Empati

Empati veya eş duyum, bir başkasının duyguları, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır. Bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Doğru bir empati iletişim için gerekli unsurlardan biri de kurulan empatiyi karşı tarafa doğru olarak aktarabilmektir.

Eğer bir insanı anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakış tarzı ile bakmalı, gerçekleştirmek için de empati kurmak istediğimiz kişinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olayları onun gözlüklerinin gerisinde bakmalıyız. Karşımızda ki kişinin rolüne girerek empati kurduğumuzda, o kişinin rolü de kısa bir süre kalmalı daha sonra da bu rolden çıkarak kendi rolümüze geçmeliyiz çünkü o zaman empati kurmuş olmayız. Empati ve nasihat vermeyi karıştıran çok insan var.  Her kez dert dinler fakat empati değil de nahiye vermek kendi bildiğini söylemek eleştirime yapmayı çok seviyorlar ve bu yüzden insanlar arasında anlamama suçlama oluyor. Ör: “yakın bir arkadaşınız ya da bir akrabanızın ailesinden birini kaybettiğinde kendimizi onun yerinde koyarak onun duyularını ve düşüncelerini paylaşabiliriz bir nebze de olsa kötü hissiyatından ve her konuda yanında olduğunu göstermek. Çoğu insan da seni anlıyorum deyip anlamadığını ve tam tersi nasihat vermeye çalışır. Nasihat vererek ya da hiçbir tepki vermesek o zaman empati yapmamış oluruz.”

Empati kurmamız için karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gerekir. Karşımızda ki kişinin duyularını ve düşüncelerini tam olarak anlasak bile anladığımızı ifade etmesek için empati kurma sürecini tamamlamış sayılırız. Araştırmacılar insanların zihninde kurdukları empati ile, karşılarında ki kişiye ilettikleri empati arasındaki farklılık olduğunu belirtmektedir. Karşımızdaki insanlara empati tepki vermenin iki yolu vardır: yüzümüzü ve bedenimizi kullanarak onu anladığımızı ifade etmek.

Bir halk masalından empati kurma örneği: “Göğsü kınalı bir serçe varmış. Gök gürlediği zamanlar tir tir titreyerek yere yatar, gök yıkılmasın diye de ayaklarını havaya kaldırırmış. Bir yandan da “korkumdan kırk kantar yağım eridi” dermiş. Bir gün birisi demiş ki “sen kendin beş dirhem gelmezsin; nerden oluyor da kırk kantar yağın eriyor? “Bunun üzerine serçe şu cevabı vermiş; herkesin kendine göre dirhemi, kantarı var; siz ne anlarsınız”. Her insanın hatta her canlının olaylara kendine özgü bir bakış açısı vardır.

Empati neden ihtiyaç duyarız? Günlük hayatımızda birbirimize ve çevremizdeki insanlara karşı duyarlılık, hoşgörü ve yardımlaşma gibi değerlerden gittikçe uzaklaşmış olmamız önemli bir sorun egoist ve narsist eğilimlerimizi azaltarak, iletişim, sosyal ve düşünme becerilerimizi, duyarlılıklarımızı geliştirmeyi istiyoruz. Okulda, işyerinde, sokakta bilerek veya bilmeyerek, arkadaşımıza, kardeşimize, çalışanımıza, eşimize ve diğer insanlara karşı acımasız, alaycı, kırıcı söz ve davranışlarda bulunabiliyoruz. Aslında insan yaratılışı gereği merhamet, yardımseverlik, hoşgörü, diğer insanları düşünme, sevgi gibi pozitif özelliklere yatkındır. Bu nedenle zayıflayan veya silikleşen bu özellikleri bulup çıkarmak hayati öneme sahiptir.

Empati yapmanın en büyük faydası ise bize yapılmasını istemediğimiz tutum ve davranışları başkalarına yapmamızı engeller mesela bir arkadaşımıza kötü lakaplar takarak alay etmeyiz, çünkü kendimizin o şekilde çağrıldığımızda nasıl olumsuz duygular içine girebileceğimizi düşünebiliriz, böylece karşımızdakine karşı saygılı olur ve ona değer verdiğimizi göstermiş oluruz. Karşımızdaki kişiyle ilgilendiğimizi ve onu anladığımızı gösterirsek böylece bizimle konuşmaktan hoşlanır ve bize daha çok açılırlar. O kişi ile olan samimiyeti, duygusal açıdan daha önemli noktalara çekebiliriz ama yanlış anladığımız bir durumda, kişiye yanlış edindiğimiz bilgileri düzeltme hakkını vermiş oluruz ve böylece muhtemel iletişim kazalarından korunmuş oluruz ve böylelikle yardımseverlik davranışını ve toplumsal duyarlılığı artırır. Önyargılarımız azalır, herkesin anlaşılabilir olduğunu fark ederiz bütün bunların sonucunda anlamlı ve daha samimi dostluklar kurarız.

Toplumsal empati, hukuka güven ve saygıyı güçlendirir, böylece adaletsizlik ve kaostan uzak bir toplum içinde yaşama fırsatı doğar. Ör: “Nasrettin Hoca bir gün eşeğinden düşer ve acıyla kıvranır. Başına toplananlar “Hemen bir doktor çağırın…” diye bağrışırken, Hoca, “ Bana doktor değil, eşekten düşmüş birini bulun…” diye bağırır. Yani Nasrettin Hoca kendi gibi olayı yaşayan, bilen kişinin iyi anlayacağını düşünür ve bu yüzden de öyle tepki verir.”

Her insanın, hatta her canlının olaylara kendine özgü bir bakış açısı vardır. Dışarıdan bakarak bunu göremeyiz aslında empatinin temelinde karşısındaki kişiyi dinleme vardır ve dinlemek sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Eleştirmeden, yargılamadan, nasihat etmeden dinlemek karşıdaki kişiyi rahatlatır. Çünkü anlaşıldığını hissetmek karşımızdaki kişinin bizi dinlediğini hissetmemize bağlıdır önemli olan günlük yaşamda empatiyi tutum haline getirmeliyiz.

Read Previous

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg Üsküp’e geliyor

Read Next

MİT, 90 yılını hazırladığı kitapçıkla anlattı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *