Demokratik Bütünleşme Birliği (BDİ) Başkan Yardımcısı Bujar Osmani, ABD ziyareti kapsamında Washington’daki Capitol Hill’de bir konuşma yaptı. Osmani, Batı Balkanlar’daki son gelişmelere dikkat çekerek, bölgesel istikrarı garanti altına alan anlaşmaları zayıflatmaya yönelik girişimlerin ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu söyledi.
Özellikle Ohri Çerçeve Anlaşması’nın hedef alınmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Osmani, günümüzde baskının yalnızca askeri araçlarla değil, siyasi söylemler ve kurumlar aracılığıyla da uygulandığını ifade etti. Bu bağlamda, Kuzey Makedonya Anayasa Mahkemesi’nin rolüne de dikkat çekerek, bunun ülkeyi istikrarsızlığa sürükleyebilecek bir iklimin parçası olabileceğini söyledi.
Osmani’nin konuşmasından öne çıkanlar:
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının başladığı dönemde Kuzey Makedonya Dışişleri Bakanı ve AGİT Dönem Başkanı olarak görev yaptığını hatırlatan Osmani, aynı dönemde ülkesinin NATO’ya üye olduğunu ve ABD ile Stratejik Diyalog başlattığını belirtti.
Bu süreçte güvenliği ulusal, bölgesel ve kıtasal olmak üzere üç düzeyde ele aldıklarını ifade eden Osmani, Avrupa’da güvenliğe yeterince yatırım yapılmadığını ve güvenliğin yalnızca bütçe harcamalarıyla ölçülmesinin yanlış bir yaklaşım olduğunu söyledi.
“Güvenlik artık sadece para meselesi değil; nasıl bağlandığımız, nasıl hareket ettiğimiz ve siyasi olarak nasıl uyum sağladığımızla ilgilidir,” diyen Osmani, Avrupa’nın farklı bölgelerinin baskılara farklı tepkiler verdiğini, entegrasyonun olduğu yerde dayanıklılığın, parçalanmanın olduğu yerde ise dış etkinin arttığını vurguladı.
Bu nedenle Koridor 8 Girişimi’ni başlattıklarını belirten Osmani, Bulgaristan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve İtalya’yı NATO’nun güney kanadı boyunca birbirine bağlamayı hedefleyen bu girişimin bir altyapı değil, bir güvenlik projesi olduğunu ifade etti.
“Caydırıcılık, güçlerin, enerjinin ve tedarik zincirlerinin müttefik topraklar boyunca serbestçe hareket edemediği bir ortamda inandırıcı olamaz,” dedi.
Osmani, Dayton Anlaşması ve Ohri Çerçeve Anlaşması gibi düzenlemelerin on yıllar boyunca Balkanlar’daki istikrarın temelini oluşturduğunu, çok etnili devletleri koruduğunu ve sınırların cephe hattına dönüşmesini engellediğini hatırlattı. Ancak bugün bu düzenin, tanklarla değil, anlatılar ve kurumlar üzerinden yeniden baskı altına alındığını söyledi.
“Bugün istikrar anlaşmalarını zayıflatma girişimlerine göz yumarsak, yarın kendimizi yeni bir istikrarsızlık ve parçalanma gerçeğiyle karşı karşıya buluruz,” uyarısında bulundu.
Üç temel mesaj
Osmani konuşmasında üç ana noktaya dikkat çekti:
Batı Balkanlar artık sadece çatışma sonrası bir bölge değil, stratejik rekabet alanının bir parçasıdır.
Entegrasyon ve bölgesel iş birliği, ulusal savunma çabalarını kolektif güce dönüştürmenin tek yoludur.
Altyapı, caydırıcılığın bir parçası haline gelmiştir; ulaşım koridorları, enerji bağlantıları ve dijital ağlar kriz anında kimin daha hızlı tepki vereceğini belirlemektedir.
Konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Eğer Balkanlar’a sadece yönetilmesi gereken bir istikrarsızlık alanı olarak bakarsak, her zaman geç kalırız. Ama onu stratejik yatırım alanı olarak görürsek, bölgeyi sağlam biçimde Avro-Atlantik düzene bağlayabiliriz. Bizim deneyimimizden çıkarılan ders budur.”









