkiye kurum ve kuruluşların temsilcileri programlarımıza misafir olacak. Yani Turkuaz’ın içeriği, kültür, sanat, eğitim, siyaset, ekonomi gibi geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
RTK’nın 2’nci kanalında Türkçe yayınlara başlanması ile birlikte Kosova Devlet Televizyonu’nda Türkçe programların yayın süresi kaç saate ulaştı? Yayın süreleri yeterli mi, çalışanların sayısı ne kadar? Programlar saat kaçta yayınlanıyor ve ne gibi sorunlarla karlılaşıyorsunuz? Çalışma şartlarınız var mı? TİMEBALKAN okuyucularına detaylı bilgiler verebilir misiniz?
RTK 1’de 45 dakikalık Mozaik programı yayınlanmakta, ayrıca aynı programın tekrarı farklı bir gün tekrar ekranlara gelmekte. Bunun dışında hafta içi her gün 13 dakikalık haber bülteni yayınlanmakta. RTK 2’de ise şu anda haftada 1 saat Türkçe yayın mevcut, bu programın tekrarı hafta sonu da gösterilmekte.
Turkuaz programı Çarşamba günleri saat 11:00’da RTK 2’de yayınlanıyor. Önümüzdeki dönemde yayın saatinin değişmesi de gündeme gelecek. RTK 2 online olarak da izlenebiliyor. Linki devamda sunuyorum: http://www.rtklive.com/rtk2/livestream/

Çalışma şartlarına gelince ise, bize özgü bir sorun değil de bütün çalışanlar açısından mevcut olan bazı eksikliklerle biz de karşılaşıyoruz. RTK 2 Türk Redaksiyonu olarak şu anda sadece 2 kişiyiz, umarım ilerki dönemde bu sayı artar.
Bir gazeteci gözü ile baktığnızda şu anda Kosovalı Türklerin kanayan yarası nedir, Kosovalı Türkler yaşamın hangi alanında en büyük sorunlarla karşı karşıya geliyorlar?
Bence kanayan yara, büyük eksiklikler, acılar, ızdıraplar, mağdur olmalar gibi serzenişlerden kurtulmak lazım. Devamlı bir mağduriyet söylemini inşa ettiğiniz zaman gerçekten eksik, acı, zararlı olan şeylere odaklanıyorsunuz ve bütün enerjinizi buna harcıyorsunuz. Bilirsiniz Doğu toplumlarında bu eğilim fazlaca mevcuttur. Zayıf takım desteklenir, daha çok acı çeken daha çok desteklenir ve saire. Her zaman “Bize bunu vermediler” “Bize acı çektirdiler” gibi söylemlerle inşa edilen bir kültürle yetişen nesil; gün gelir düğününü bile acıklı şarkılarla yapmaya başlar. Balkanlılar olarak tarih boyunca her zaman mutlu olunacak bir alan bulduğumuza ve bunu sürdürmemiz gerektiğine inanıyorum. Sorunuza ille “kanayan yaralı” bir cevap vermem gerekirse şunu diyebilirim: En büyük “kanayan yaramız” her zaman bir “kanayan yara” arama kültürünü inşa etme çabamızdır.
Türkiye’nin güzide kuruluşları TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü’nün çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kosovalı vatandaşlar, özellikle Kosova’da yaşayan Türkler için ne anlama geliyor, ne kadar önemli? Örneğin Makedonya’da söz konusu iki kuruluş olmazsa, Makedonya’da yaşayan Türklerin kültürel ve sanat alanlarındaki faaliyetleri eksik kalır.
Türkiye devleti, kurum ve kuruluşları Kosova’ya çeşitli yardımlar yapmaktadır. Bu Kosovalı Türkler açısından olduğu gibi, Kosovalı Arnavutlar, Boşnaklar, Romlar ve diğer etnik topluluklar için de geçerlidir ve değerlidir.

Öte yandan Kosovalı Türkler ve diğer etnik topluluklar 2’nci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra kurulan Yugoslavya döneminde eğitim hakkını, dernek kurma hakkını kazandılar ve faaliyetlerini devamlı sürdürdüler. Basın alanında sizin de bildiğiniz üzere Üsküp’te Birlik, Priştine’de Tan gazetesi yayınlandı. İlkokul ve liselerde Türkçe öğretim devam etti. Dolayısıyla toparlamak gerekir ise Kosova Türkleri, Kosova’ya; Yugoslavya döneminde olduğu gibi günümüzde de kültür, sanat, eğitim ve diğer alanlarda katkı sundu ve katkı sunmaya devam ediyor. Önemli olan bunun gibi bir potansiyelin varlığıdır. Ve bu potansiyel, bu varlık, kendisini destekleyen her kurum ve kuruluşa minnettardır. Bu kuruluşların arasında elbette ki Türkiye kuruluşlarının yeri önemlidir.
Kosova Demokratik Türk Partisi – KDTP Prizren Şubesi Gençlik Kolları, 18 Şubat Kosova’nın bağımsızlığının 8′inci yılı nedeniyle panel düzenledi. Siz de “Yeni Dünya Düzeninde Bağımsız Kosova” konulu tebliğ sundunuz. Acaba, “Bağımsız Kosova Düzeninde” Kosovalı Türkler nerede?
Benim sunduğum tebliğ, sizin de belirttiğiniz üzere “Yeni Dünya Düzeninde Bağımsız Kosova” başlığını taşıyor ve değişen uluslararası dinamiklerde Kosova’nın varlığı, geleceği gibi konuları içermekte idi. Dolayısıyla Kosova Türklerine değinmemiştim. Kosova Türkleri’nin Kosova’daki yerine değinecek olursak şunu diyebilirim. Kosova Türkleri Bağımsız Kosova’ya giderek daha çok katkı sunmaya başlıyor. Eskiden Kosovalı Türkler kendi kültürünü, sanatını geliştirmek için bir çok başarıya imza attı. Türk dilinde eğitim devam etti, yayınlar yapıldı, kültür sanat faaliyetleri devamlı sürdürüldü. Eğitimli yeni nesil ise ibreyi biraz daha yukarıya taşımaya çalışıyor ve bütün Kosova’ya katkı sunmak için çabalıyor. Türkiye’de eğitim görmüş arkadaşlarımız, üniversitelerde Arnavutça ders veriyor, merkezi görevlerde yer alıyor. Yani sadece Kosovalı Türklere değil, Kosova’ya artı değer sunmaya başlıyor ki benim açımdan bu çok önemli bir nokta.
Kosova’da toplumsal olayları analiz etmek amacıyla ilk defa ayda bir Türk dilinde yayınlanan Paradigma dergisinin de genel yayın yönetmenliğini yaptınız? Dergi hala çıkıyor mu? Bu arada Kosova’da Türkçe yayın yapan özel medya var mı ve bunlar nasıl hayatta kalıyor?
Paradigma dergisi yayın hayatına başladıktan sonra bazı şansızlıklarla karşılaştı. Başta bir grup arkadaş bütün masrafları üstlenerek basit bir baskı ile dergiyi yayınlamaya başladık. Tam destek ve sponsor işi düzene girmişti ki, maalesef çekirdek kadrodan arkadaşımız Deniz Kazazi vefat etti. Yayına uzun süre ara verdik. Sonra yeniden başladık. Şu anda web sitesi yenilendi ve online olarak haber analizleri yayınlıyoruz. Siteyi www.paradigmarc.org adresinden takip edebilirsiniz. Haber analizlerin dışında belirli bir konuda raporlar hazırlamaya çalışıyoruz. Seçim anketi ve Kosova’da Türkçe Eğitim konulu raporlar hazırladık. Şu anda yeni çalışmalar yürütüyoruz, önümüzdeki dönemde bu çalışmaların sonuçları yayınlanacak.

Kosova’da Türkçe yayın yapan özel medya konusuna gelince ise, bir çok web sitesi var, radyo var, çeşitli dergiler var; ancak düzenli yayın yapan basılı bir gazete yok.
Eğitiminizi Türkiye’de tamamladınız, Türkiye’de mutlaka çalışma fırsatı da yakaladınız? Neden tekrar Kosova’ya, Prizren’e döndünüz? Kosova’da gerçekleştirmek istediğiniz proje ve hedefleriniz nelerdir?
Büyük projelerden, hırstan, modern toplumun insanoğluna dayattığı “başarma”, “başarılı olma” söylemlerinden nefret etmişimdir her zaman. Bence insanoğlu her nerede yaşıyorsa, yaşadığı dönemde karşılaştığı ortama nasıl bir artı değer ekler diye düşünmeli. Ben de bunu deniyorum. Dokufest festivaliyle, akademiyle, basın yayınla yoğun bir şekilde ilgileniyorum. Gerçekleştirebildiğim bir artı değer varsa bu beni tatmin eder.
Bu arada “Özellikle geri döneceğim” gibi bir derdim yoktu; “Devamlı burada kalacağım” gibi bir derdimin olmadığı gibi.












