Bosna Hersek’teki Demokratik Eylem Partisi (SDA), Milorad Dodik’in açıklamalarının, Bosna-Hersek’i ve Boşnak halkını Batı dünyası için bir güvenlik sorunu ve tehdit gibi göstermeyi hedefleyen planlı bir kampanyanın devamı olduğu uyarısında bulundu.
SDA tarafından yapılan açıklamada, bu tür bir anlatının üretilmesine yönelik girişimlere uzun süredir dikkat çekildiği belirtildi.
“Dodik yalanları ne tesadüfen ne de ‘iç kamuoyu’ için dile getiriyor. O, bilinçli şekilde uluslararası kamuoyunu hedef alıyor; geçmiş ve bugüne dair çarpıtmalarla ayrılıkçı politikasını meşrulaştırmaya ve Bosna-Hersek’in istikrarsızlaştırılmasındaki kendi rolünü gizlemeye çalışıyor,” denildi.
SDA, Dodik’in daha önce de Amerikalı yetkilileri yanılttığını ve bunun bedelini ödediğini hatırlattı.
“ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ‘kara listesinde’ yer aldı; bu karar hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimler tarafından teyit edildi. Şimdi ise parayla yetkililerin sempatisini ve dünyanın en güçlü demokrasisinin onurunu satın alabileceğini küstahça varsayıyor,” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada ayrıca, toplama kamplarını ve çocuk kamplarını “Müslümanların değil”, sözde “Hristiyan değerlerine” atıfta bulunan ancak tüm inanç ve milletlerden insanlara karşı suçlar işleyen Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) askeri ve siyasi liderliğinin kurduğu vurgulandı.
“Söz konusu ideolojiler ve politikalar — bugün Radovan Karadžić’in mirasçısı olarak Milorad Dodik tarafından savunulmaktadır — Republika Srpska’nın kurulması sürecinde tüm Müslümanları ve Katolikleri bölgeden sürmüş, ibadethanelerini yıkmış ve Boşnaklara yönelik soykırım da dahil olmak üzere kitlesel suçlar işlemiştir,” denildi.
SDA, Dodik’in bugün bu zehirli modeli yeniden canlandırmaya çalıştığını, Boşnakları şeytanlaştırdığını, mağdur ile suçlunun rollerini tersyüz etmeye çalıştığını ve Bosna-Hersek’i “yaşaması imkânsız bir devlet” gibi göstermeye uğraştığını belirtti.
“Dodik’e bu yeni saldırıda verilecek her destek, Balkanlar’da çatışmaların yeniden canlanmasına yol açar,” uyarısında bulunuldu.
SDA, bu tür bir anlatının başarılı olmayacağını savundu.
“Bosna-Hersek ve Boşnak halkına dair gerçekler; antifaşist gelenek ve saldırıya karşı verilen savunma, lobicilik gösterileri ve kamera karşısındaki yalanlarla silinemez. Bugün Boşnaklar adına görev yapanların pasifliği ve bilgisizliği buna gerekçe olamaz. Bu tür söylemler karşısında susmak ‘bilgelik’ ya da ‘diplomasi’ değil, korkaklık ve yalana ortak olmaktır.”
Açıklamada, Milorad Dodik’in söylemlerinin bir “siyasi görüş” değil, ceza gerektiren bir suç olduğu vurgulandı.
“Bosna-Hersek Ceza Kanunu, halklar arasında ulusal, ırksal veya dini nefret, bölünme ya da hoşgörüsüzlük yayanları cezalandırmayı öngörmektedir. Bosna-Hersek Savcılığı’nı, açık deliller temelinde derhal harekete geçmeye, iddianame hazırlamaya ve RS’nin eski başkanını cezalandırmaya çağırıyoruz,” denildi.







