Geçen hafta Üsküp’teki yeğenim Berkant, Makedonca yazılmış ilginç bir konu gönderdi. Okudum, gerçekten de önemli bir olayı anlatmış yazar. Yazının kaynağını inceledikten sonra, Siz Sevgili Time Balkan okurlarının da ilgisini çekeceğini düşünerek burada konu edilen olayı kısaca anlatmaya çalışacağım…
– ‘Olay Makedonya’nın Dabnişte Köyünde geçiyor. Dabnişte Köyü Kavadar yöresinde bulunuyor… Konu edilen olay 1908 yılının sonu ya da 1909 yılın başlangıcında geçiyor. Sözünü ettiğim köy ahalisinden Atanas AYAZOVSKİ’yi yörenin Bey’i davet ediyor. Atanasko’ yu , Bey neden davet ettiğini anlatmadan önce, Atanasko’yu tanıtayım; kendileri heybetli, 200 kilo ağırlığında çok çalışkan, köyün saygın birisiymiş. Türkçe’yi az çok kullanan Atanasko Türk ahalisiyle iyi anlaşabiliyormuş. Kısacası Türkler arasında saygın ve güvenilen bir kişiymiş. Evet, yörenin Beyi Atanasko’yu davet ettiğinin nedenini kendilerine şöyle açıklamış. “Dinle Atanasko senden bir ricam olacak. Evinde bir Osmanlı askerini gizlemeni istiyorum, – Osmanlı her yerde, bu askeri idam etmek için arıyordur, sana güvenim olduğundan bu arkadaşımı emanet etmeyi uygun buldum, demiş.” Atanasko hiç tereddüt etmeden, Bey’in isteğini kabul edip hemen “arkadaşınızı getirin ben evimin en güvenli yerinde gizliyeceğim”, sözünü vermiş.
… Bey arkadaşını Atanasko’ya teslim etmiş. Atanasko, emaneti olan Osmanlı askerini evinin gizli bölmesine yerleştiriyor. Bu yeri kimse hatta evin hanımı da bilmiyormuş… Aranan asker JÖN Türkler’in kurucusu ve Vatan’ının Hürriyeti için mücadele eden biriymiş. Bu yüzden cezası da idammış. Atanasko’ya Bey bunları anlattıkttan sonra, nasıl bir görevi kabul ettiğini anlayan ev sahibi edebildiği kadar hiç kimsenin hatta ev hanımının da gizlediği askerden haberi olmamasını iyice kendine görev edinmiş…
… Askerler Dabnişte köyüne geldiklerinde aramaya başlamışlar en son da Atanasko’nun evine gelip, kendilerini sorguya çekmişler. Evinde gizli bölmelerini talan edip, aramadıkları yer bırakmamışlar . Gün boyu hatta gecenin bir vaktine kadar bu arama sürmüş. Derken askerler Atanasko’yu çok hırpalamış, dövülmekten yara bere içinde olmasına rağmen, gizlediği askerin yerini söylemediği için öğrenememişler. Hırpalamak derken, öyle böyle bir hırpalamak değil de, edebildikleri kadar Atanasko, dövülmüş ki bu heybetli köylü kendini kaybedip yere serilmiş. Askerler ev sahibinin bu halini görünce apar topar evden uzaklaşmışlar…
Dövülen Atanasko’nun yaralarının iyileşmesi birkaç gün sürdükten sonra, Atanasko evin gizli bölümünden emanetini çıkarıp, yörenin Beyine teslim etmiş…
Atanasko evinde gizlediği askeri yörenin Bey’ine teslim etmeden önce, asker- Ben MUSTAFA KEMAL, Size hayatımı kurtardığınız için minettarım der ve Atanasko’ya 1897 Amerikan yapımı VİNÇESTER silahını hediye eder…
İlgilenenler için şunu da yazayım ki bu silah günümüzde Kavadar Müzesi’nde sergilenmekte.
Yıllar sonra, Mustafa KEMAL ve arkadaşları Türkiye Cumhuriyetini kurduğunda, davet ettiği konuklar arasında, Ayazovski Atanas da yer almış. Davetle ilgili kendilerine Mustafa KEMAL mektup gönderiyor. Halbuki Ayazovski Atanas bu değerli davette bulunmasını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanıyla görüşmesini çok istemişse de yaşının 78 olmasından dolayı uzun yolculuğu göze alamamıştır… Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa KEMAL ATATÜRK ünvanını da kabul edince ikinci bir mektupla Ayazovski Atanas’ı davet ediyor. Ancak bu sefer de Atanasko davette ilk defasında olduğu gibi aynı koşullardan dolayı katılamıyor. Davete gidemediğine üzülen ancak Türkiye Cumhuriyetini kuran kişiyi evinde gizlediği için mutlu olan Ayazovski Atanas Türkiye Cumhuriyetinin tarihine damgasını vuran önemli biri olarak hatıralarda kalacaktır…
Bu olayı 2000 yılında 70 yaşında olan Atanasko’nun torunu Todor Trayov Ayazovski anlatıyor…
Tüm bu anlatılanlar yazar Cveta TRİFUNOVSKA’nın “ASIRLAR BOYU DABNİŞTE“ kitabının 230-235 sayfalarında yer almaktadır…
Biz Makedonya Türkleri olarak Osmanlı Dönemindeki böyle ve buna benzer daha birçok olayı maalesef araştıramadık.. Araştıramadığımızın nedenini ne yazık ki özürleyemeyiz. Başta Osmanlı dönemindeki Üç Makedonya’da (Ege, Pirin ve Vardar Makedonyası) yaşananları hiç birimiz araştırmaya yanaşmadık. Osmanlı döneminde bu üç Makedonya bir bütün olarak çok ilginç tarihi olaylara gebe olmuştur…
Benim gazetecilik dönemimde de bu tür değerli araştırmalara hiçbirimiz yanaşmadık. Bu da bizim hatamızdır, ki bu üç Makedonya günümüzde Türkiye Cumhuriyeti ve Biz Türkler için değerli tarihi olayların yaşandığı bir dönemin bölgeleriydi…
Bu tür değerli tarihe damgasını vuran araştırmaları yapacak yerde bizler yabancı şair, yazarlara, ceviz kabuğunu doldurmayan hikayelerin yaşandığı dönemlere önem verirken günümüzde öz varlığımızı yaşamak için kendi hayatlarını hiçe sayan dehaların eserlerinin araştırılmasına hiç yanaşmadık… Derken bu yazımda Makedonyalı yazarın kaleme aldığı bu önemli olayı araştırıp bularak kitabına konu etmesi bizim oralardaki yaşantılarımızın gururu, unutulmaması ve aslında bu önemli tarihi olayı ortaya atması günümüz Türkiye Cumhuriyet’inin varoluşunda önemli olduğu kadar Biz Makedonya Türklerinin de varlığımızın değerli bir tarihi belgenin olduğunu altını çizmekteyim. Mustafa Kemal’i Atanasko evinde askerlerden gizlemeseydi, belki de bugün Türkiye Cumhuriyeti‘nin varlığıyla da gurur duyamazdık. Bir gerçek varsa o da biz Türkler için MUSTAFA KEMAL ATATÜRK gerçeğidir… Mustafa Kemal Atatürk gerçeği derken şunu da belirteyim ki, kendilerinin Bizden biri olduğu gururumuzdur. Evet Mustafa Kemal’in Dedesi Ali Riza Efendi Makedonya’nın Kocacık köyünde yaşamaktaydı. (Evi bugün müzeye dönüştürülmüştür). Manastır’ın Askeri İdadi Okulu’nda askeri eğitimi alan Mustafa Kemal’in bizden biri olduğu da bir gerçektir…
…. Geçen hafta Türkiye Cumhuriyeti’nde ATATÜRK’ÜN ölümünün 80. Yıldönümü görkemli bir biçimde kutlandı. Dünyada böylesi “deha”, unutulmayan ve sürekli eserleriyle anılan önder olma şahsiyeti hiç de kolay olmamıştır . Dünya ülkelerinin önemli liderlerinin ölümlerinden sonra değerli eserleri varken kendilerinin isimleri hatıralarda maalesef silik kalmıştır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, TÜRKİYE için önemli olduğu kadar Dünya Türkleri için de çok önemlidir. 16 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde kalıcı ve değerli Reformları ülkesinin yarınlarının daha çağdaş yaşamla kucaklaşması için yürürlüğe geçiren ATATÜRK dünyanın çok sayıda ülkeleri liderlerine öncülük yapmış ve örnek şahsiyet olduğunu günümüzdeki bıraktığı unutulmaz değerli eserleri de tüm bu anıların göstergesidir. Ölümünün 8o. Yıldönümünde Türkiye Cumhuriyetinde sevgi ve coşkuyla anılan ATATÜRK Dünya çapında da saygıyla anılmayı hak etmiştir. Öyleki Dünyanın birçok ülkesinde ATATÜRK’ün yeni heykelleri dikiliyor. Bu anıların örnekleri günümüzde ATATÜRK ve eserlerini gönüllerde yaşatanlara barışçıl yolun simgesidir. Bunun gerçeğini öğrenmek isteyenler – ATATÜRK ve DÜNYA – araştırmasını yaptıklarında görebileceklerdir…
Evet öz edebiyatımızda, şairler, yazarlar ve bıraktıkları eserler çok çok önemlidir, kendilerini anmakla edebiyatımızın yaşamasına iz bırakırken TÜRKLÜĞÜ yaşatan “ NE MUTLU TÜRKÜM” diyebilmemiz özgürlüğünü bize miras bırakan ATATÜRK’ü de anmayı unutmayalım….
Dünya Tarihinde Mustafa Kemal ATATÜRK’ü bilginler,araştırmacılar şöyle anlatıyorlar: “ -Kısacık ömründe , savaşları kazanan, ülkesini yoktan var eden, 4.000 kitap okuyan Mustafa Kemal :- DEHA ASKER, DEVLET KURUCU ve ÇAĞDAŞ KİŞİ”…
Türk Tarihine bir göz atarsak, Varlığımızı şöyle tanımlamalıyız: SELÇUKLU BİZ, OSMANLI BİZ ve ATATÜRK’ün arkadaşlarıyla birlikte kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİZ…
Yazımı Winston Churcill’in düşüncesiyle bitirmek istiyorum: “Şu anda mağlubiyeti bütün damarlarımda hissetmekteyim. Çok üzgünüm!…Oldukça mutluydum, umutluydum. Daha düne kadar Çanakkale bizimdir! diyordum. Çünkü bu savaşı kazanmak için; askeri, parayı, cephaneyi, herşeyi hesaplamıştım. Hepsinde çok üstündük. Mutlaka yenecektik. Yalnız bir şeyi hesaba katmamışız. MUSTAFA KEMAL’i… Bağrımda İngiliz gururu olmazsa, TÜRKLERİ alnından öpmek, onları ayakta alkışlamak isterdim”










