Kuzey Makedonya’da resmî verilere göre giderek artan aile içi şiddetin azaltılabilmesi için devletin daha fazla mali kaynak ayırması gerektiği belirtiliyor.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu, devletin hem mağdurların zamanında ve etkili şekilde korunması ve desteklenmesi için hem de mağdurlarla ilk temas kuran kurumlar olan sosyal hizmet merkezleri ile polisin kapasitesinin güçlendirilmesi için ek bütçe ayırmasını talep ediyor.
Platforma göre devlet, pazartesi günü yaşanan ve 32 yaşındaki İvana’nın kızı Katja ile birlikte altıncı kattan atlayarak hayatını kaybettiği trajedi gibi olayların önüne geçmek istiyorsa mağdurlar için de daha fazla mali destek sağlamalı.
ESİ – Sağlık Eğitimi ve Araştırma Derneği temsilcisi Stojan Mişev, mağdurlara yönelik desteklerin genişletilmesi gerektiğini vurgulayarak şu önerileri sıraladı:
Boşanma veya ayrılıktan sonraki ilk 12 aylık geçiş döneminde sürekli finansal destek sağlanması,
Avukat desteğini ve tüm mahkeme masraflarını kapsayan ücretsiz ikincil hukuki yardım,
Şiddetin ardından iyileşme için ücretsiz sağlık hizmetlerine kesintisiz erişim,
Uzun vadeli konut sorununun çözümü için sosyal konut sağlanması veya kira desteklerinin sübvanse edilmesi.
Bugün parlamentoda Dünya Kadınlar Günü (8 Mart) vesilesiyle düzenlenen oturumda da aile içi şiddet ana gündem maddelerinden biri oldu.
Gordana Siljanovska-Davkova kurumların zamanında harekete geçmemesini sert sözlerle eleştirerek şu soruyu yöneltti:
“Sosyal koruma sistemi, polis, savcılık ve yargı neden zamanında veya gerektiği gibi tepki vermiyor? Yasaları sürekli değiştirmek yerine, onları uygulamayanları ne zamana kadar görmezden geleceğiz?”
Cumhurbaşkanına göre yasalar sık sık değişse de pratikte gerçek bir değişim yaşanmıyor. Ayrıca ceza kanununda “femisit” suçunun yer almasının tek başına yeterli olmadığını, çünkü birçok davada suçun farklı şekilde nitelendirildiğini ve çoğu zaman faillerin şartlı cezalarla kurtulduğunu söyledi.
Parlamentodaki kadın milletvekilleri de sistemin işleyişine yönelik eleştirilerde bulundu.
Milletvekili Dijana Toska, “Gerçek adalet yazılmış yasalarla değil, kurtarılan hayatlarla ölçülür. Yasalar kararlı ve tavizsiz şekilde uygulanmalıdır” dedi.
Milletvekili Monika Zajkova ise şu sözlerle kurumların sessizliğini eleştirdi:
“Bir isim daha hashtag olana kadar mı bekleyeceğiz? Bir çocuk daha annesiz, bir aile daha kızsız kalana kadar mı? Şiddet ihbarları var, tehditler var ama karşı tarafta kurumsal bir sessizlik hâkim.”
İvana ve Katja’nın ölümü son olaylardan biri. Sivil toplum kuruluşlarının verilerine göre yılın ilk iki ayında cinsiyet temelli ve aile içi şiddet nedeniyle dört kişi hayatını kaybetti. Kurumların verileri ayrıca davalar mahkemeye taşınsa bile faillerin çoğunlukla şartlı cezalarla kurtulduğunu gösteriyor.












