Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun Nitrat Direktifinin uygulanmasına ilişkin 2016-2019 dönemine ilişkin verilere dayanan son raporunda “Nitratlar AB’de hala zararlar meydana getiren su kirliliğine neden olmaktadır” diye uyarıda bulunuldu.

Sudaki yüksek nitrat içeriğinin hem insan sağlığına hem de ekosistemlere zararlı olduğu belirtiliyor. Bunun nedeni, oksijen tükenmesine ve ötrofikasyona yol açmasıdır.

Yetkililerin ve çiftçilerin su arıtmayı başardığı yerlerde içme suyu temini ve biyolojik çeşitliliğin yanı sıra balıkçılık ve turizm gibi bunlara bağlı sektörler üzerinde olumlu bir etkisi olduğu belirtildi. Bununla birlikte aşırı gübreleme AB’nin birçok yerinde bir sorun olmaya devam etmektedir.

AB Çevre, Okyanuslar ve Balıkçılıktan Sorumlu Komisyon Üyesi Virginia Sinkevicius’un ifadesine göre, Nitrat Direktifinin son 30 yılda uygulanması, AB’de su kalitesinde genel bir iyileşmeye yol açmıştır. Ancak değişimin hızı, insan sağlığına verilen zararı önlemek ve kırılgan ekosistemleri korumak için yeterli değil. AB Komiseri, “Avrupa Yeşil Paktı ile uyumlu olarak sürdürülebilir tarıma ulaşmak ve değerli su kaynaklarımızı korumak için şimdi acil eylem gerekiyor” diye kaydetti.

1991 yılında direktifin kabul edilmesinden önceki duruma kıyasla AB’de hem yüzey hem de yeraltı sularında nitrat konsantrasyonları azalmış olsa da, rapora göre, son on yılda çok az ilerleme kaydedildi ve tarımdan kaynaklanan besin kirliliği birçok üye ülke için hala ciddi bir sorundur.

Üye devletlerde 2016-2019 döneminde içme suyu için belirlenen izin verilen maksimum nitrat konsantrasyonunun yeraltı sularının %14,1’inde sınır değeri aştığı tespit edilmiştir. Tespitlere göre, AB’de ötrofik olarak rapor edilen su, deniz sularının %81’ini, kıyı sularının %31’ini, nehir sularının %36’sını ve göl sularının %32’sini içermektedir.

AK’nin, Avrupa Yeşil Paktı’nın 2030 yılına kadar besin kayıplarını en az %50 azaltma hedefine ulaşmak için bir ön koşul olan Nitrat Direktifine uyumu artırmak için harekete geçeceği belirtildi. Bu, çoğu üye devlette ulusal ve bölgesel düzeyde gelişmiş önlemler gerektirir.

Ulusal eylem programlarının kalitesi genel olarak iyileşmiş olsa da, çoğu durumda uygulanan önlemler, tarım kaynaklı baskıların arttığı bölgelerde kirlilikle mücadelede yeterince etkili değildir. Ulusal düzeyde nitrat kirliliğine karşı mücadelede iklim değişikliğinin etkisi de daha iyi dikkate alınmalıdır.

Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Almanya, Finlandiya, Macaristan, Letonya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Polonya ve İspanya, tarımdan kaynaklanan besin kirliliğiyle mücadelede en büyük zorluklarla karşı karşıya kalan ülkelerdir.

Ancak AK raporuna göre Bulgaristan, kirliliğin de acilen azaltılması gereken ülkeler arasında yer alıyor. Kıbrıs, Estonya, Fransa, İtalya, Portekiz ve Romanya da aynı kategoriye giriyor.

Kircaalihaber

Önceki Haber

Bedia Begovska “11 Ekim” Devlet Nişanı’nı aldı

Sonraki Haber

MSB’den “ilan edilen NAVTEX’le Yunanistan ve GKRY’nin tezlerine uygun hareket edildiği” iddiasına yalanlama