Bulgaristan’daki Türk ve Müslüman seçmenler, seçimin ülkeye refah, huzur, demokrasi ve düzen getirmesini beklerken, yurt dışına giden yakınlarının da geri dönmesini istiyor.

Bulgaristan’da 1989’da komünist diktatör Todor Jivkov’un devrilmesiyle başlayan demokratikleşme sürecinde halk 11. kez genel seçime gitmeye hazırlanırken, 4 Nisan’da yapılacak seçim ülkedeki Müslüman ve Türk nüfus için de ayrı bir önem taşıyor.

Yaklaşık 850 bin Türk ve Müslüman’ın yaşadığı Bulgaristan’da, kayıtlı 6,3 milyon seçmen parlamentonun 240 üyesini seçmek için 4 Nisan’da sandık başına gidecek.

Bulgaristan’da demokratikleşme sürecinin başında kurulan ve üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH), yaklaşık 25 yıldır ülkenin siyasi hayatında kilit rol oynarken, 2017’deki seçimde muhalefette kaldı.

Partiden dışlanan eski lideri Lütvi Mestan’ın kurduğu Sorumluluk, Özgürlük ve Hoşgörü için Demokratlar (DOST) isimli parti ise HÖH’den 100 bin civarında oy alsa da yüzde 4 seçim barajını aşmayı başaramadı.

2017’deki seçimin ardından parlamentodaki temsili azalan HÖH, Başbakan Boyko Borisov’un kurduğu koalisyon hükümetinde kilit destek rolünü ırkçı ve aşırı milliyetçi Birleşik Vatanseverler (OP) koalisyonuna bıraktı.

HÖH’nin parlamentoda muhalefete geçmesiyle temsil ettiği Türk ve Müslümanlar da ülkenin siyasi, ekonomik ve sosyal yaşamında geri planda kaldı.

Türklerin seçimden beklentileri

30 siyasi parti ve koalisyonun katıldığı 4 Nisan seçimine az bir süre kala, büyük bir bölümü oylarını geleneksel olarak HÖH’den yana kullanan ülkedeki Türk ve Müslümanlar da yeni dönemden beklentilerini AA muhabiri ile paylaştı.

Türk nüfusun yoğun olduğu Kırcaali merkezine bağlı Kirkovo’da yaşayan Mustafa Hüseyin, “yarınların daha güzel olması için” oy kullanacaklarını ifade etti.

Özellikle ırkçıların iktidar ortaklığı gölgesinde geçen son 4 yılda Bulgaristan’dan yurt dışına göçün yoğunlaştığının altını çizen Hüseyin, “Ailemiz darmadağın oldu. Çocuklarımız, akrabalarımız Avrupa’da. Geçimimiz zorlaştı. Dağlık bölgelerde yaşam zorlaştı. Devlet kurumlarında otoritemiz azaldı. Türk olarak, sanki ikinci, üçüncü sınıf vatandaş olma durumundayız şu anda. Bölgemizde yatırımlara ihtiyaç var. Gençlerimiz gitti, köylerimiz boşaldı. Onlar geri dönsünler.” ifadelerini kullandı.

Kirkovo’da yaşayan Ajda Rufi İbrahim de seçimden daha iyi bir gelecek ve yaşam beklediklerini vurgulayarak yurt dışına giden yakınlarının geri dönmesi temennisinde bulundu.

İbrahim, “Yaşam standartlarımızın yüksek olmasını, daha çok iş yerleri olmasını, gençlere güzel gelecek ve mutlu bir hayat bekliyoruz.” dedi.

Kırcaalili gazeteci Müzekki Ahmet de Bulgaristan’da yaşayan Türkler olarak seçimden sonra oluşacak yeni hükümetin insan haklarını daha fazla korumasını ve adaleti sağlamasını beklediklerini ifade etti.

HÖH Genel Başkanı Karadayı: Son 10 yıldır devletimiz sürekli bir çöküş içindedir

Seçim kampanyasını “Devletçiliği yeniden başlatalım” sloganıyla yürüten HÖH’nin Genel Başkanı Mustafa Karadayı, Bulgaristan’da devletin de devletçiliğin de demokrasinin de kriz içinde olduğunu savundu.

Son 10 yılda üç dönem başbakanlık yapan Boyko Borisov’un devlet organlarını saf dışı bırakıp devleti “tek başına otoriter bir rejimle yönettiğini” ileri süren Karadayı, “Başbakan Borisov, Anayasa’ya ve yasalara aykırı, tek kişilik iktidar sürüyor.” diye konuştu.

Bulgaristan’daki devlet kurumları arasında bir savaş yaşandığını da belirten Karadayı, “Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık arasında, Cumhurbaşkanlığı ile Parlamento arasında bu savaş sürüyor. Parlamentoyu küçümseyip çalışmalarını rapor etmek üzere oturumlarına katılmayan Başbakan Borisov, tavrı ile Anayasa’yı ve yasaları çiğnediğinin bilincinde bile değil. Bize göre, son 10 yıldır devletimiz sürekli bir çöküş, ekonomik düşüş içindedir.” ifadelerini kullandı.

Karadayı, devletin borcunun da hızla arttığını söyleyerek “Borisov’un iktidara geldiği 2009’da Bulgaristan’ın borcu 1,5 milyar avroydu. Eylül 2020’de ise borç 21,5 milyar avro dolaylarında. Demek ki Borisov, 10 yıllık amaçsız bir iktidar sürdürürken, ülkenin ve anayasanın demokratik temellerine uymayarak devlette 20 milyarı aşkın bir borç birikimine neden oldu. Bu borçlar da çocuklarımız, torunlarımız tarafından ödenecek.” dedi.

Partinin öncelikler ne olacak?

HÖH olarak bu seçimde de önceliklerini değiştirmediklerinin altını çizen Karadayı, “İlk önceliğimizde yeşil ekonomi için temiz hava, temiz su, temiz gıda ve temiz enerji talep ediyoruz. İkinci önceliğimiz, yüksek teknolojiler. Üçüncüsü ise özgür aktif vatandaşların siyasi sürece katılmasıdır.” dedi.

Irkçıların iktidara katılmasıyla son 4 yıllık dönemin boşa harcandığını savunan Karadayı, 2020’den bu yana HÖH’nin önceliklerinin artık Avrupa Birliği’nin (AB) öncelikleriyle birleştiğini ifade etti.

Karadayı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosunun almış olduğu kararlara istinaden, öncelikler yeşil pakt, dijitalleşme ve sivil toplum şeklinde tanımlanmıştı. Böylece bizim önceliklerimiz, AB’nin de öncelikleri oldu. Bu bizim için bir gurur kaynağı oldu. Doğru yolda olduğumuzu gördük. Bulgaristan’da refahın sağlanması için net bir iktidar öncelikleri gerekiyor. Son 10 yılda gördüğümüz amaçsız iktidar sürümüne son verilmeli.”

Kırcaali Belediye Başkanı Aziz: Genç ve eğitimli insanlar ülkeyi terk ediyor

HÖH Genel Başkan Yardımcısı ve Kırcaali Belediye Başkan Hasan Aziz de son dönemde yurt dışına göçten endişe duyduğunu dile getirdi.

Aziz, son 4-5 yıllık dönemde en az 400 bin kişinin Bulgaristan’ı terk edip başka ülkelere gittiğini aktararak “Genç ve eğitimli olan bu insanlar, maalesef Bulgaristan’da kendi önünü göremedikleri için ülkeyi terk ediyor.” dedi.

Bu seçimin hem Bulgaristan için hem de ülkedeki Türkler için çok önemli olduğunu vurgulayan Aziz, “Bulgaristan AB’nin en yoksul ülkelerinden biri olarak kaldı. Bu durumu değiştirmemiz gerekiyor. Seçimde Bulgaristan, Avrupa ve Türkiye’deki vatandaşlarımızın desteğine ihtiyaç duyuyoruz. Bulgaristan’ın gelişmiş ve demokratik bir ülke olması için oy kullanmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Aziz, ülkedeki yönetim ve siyasi sistemin değişmesi gerektiğini savunarak son 4 yıllık iktidarda ilk kez ırkçı siyasi güçlerin yönetimin bir parçası olduğunu ve bu durumun değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Başbakan Borisov da Türk ve Müslüman oylarına talip

Hükümet ortağı OP koalisyonunu oluşturan üç ırkçı ve aşırı milliyetçi siyasi parti bu seçime farklı formatlarda katılırken, kampanyasını önemli ölçüde Türk ve Müslüman düşmanlığına dayandırıyor.

Diğer yandan, Başbakan Borisov’un lideri olduğu Bulgaristan’ın Avrupalı Gelişimi için Yurttaşlar (GERB) partisi de kampanyasında Türk ve Müslümanların oylarına talip oldu.

Yaklaşık altı aydır medyayla ilişkisini kesen Borisov, katıldığı bazı etkinliklerde onarıma ihtiyacı olan cami ve kiliselere devlet bütçesinden cömert finansmanlar duyuruyor.

“Papaz ve imam kahvesini birlikte içebiliyorsa demek ki ülkemizde huzur vardır.” diyen Borisov, geçmişte HÖH’den ayrılan yahut dışlanan siyasilerin oluşturduğu Halk Birliği Hareketi (DEN) ile de görüştü. Eski Tarım Bakanı Mehmet Dikme’nin lideri olduğu DEN, özellikle Kuzeydoğu Bulgaristan’daki siyasi etkisini GERB’e desteğe dönüştürmek üzere söz verdi.

Seçime sayılı günler kala geleneksel olarak Türkiye’de yaşayan göçmenlerden destek alan HÖH, bu seçimde OP’nin getirdiği engellerle karşılaşacak. OP’nin parlamentodaki baskısı yüzünden Seçim Kanunu’nda HÖH’nin talep ettiği değişiklikler reddedilirken, Türkiye’de bu kez sadece 35 oy kullanma merkezi açılabilecek.

AA

Önceki Haber

Zafer ağabeyimiz Hakk’ın rahmetine kavuştu

Sonraki Haber

FETÖ’nün Makedonya’daki yapısı ve işleyişi meclisin gündeminde