Yazar Burhanettin Kapusuzoğlu’nun, “Balkan Mülkünde Bir Gönül Cerrahı: Mütefekkir Üstad Prof. Dr. Metin İzeti” başlıklı değerlendirme yazısını ilginize sunuyoruz.
“Girizgâh
Gönül dokuyan, sîne hakkeden ve aklımıza ışıklar salan ruh hamurkârları hiç şüphesiz mülkün efendileridir. Âlemin Varlık Sebebi’nin edep, irfan, hikmet ve muhabbet tâlimgâhında ders gördükleri için yaşadıkları toplumun mânâ direkleri olarak gökkubbeye dayanaktırlar. İnsanlık, onlar sayesinde tefessüh etmeden hakikat yolunda yürümeye devam eder. Hafizanallah beşer iktizası çürüme başlamışsa da gene onların birer hâzık tabip olarak maharetli ve himmetli elleri sayesinde şafak sökmeye ve gün ışımaya başlar. Çünkü onlar, gayret kemerini kuşanmış olarak mukaddes ve biricik ölçüye tâbi olmakla bahtlı sahih inaçlı tam er kişilerdir. Alimdirler, ariftirler, âşıktırlar… milletin istikbâl hisarına taş koyan usta mimarlardır. Nâm-ı Celil’i yaymak, kasveti dağıtmak ve muhabbetle kaynatarak hayatı kemâlle tatlandırmak meslekinin üstadlarıdırlar. Her beldeyi mânen imar etmek gibi işe memurdurlar. Vakıa mesaileri viraneyi kâşaneye çevirmektir.
İşte böyle bir kâmil zat da Balkanlar’dadır, Rumeli’ndedir… Haza gayretten ibaretten bir güzîde olan Allâme Prof. Dr. Metin İzeti Efendi de marifet denizinde böylesi bir mahir kaptandır. Vakıa, Balkanlar’da modern zamanların İslâm düşüncesinin en dikkat çeken ismidir. Rumeli’nin kalpgâhı Kuzey Makedonya’da, Kalkandelen/Tetova’da yetişmiş ve geleneği modern akademik disiplinle harmanlamış yaşayan en önemli mutasavvıf düşünürdür. Onun ilmî birikimi; ilahiyat, felsefe, sanat ve tasavvufun kesiştiği noktada, Balkan İslam mirasının evrensel bir dille yeniden yorumlanmasıdır.
Şu hususu başta ifade etmeliyim: Bu kısa yazıdaki Prof. İzeti’ye dair sözlerim abartılı bir ihtiram olarak kabul edilmemelidir. Aziz hocamız onca hizmetin ve eserin ardından Kur’ân-ı Kerîm’i Arnavutça’da ilk defa tam olarak tefsir etmiştir. Şu anda tefsir “Dyzet Net – Kırk Gece” adıyla ve 19 cilt halinde ikmal edilmiş ve Prof. Dr. Adnan İsmaili hocamızın gayreti ile neşredilmiştir… Tefsir-i şerifin hatırına bu ifadelerimiz çok görülmesin efendim.
Medeniyet Ufkunda Bir Hikemî Söyleyiş
Prof. Metin İzeti, Rumeli irfanının vârisi ve şârihidir. Mirasının temsilinde ideolojilere mesafelidir. İddiasız ve davâsız olarak kal diline hal dilini ortak ederek konuşmakta ve yazmaktadır. Hitabında, Balkanlar’daki İslam tasavvurunun soğuk bir doktrin değil, estetik bir hayat tarzı olduğu gerçeği hâkimdir.
Balkanlar’da İslâm ve gelişen medeniyet, asırların tecrübesine yaslanmış olmanın mehabeti ile uluslararası yol güzergâhlarının getirdikleri ile güçlü ve yoğun kültürel alışveriş, medreseler, tekkeler, camiler, hanlar, kervansaraylar, çarşılar ve etrafında gelişen sosyal hayatın içinde özgündür, kendine hastır. Farklı kültürlerin bir arada yaşama tecrübesini iyiliğe yönlendirerek inşâ eden değerler manzumesidir.
Bu çerçevede bilhassa tasavvufun ilham ettiği kültürün gönül akademileri olan Halvetilik, Kâdirî-Rıfâîlik, Nakşibendîlik, Bektaşîlik, Mevlevîlik tarikatları marifetiyle bu coğrafya tam bir barış adasına dönüşmüştür. Şu var ki bu konuları ciddî bir araştırma sonucu Balkanlar’da Tasavvuf serlevhası ile ortaya koyan da aziz hocamız olmuştur.
“Allah güzeldir, güzeli sever!” fehvasınca tezahür eden sanat ve ona ruh üfleyen metafizik, estetik bir din algısına yol açmıştır. Bundan dolayı İslâm medeniyeti, bir güzellik medeniyetidir. Medeniyetimizin hikmetli söyleyişinde dillere destan bir zerafet ve letafet demeti olan sanat, Hakk’a ulaşmaya ve vuslata vesile bir incelik yoludur. Sesten söze, giyim kuşamdan el işine ve mekâna… her sanat dalında İlâhî bir sır barınmaktadır. Çünkü ariflerin; “Aşk gelicek cümle eksikler biter!” deyişlerindeki çizgide, varoluşun temel muharrik gücü belirmektedir.
Bu cümleden olmak üzere insan, estetik bir duyuşa ve sanatkârane bir duruşa sahip olmadan kemâlin kapısını açamaz. Bundandır ki; “Müslümanlık, ince insanlıktır!”
Prof. İzeti, bu ince insanlık saltanatının cana şifa ruha gıda safâsını sürmek için modernite ile gelenek arasında bir köprü şahsiyet olarak çok dikkat çekmektedir. Onun sözüne, eserine ve nâmına bakınca, geleneği geçmişte kalmış bir hatıralar yumağı değil bugünü inşa eden bir güç kaynağı olarak gördüğüne şahit olunmaktadır.
Üstadın akademik derinliğine murassa bir maarif ve marifet sandığı olarak baksak yeridir. Tasavvufu felsefî ve sosyal psikolojik temelleriyle analiz ederken, yeni zamanın nesillerinin anlam arayışına hikmetle cevap vermektedir. Balkanlar’ın çok kültürlü coğrafyasında, İslâm’ın “kesrette vahdet” yani çoklukta birlik ilkesini toplum barışının anahtarı olarak sunması ise devletlû bir usuldür.
Marifetullah yolculuğunda istikametle yol alan insan-ı kâmilin dersini veren muhterem Metin Efendi’nin düşünce dünyasının merkezinde halife makamındaki insanın akleden kalp, idrak ve şuur hali vardır. Bu zaviyeden bakınca maddeye yani teknolojiye ve dünyaya, mânâya yani ruha ait sahih bir dengenin ahengi şehbal açmaktadır. Zaten İslâm medeniyeti de bütün bu değerlerle tebellür etmiştir. Saygın bir hoca ve hakikatli bir mütefekkir olarak bütün çabası da özgün bir diriliş içindir. Çünkü; “Dün dünde kaldı ve geçti. Artık yeni şeyler söylemek lâzım!” dersine gönül düşürmüştür.
Güzel ahlâk, doğruluk ve muhabbet ona ait bir irfan dilidir. Soğuk ve yapay bir akademik dili yoktur. Kalbe dokunma esastır. Bu yönüyle o, bilgi verirken yol gösteren bir rehberdir. İslâm’ın Avrupa’daki estetik yüzü kim dense aklıma ilk önce o gelmektedir. Gönül eğitiminde nefis terbiyesi ve toplumsal rehabilitasyon merkezi olan tekke esasında bütün bir dünya olarak görmektedir. O nerde bulunursa ilminin ve irfanının bereketi ile orası tekkeye dönmektedir.
Çağdaş Zamanların İslâm Düşüncesindeki Yerine Dair Mülahazalar
Balkanlar’da ilim, edep, usûl, itidal ve şuur temelinde kurulmuş büyük binanın kapısını tâliplilerine açan Prof. Dr. Metin İzeti, Avrupa’da İslâm’ın kudsî nefeslerinden biridir. Balkanlar’daki İslâm düşüncesinin aklı, ahlâkı ve topluma dönük sorumluluğu birlemiş mütefekkir bir derin alimdir. Fikir çizgisi, kimlik siyasetine saplanmamak ve taklitçi modernleşmeye yaslanmamaktır. Yol büyüklerinden öğrendiğini sâbitelere bir ayağını raptederek itidal, usûl ve hikmet ekseninde nasiplilere rahatsız etmeden ve boğmadan aktarır.
Değerli hocamızın bilgeliğine kaynaklık eden İslâm düşüncesi, insanı ve toplumu ıslah etme çabasında güçlü bir araçtır. Bu yaklaşımı onu ideolojik dağınıklıktan ve gereksiz söz yarışından/polemikten uzak tutar. Din dili, tedirgin etmez. Yaşanabilir bir ahlâk ve anlam nizamı olan İslâm işbu dilde tebellür eder.
Metin İzeti bey üstadımız, Balkanlar’ın çok katmanlı gerçekliği içinde kendine has bir farklılığa sahiptir. Özgüveni fevkalâde yüksektir çünkü yaşadığı coğrafyada kendini azınlık görmez, aslî sahip olduğunun bilincindedir. Üstadın tecrübesi içe kapanmadan, çatışmacı söylemlerden kaçınarak birlikte yaşama tecrübesini ahlâk merkezinde tabiî hale dönüştürür. Muhatabına çok saygılıdır, bu yönüyle de alabildiğine saygı görür. Balkan şartlarında Müslüman/ca kalmak şiarıdır.
Kıymetli alim Metin İzeti, modern dünyada krizi ahlâkî ve ontolojik noktada görür. Hazlarına müptelâ olmuş insanın her şeyi keyifle yaparken niçin yaptığı sorusuna cevap verememesi soru/ndur. Bu nedenle Prof. İzeti, modern zamanda pozitivist ve seküler tufan karşısında ahlâk ve metafizik ölçülerle yeniden düşünme çağrısı yapar.
Muhterem İzeti’nin düşüncesi, usûl dairesinde yürür. Kur’an, sünnet, fıkıh ve tasavvuf hattı fikriyatını kuşatır.
Mütefekkir Metin İzeti, aklı istikametinde ele alır. Akıl ve nakil birbirinin alternatifi değildir. Çünkü; “Aklı olmayanın dini yoktur.” Akıl, kutsal vahyin rehberliğinde anlamlıdır. İnanç da akl-ı selimle derinleşir, güçlenir. Dili mutedildir, yüksek sesli değildir, tahrik ve tahkir etmekten uzak durur. Alabildiğine tutarlı, ölçülü ve güven telkin edicidir. Ondaki bu üslûp, kırılgan Balkan coğrafyasında toplumsal emniyet ve selâmet için şarttır.
Prof. Metin İzeti’nin Balkanlar’daki kültürel direnişi temellendirme biçiminde tasavvuf, dünyadan ele etek çekme şeklinde ele alınmaz. Dünyaya bağlanmadan, iç âlemini arındırıp, kendini Var Eden’i bilmekten, iyilikte yarışmaktan, sâdıklarla beraber olmaktan ibaret tasavvufu, pür-mehabet kimlik kalesi olarak idraklere arz eder.
Tabiatıyla, azizândan Ömer Tuğrul İnançer beyefendinin yetiştirip Balkan mülküne saldığı hocamız Prof. Metin İzeti, Batı’da verilmiş medenî bir cevaptır.
Hasıl-ı kelâm:
Balkanlı Müslümanların, dünyayı güzelleştirerek Müslümanlaştırma sanatının fikir ve gönül işleyicisidir.
Sonuç: Avrupa’da Bir Cerrahın Çağrısı
Prof. Dr. Metin İzeti, Balkanlar’daki İslâm varlığının estetik, ahlâk, duruluş ve diriliş çağrısıdır. Hizmetini Kalkandelen/Tetova merkezli olarak dünyaya yansıtırken, ilim ciddiyetini muhabbetle harmanlayarak hikmetle hitap eder.
Saygıdeğer müfessir üstad, asla bağırmadan sadece kalplere dokunur. Sakin, derin ve ahlâk merkezli dosdoğru çizgisi, muhatabını dengeli bir imkâna kavuşturur. Böyle olduğu için Kuzey Makedonya’dan yükselen ve sınırları aşan sesi, modern insanın ruhuna şifa sunan bir hikmet iksiridir.
“Kırk Gece” adıyla yazdığı Kur’ân Tefsirinin mânâ ikramı ile Balkan mülkünün her karışına irşad tohumları ekmesi için ömrüne bereketler dilerim…”







