Uluslararası İletişim bölümünde yüksek lisans yapan Kalkan Derneği’nin Başkanı ve aynı zamanda MATÜSİTEB yönetim kurulu üyesi Cengiz Destan, Güney Doğu Avrupa Üniversitesinde, “Kuzey Makedonya’da bulunan Türk Kuruluşları’nın Halkla İletişimleri ve Oluşturdukları Algı” başlıklı yüksek lisans tezini Arnavutça dilinde savundu.

Komisyon Başkanlığını aynı zamanda Eğitim Bakanı Yardımcısı olan Pr.Dr. Arafat Şabani’nin, mentörlüğünüde Pr.Dr Demuş Bayraminin yaptığı yüksek lisans tezinde Kuzey Makedonya da bulunan “TİKA”, “Yunus Emre”, “Maarif Vakfı”, “Anadolu Ajansı”, “MATTO” gibi kuruluşlarının yanı sıra, Kuzey Makedonya’da ofisleri bulunmamasına rağmen vatandaşlara doğrudan etkisi olan “YTB”nin çalışmaları ve bu çalışmalar sonucunda Türkiye hakkında değişen ve yeni oluşan algı incelendi.

Cengiz Destan tez ve savunma ile ilgili yaptığı açıklamada, “Kuzey Makedonya’nın nerdeyse her şehirinden Türkler dışında milletler ve kuruluşlarla görüşmeler gerçekleşti, araştırmalar yapıldı. Türkler dışında olmasının nedeni de söz konusu anavatan olunca gerçekçi düşünce ifade edememe imkanının olmasıdır.” ifadelerini kullandı.

Tez Savunması sonrası bir kare

Cengiz Destan’ın “Kuzey Makedonya’da bulunan Türk Kuruluşları’nın Halkla İletişimleri ve Oluşturdukları Algı” konulu tezden öne çıkan bilgileri ilginize sunuyoruz:

“Çoğunluğunu Arnavut ve Makedonların oluşturduğu görüşmelerde çıkan sonuçlarda özellikle TİKA’nın 2005 yılında Makedonya’ya gelmesiyle birlikte Türkiye hakkında var olan değersiz/olumsuz algının çok kısa sürede Makedonya halkı ile kurumlarında değişmesine ve saygın bir ülke haline gelmesine vesile olduğu görülmekte. TİKA ile ilgili bir ayrı parantez açarsak TİKA ve Türkiyeyi eşit tuttuklarıda dikkat çekmekte, TİKA tarafından gerçekleştirilen projeler için övgüyle bahseden halk “TİKA yaptı’ yerine “Türkiye gelip yaptı” sözlerini kullanmakta.

“Yunus Emre Enstitüsü” tarafından düzenlenen kültürel ve sanatsal faliyetler aslında kültürlerimizin, adetlerimizin hemen hemen aynı olduğunu farketmemizi sağlıyor cevapları da en çok verilen cevaplardan, dizi ve filimlerde heyecanla izledikleri Türk oyuncularla, kitaplarını okudukları Türk yazarlarla tanışma imkanını Yunus Emre Enstitüsü sayesinde bulduklarını ifade eden gençlerin Türkçe ve Türkiyeye ilgilerinin artığı görülmekte. Ayrıca, enstitünün Üsküpte ofisinin olması, Üsküpte bulunan halkalar için bir şans olarak görülmesi, diğer şehirlerde bulunan halkların Yunus Emrenin başta Türkçe kursları olmak üzere diğer etkinliklerinde düzenli yer almak istediklerini ama çoğu zaman ulaşım dolayısıyla ve imkanlarının kısıtlı olmasıyla yer alamadıkları cevaplarından anlaşılmakta. Yunus Emre Enstitüsü hakkında bir ilginç nokta da bahsedilen kurumlardan sadece Yunus Emre Enstitüsünde Anadili gibi Türkçe konuşan Makedon kadın sekreterlerinin olmasıdır. Bu da din, dil, ırk ayrımı yapmayan Türk karakterinin göstergesi olarak beğeniyle karşılanmakta.

Kuzey Makedonya da en son açılan Türk kurumu olan Maarif Vakfı ve okulları en yeni olmalarına rağmen kısa sürede Makedonya, özelliklede Polog bölgesinin Türkler tarafından yönetilen eğitim yönetim sistemine ne kadar aç olduğunu ve halkın ne kadar güven duyduğunu göstermekte. 67 öğrenciyle ve 20 öğretmenle devralınan okul 2 yıl içinde çoğunluğunu arnavutların oluşturduğu 150 eğitmen ve personele, 450 öğrenciye ulaşıyor. Öğretmenlerle yapılan anonim görüşmelerde Türklerle çalışmanın harika bir şey olduğu ortak fikri çıkmakta, kaliteli ve çağdaş şartların yanı sıra, maaşların önceki okula göre düzenli verilmesi ve en önemliside dini ve milli bayramlar öncesinde maaşların önceden yatırılması hassasiyetlerinin olması ne kadar doğru bir karar verdiklerini ve bu ufak jestlerinin bile aileleri ve çevrelerinde ne kadar olumlu etki oluşturduğunu göstermekte. Öğrencilerin “Maarifli” olmalarının kendilerinde farklı bir pozitif hava oluşturduğu, velilerin ise güvenle öğrencilerini teslim ettikleri verilen cevaplardan anlaşılmakta.

Sürekli yoğun gündemi olan Türkiye hakkında sağlam bilgi almak isteyen arnavut ve Makedonlar bir tek Anadolu Ajansı internet sitesi haberlerini veya Anadolu Ajansı kaynaklı bilgilerin yer aldığı portalları takib ettikleri anlaşılmakta. Ayrıca Anadolu Ajansının Makedonyada merkezinin bulunması, Arnavutça ve Makedonca yayın yapmanın yanı sıra, Makedonya’daki olayları Türkiyeye Türkçe aktarması, Makedonyada Türkiye hakkında yalan, yanlış, çarpıtılmış haber yapma peşinde olan kuruluşlara köstek olduğu da farkedilmektedir. Anadolu Ajansının haberlerini kaynak olarak kullanmayan sitelerin de aslında Anadolu Ajansını takib ettikleri kendilerince Anadolu Ajansı haberlerinde bir açık veya hata bulduklarında Ajansı karalama amacıyla yaptıkları haberlerden anlaşılmaktadır. Ayrıca ajansta nerdeyse Makedonya da yaşayan her milletten çalışanın olması, sorunsuz bir şekilde bir arada çalışmaları Türk yönetim biçiminin bunu başarılı bir şekilde idare ettiğinin göstergesi.

MATTO diye bir kuruluştan nerdeyse haberi olmayan Makedonya halkı, MATTO üyesi olan tüm türk şirketleri hakkında bilgi sahibi. En çok bilinen Halkbank olmasına rağmen tüm diğer firmalara güvenlerinin tam olduğu, özellikle ailelerin tekstil ürünleri satan firmalardan uygun fiyata çok yüksek kalitede ürün bulmalarının memnuniyetleri açıklamalarında yer almakta.

Uzun bir özet olarak ifade ettiğim tezde yer alan bu örneklerin sonuncusuda Kuzey Makedonya’da ofisleri olmamalarına rağmen, bölgede yaşayan halkların Türkiye hakkında düşüncelerini olumlu anlamda değiştiren en önemli kuruluşlardan biri olan YTB’nin etkisidir.

YTB sayesinde dünyanın hiçbir yerinde bulamayacakları imkana kavuşan Makedonyalı öğrenciler ve veliler, dünyanın en saygın üniversitelerinin yer aldığı Türkiye’de ücretsiz okumanın, Türkiye’ye ücretsiz ulaşmanın, gelişmiş yurtlarında ücretsiz konaklamanın ve bunun yanı sıra üstüne birde para ( burs ) aldıklarının hayreti ve memnuniyeti içinde oldukları yine ilginç anket sonuçlarında öne çıkmakta. Ayrıca Türkiye’de okuyup mezun olanların  kariyerleri boyunca içlerinde Türkiye’ye teşekkür etme çalışmaları yapma ihtiyacı hissetmeleride bu burs desteğinin duygusal boyutunu göz önüne sermekte.

Bu noktadan sonra, tez özeti olarak geçen bilgilerin tamamı ve daha genişini en kısa zamanda, bir kitap haline getirmek, ulaşamadığım farklı milletlere anlatmak, özelliklede Türkiye’de yaşayan ve başta Makedonya olmak üzere Balkanlar hakkında sınırlı bilgileri olan kitlelere ulaşıp Türkiye’nin Balkanlar’da Türkiye’den daha büyük olduğunu anlatmak boynumun borcu olmuştur.”  

Tez çalışma sürecinde emekleri geçenlere teşekkürlerini ileten Cengiz Destan, “Başta aileme, mentörüm/danışmanım Prof.Dr. Demuş Bayrami’ye, komisyon başkanı ve aynı zamanda eğitim bakanı yardımcısı olan Prof.Dr. Arafat Şabani’ye, Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Serhat Kula’ya, Maarif Vakfı Müdürü Mustafa Dillioğlu’na, Anadolu Ajansı Arnavutça ve Makedonca Haberler Editörü ve Bölge müdürü Adnan Idriz’e, TİKA Üsküp Koordinatörleri Aytekin Ayden ve şimdiki Koordinatörü Halim Ömer Söğüt’e, benimle görüşen “anonimlere”, anketlerime katılanlara ve bu özel çalışmamla ilgilenip haber olarak sunan değerli TİMEBALKAN ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunarım.” şeklinde konuştu.

Önceki Haber

İşgalden kurtarılan Cebrail ilinin köylerinde Azerbaycan bayrağı dalgalanıyor

Sonraki Haber

AB Parlamentosu, Bulgaristan’da hukukun üstünlüğüne ilişkin kararname kabul etti