Geçen hafta yazdığım yazıda deniz derya Balkan kültüründen bahsetmiştim. Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllar boyunca Rumeli topraklarında boş boş durmadı. Ticaret yaptı, sanat yaptı. Yeni bir algı yeni bir kültür yarattı. Örf ve adetlerle dolu muazzam bir miras bıraktı bizlere. Türkiye’de yaşayan Rumeli-Balkan göçmenleri gelenek ve göreneklerine bağlı bir toplum olarak aslında bu coğrafyanın doğurduğu gelenekleri yüzyıllar sonra ait olduğu topraklara geri getirdiler. Genelde inatlarıyla nam salmış Arnavut halkının toplumsal yaşamlarını düzenleyen, sıkı sıkıya bağlı oldukları ve uyulmaması durumunda o topluluk içinde barınamayacakları yazısız gelenek ve görenekleri vardır. İşte tam da bu noktada küçük bir parantez açmak gerekirse bu kurallar bütününün, nerenin Arnavut’u olunduğuna ve hangi din veya mezhebe mensup olunduğuna göre uygulama sıkılığı ve kapsamı bir parça değişir. Temenna, bu Tören’in en üst Ritüellerinden biridir. Ama unutulmaması gereken bir şey vardır ki o Rumeli – Balkan coğrafyasında yaşayan Türkler de bu Ritüeli sıkça gerçekleştirirdi. Peki, nedir bu Ritüel: Yeni evlenen gelin genellikle düğün sırasında ya da düğünden sonra kayınvalidesine önünde eğilmek suretiyle temenna verir. Temenna almak, gelinin yere eğilerek ellerini birleştirip, önce ayak bileklerine, sonra dizine, karnına ve başına değdirerek kaynanasının elini öpmesidir. Ne kadar yavaş yapılırsa o kadar iyi olduğu söylenir. Selam vermek – onay almak anlamına gelmektedir. Kaynanası eğer iki elini uzatırsa gelini beğenmiş, tek elini uzatırsa beğenmemiş demektir. Birçok söylemler vardır. Arnavutlara mal olan bir gelenek gibi gözükse bile çok eski bir Osmanlı geleneğidir aslında.
‘’Temenna’’ ya da ‘’Temennah’’ diye halk arasında gündelik yaşamlarda sıkça kullanılır. Ankaralılarca ”Temenna” (öne doğru eğildikten sonra doğrulurken eli başa götürerek verilen selam) olarak adlandırılmıştır. Bu ise 1921 yılında Yunan savaş uçaklarının Ankara semaları üzerinde uçması ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ”ateş etmeyin” emrini vermesiyle Yunan pilotların Ankara halkına selam vermesinden kaynaklı bir betimleme olmuştur. Bu Ritüel Osmanlı zamanında Sarayda, bürokraside üstlere, halk arasında saygı duyulan kişilere karşı hep uygulanmıştır. Aynı hareketi yağlı güreşlerde güreşçilerin hazırlık aşamasında halkı selamladıkları sırada da görebiliriz.
Batılı eserlerde de yer alan ”Temenna” popüler olması aslında yine Rumeli-Balkan göçmenleri sayesindedir. Özellikle Arnavut düğünlerinden ve Rumeli türküleriyle bir kompozisyon şeklinde devam eden Ritüel, kısa bir zaman içerisinde tüm ülkede sükse yaratmıştır. Bir ara Makedonya İslam Birliği tarafından ”Allahtan Başkasına Tapılmaz” ifadesiyle bu âdetin kaldırılması istenmişse bile halen Makedonya’nın muhtelif şehirlerinde uygulanmaktadır. Prizren’de; Kalkandelen’de Gostivar’da farklı farklı şekilde yapılan bu Ritüel aslında verilen mesajıyla da halk arasında önem arz eder. Kimi yerlerde daha zorken, kimisi sadece bir kaç parmağını sakalından anlına kadar götürerek nazik ve estetik bir dans izletir onu izleyenlere. Aslında o bile ayrı bir hikâye anlatır.
Maalesef, son dönemde Türkiye’de Rumeli-Balkan müziğini 9/8 ritimlere hapsetmeye çalışan zihniyet; derme çatma kültürle alakası olmayan insanları ekrana çıkartıp çektikleri video kliplerde tuhaf danslar yaptırdıkları için ülkem insanında belli başlı kafa karışıklığı saptanmakta. E bu da çok normal. Evimizin vazgeçilmeyen değeri internet ve sosyal paylaşım sitelerinde Eski Yugoslavya ülkelerinde halen yayınlanan Hint dizilerini izliyormuşum gibi hissediyorum kendimi. Zira yaptıkları dans ”Temenna”dan çok Hint danslarına benziyor. ”Temane” dediler. ”Temenna” dediler. ”Temennah” dediler.
Hangisi doğru olursa olsun, hangi tür kusursuz olursa olsun bir kültür dür temenna. Beğenirsin ya da beğenmezsin, bu sadece senin tercihin. Yüzyıllarca bir coğrafyaya sığmış, sığdırılmış saygıdır. Kim ne derse desin ama ”Temenna” bence; bedenle verilen selâmın en anlam dolu, en estetik halidir. Siz ne düşünürsünüz bilemem. Sahi siz ne düşünürsünüz? [email protected] adresinden bana yazın merakta bırakmayın. Siz de bana bir şeyler anlatın. Hadi sağlıcakla kalın…










