Arnavut mutfağının en önemli lezzetlerinden biri olan ve pidelerin kraliçesi olarak bilinen “fliya”, meşakkatli yapım sürecine rağmen sofraları süsleme geleneğini devam ettiriyor.

Kosova mutfağının da bir parçası olan bu özel hamur işi yiyecek, Arnavutluk’un kuzey kesimleri, Kuzey Makedonya’da ve Arnavut göçmenlerinin yaşadığı farklı ülkelerde hazırlanıyor.

Kuzey Makedonya’daki Türkler tarafından “sıralı pide” olarak da bilinen “fliya”nın yapımına sabahtan başlanıyor, halihazırda genellikle özel günlerde ve misafirlere ikram etmek için yapılıyor.

Un, su, tuz, kaymak ve tereyağından oluşuyor

Yalnızca un, su ve tuzdan oluşan bulamaç şeklindeki hamurdan yapılan bu yiyeceğin yapımı uzun ve meşakkatli bir süreçten geçiyor.

Hazırlanan hamur tereyağı sürülmüş tepsiye kat kat dökülüyor, aralarına ise kaymak ve tercihen tereyağı ya da ayçiçeği yağı sürülüyor.

Tepsiye dökülen her sıra hamurun, odun ateşinde ısıtılan saç yardımıyla pişirilmesiyle 2,5 saatlik sürecin ardından, “fliya” yarım saatliğine közün üstüne kavrulması için bırakılıyor.

Yedi kız kardeş kendi işletmelerinde “fliya” geleneğini yaşatmaya devam ediyor

Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te yaşayan Kosova göçmeni bir aile, farklı türde unlu mamulleri yaptıkları işletmelerinde geleneklerinin bir parçası olan “fliya” kültürünü ayakta tutuyor.

Adviye Berişa Recepi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluklarından beri yaptıkları ve severek tükettikleri “fliya” geleneğini yaklaşık son bir senedir yaşatmaya çalıştıklarını söyledi.

“Fliya”nın un, su ve tuzdan oluştuğunu, özel bir yapım süreci olduğunu anlatan Recepi, bu hamurun topak topak olmaması için iyice karıştırılması gerektiğini kaydetti.

Recepi, yapımının yaklaşık 3 saat sürdüğünü dile getirerek, “Biz fliya ile büyüdük. Küçükken her zaman yaptığımızı hatırlıyorum. Bizim için zor bir iş değil. Çünkü annemiz yapıyordu, biz ona bakarak öğrendik. Bu yüzden yapması bize zor gelmiyor. Yalnızca bu sefer, kendimiz için yaptığımız fliyayı yerken yaşadığımız keyfi herkesin yaşaması için daha fazla kendimizi adıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yedi kız kardeş oldukları için işletmelerine “Seven Sisters Bakery” ismini verdiklerini ve bunun insanların ilgisini çektiğini belirten Recepi, iki erkek kardeşlerinin de katkılarıyla güzel bir çalışma ortamı yakaladıklarını ve ailelerinin geçimine katkı sağlayarak bu geleneğin yaşatılması için çalıştıklarını anlattı.

Recepi, yaptıkları “fliyanın” beğenilmesinin nedenlerine değinerek “Biz çok kardeşiz, zevkle çalışıyoruz. Herkes kendi emeğini, kendi isteğini ortaya koyuyor. Başka yükümlülüklerimiz olsa da tüm müşterilerin memnun kalması için fliya işine kendimizi tamamen adıyoruz.” dedi.

Arnavutların yanı sıra farklı milletlerden insanların da “fliya” talebinde bulunduğunu aktaran Recepi, Türkiye de dahil olmak üzere Kuzey Makedonya dışına da “fliya” gönderdiklerini sözlerine ekledi.

Önceki Haber

Arnavutluk’ta ‘taşıtsız gün’ uygulaması hayata geçirildi

Sonraki Haber

Türk mozaiği 62 yıldır NATO karargahlarını süslüyor