Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Gordana Siljanovska‑Davkova, bugün Üsküp’te düzenlenen Koçana yangınının kurumsal ve klinik boyutları ile çözüm yolları konulu uluslararası konferansın kapanış oturumunda konuştu. Konferans, Kuzey Makedonya Hükûmeti tarafından organize edildi.
Cumhurbaşkanı Siljanovska-Davkova, Koçana’da yaşanan trajedinin toplumda derin bir yara bıraktığını ve kriz durumlarında sorumluluk, hazırlık ve dayanışmanın önemini hatırlatan kalıcı bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi.
Cumhurbaşkanına göre bu trajik deneyimden ders çıkarılması ve insan hayatını daha iyi koruyacak daha güçlü ve etkili bir sistemin kurulması gerekiyor. Siljanovska-Davkova, konferansın Koçana trajedisiyle ilgili yapılanların uzmanlar tarafından değerlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu belirterek, benzer durumlara daha hazırlıklı olmak için çıkarılan derslerin sistematik biçimde kayda geçirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Siljanovska-Davkova konuşmasında, “Koçana trajedisi ulusal bir şok anı, derin bir insani acı, büyük bir dayanışma ve aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir yüzleşme anıydı. Vicdan ve sorumluluk aynasında hepimiz kendimizi bulduk ve hâlâ o aynanın karşısındayız.” ifadelerini kullandı.
Trajediden sonraki sabahı hayatı boyunca unutamayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı, hastanelerin önünde çocuklarının hayatı için bekleyen ailelerin görüntüsünün hafızasına kazındığını belirtti. O anlarda korku ve belirsizlik kadar umut da bulunduğunu ifade ederek, doktorların yalnızca mümkün olanı değil, imkânsız görüneni bile başarmasını dilediklerini söyledi.
Tıbbın önemine de değinen Siljanovska-Davkova, Antik Yunan hekimi Hipokrat’ın “Hayat kısa, tıp sanatı ise uzundur” sözünü hatırlatarak doktorların bilgi, deneyim ve fedakârlığına güvendiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı ayrıca, en ağır yaralı hastaların yurt dışında tedavi edilmesi kararının doğru bir siyasi ve tıbbi karar olduğunu düşündüğünü söyledi. Makedon kurumları, sağlık sistemi ve uluslararası ortaklar arasında kurulan hızlı koordinasyon sayesinde birçok genç hayatın kurtarıldığını belirten Siljanovska-Davkova, komşu ülkelerin ve uluslararası toplumun gösterdiği dayanışmanın kendisini derinden etkilediğini ifade etti.
Avrupa Sivil Koruma Mekanizması’nın hızlı biçimde devreye girdiğini ve yabancı ülkelerden gelen tıbbi ekiplerin kurtarma çalışmalarına önemli katkı sağladığını belirten Cumhurbaşkanı, bu uzmanların bir kısmının bugün konferansta yer alarak genç doktorlara deneyimlerini aktardığını söyledi.
Siljanovska-Davkova’ya göre Koçana’da yaşanan trajedi, afetlere verilen sağlık tepkisinin yalnızca tıbbi bir mesele olmadığını; aynı zamanda siyasi, mali, etik ve ahlaki boyutları bulunan çok yönlü bir konu olduğunu gösterdi. Böyle krizlerde başarının devletin demokratik kapasitesine, kurumların hazırlık düzeyine ve kurumlar arası koordinasyona bağlı olduğunu ifade etti.
Modern koşullarda hiçbir sağlık sisteminin böyle büyük bir felaketle tek başına başa çıkmasının zor hatta imkânsız olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, krizlere karşı dayanıklılığın ancak önceden oluşturulan altyapı, ekipman, uzman kadro, eğitim, protokoller ve planlar sayesinde sağlanabileceğini vurguladı.
Konferansın, hastaların tedavisinde uygulanan yöntemlerin değerlendirilmesi ve bundan sonraki tedavi süreçlerinin belirlenmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Siljanovska-Davkova, özellikle doktorların farklı ülkelerin deneyimlerinden yararlanacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı ayrıca, trajedinin yalnızca acı bir hatıra olarak kalmaması gerektiğini, aynı zamanda gelecekte benzer olaylara daha hazırlıklı olunması için bir uyarı görevi görmesi gerektiğini söyledi. Bu bağlamda Çekya’nın eski Cumhurbaşkanı Václav Havel’in “Bir devletin gerçek gücü istikrar anlarında değil, krizlerle nasıl başa çıktığında görülür” sözünü hatırlattı.
Siljanovska-Davkova, konuşmasının sonunda etik boyuta dikkat çekerek, hayatta kalanların ve ailelerinin yaşadıkları travmayı ömür boyu taşıyacağını, devletin ve toplumun ise onların yanında olmaya devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı, “Koçana’da yaşanan felaket bize bir kez daha gösterdi ki; standartlar, kurallar ve sorumluluk olmadan hiçbir faaliyet güvenli şekilde yürütülemez. Hiç kimse ve hiçbir şey insanın yaşam hakkından daha önemli değildir.” dedi.










