AB: Önümüzdeki haftalar Bosna-Hersek’in Avrupa yolu için kritik

Bosna-Hersek’in Avrupa Birliği’ne (AB) katılım sürecindeki bir sonraki önemli aşamanın, üyelik müzakerelerinin resmen başlatılması olduğunu belirten AB Delegasyonu Başkanı ve AB’nin Bosna-Hersek Özel Temsilcisi Luigi Soreca, bu hedefe ulaşmak için kilit adımların atılması gerektiğini vurguladı.

Soreca, kaleme aldığı köşe yazısında, Yüksek Yargı ve Savcılık Konseyi (VSTV) Yasası ile Mahkemeler Yasası’nın kabul edilmesi ve başmüzakereci ile müzakere heyetinin atanmasının öncelikli olduğunu ifade etti. Her iki yargı yasasının taslaklarının hâlihazırda yasama sürecinde olduğunu hatırlatan Soreca, yetkili kurumlara görüş birliğine varma, yasaları Avrupa standartlarıyla uyumlu hale getirme ve en kısa sürede kabul etme çağrısında bulundu.

“Önümüzdeki haftalar Bosna-Hersek’in Avrupa yolu açısından belirleyici olacak,” diyen Soreca, AB’ye katılım sürecinin zaman zaman teknokratik veya soyut görünebileceğini, ancak özünde her zaman insanların yaşamını iyileştirmeye yönelik somut değişimler içerdiğini belirtti.

Soreca’ya göre VSTV Yasası ve Mahkemeler Yasası, Bosna-Hersek’in hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet olarak işleyip işleyemeyeceğini ve Avrupa yolunda kararlı biçimde ilerleyip ilerleyemeyeceğini doğrudan ilgilendiriyor. Bu yasaların özünde güven meselesi bulunduğunu vurgulayan Soreca, bunun vatandaşların yargıya, iş dünyasının hukuki güvenliğe ve AB’nin Bosna-Hersek’in ortak değerlere bağlılığına duyduğu güven anlamına geldiğini söyledi.

Mahkemeler Yasası’nın kabul edilmesinin, hukuki güvenliği güçlendireceğini ve ağır ve organize suçlarla mücadeleyi ilerleteceğini belirten Soreca, bu yasanın ayrıca Avrupa adil yargılanma standartları doğrultusunda, Bosna-Hersek Mahkemesi kararlarının bağımsız bir temyiz organı tarafından incelenmesini sağlayarak yargı bağımsızlığını pekiştireceğini ifade etti.

VSTV Yasası’nın ise yargının bütünlüğünü korumak açısından hayati önemde olduğunu kaydeden Soreca, yasanın hâkim ve savcıların atanması, değerlendirilmesi ve disiplin sorumluluğuna ilişkin sistemi iyileştirmesi, çıkar çatışması kurallarını güçlendirmesi ve mal varlığı ile çıkar beyanlarının etkin şekilde denetlenmesini sağlaması gerektiğini vurguladı. “Bunlar kozmetik değişiklikler değil, yargıyı uygunsuz etkilerden koruyan ve kamuya karşı hesap verebilirliği güvence altına alan mekanizmalardır,” dedi.

Soreca, Avrupa standartlarına uyumun, yabancı modellerin birebir kopyalanması anlamına gelmediğini; yargı bağımsızlığı, tarafsızlık, hukuki güvenlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi temel ilkelere saygı gösterilmesini ifade ettiğini belirtti. Bu kapsamda, yasaların Venedik Komisyonu tavsiyeleri, Priebe Raporu ve Avrupa Komisyonu’nun yıllık raporlarıyla tam uyumlu olması gerektiğini vurguladı.

Temyiz yetkisi konusuna da değinen Soreca, Avrupa standartlarının, gerekli bağımsızlık ve tarafsızlık koşulları sağlandığı sürece, aynı mahkeme bünyesinde bağımsız bir temyiz dairesi kurulmasına da izin verdiğini hatırlattı. AB açısından esas meselenin, kamuoyunun güveninin sağlanması olduğunu söyledi.

Yasama sürecindeki gecikmelerin, Bosna-Hersek’in kurumsal koordinasyon, karar alma ve sorumluluk üstlenme konularında daha güçlü bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini gösterdiğini belirten Soreca, üyelik müzakerelerinin açılmasının, uzun süredir devam eden yapısal sorunların çözümü için kapsamlı bir çerçeve sunacağını ifade etti.

Yasaların kabul edilmesinin ardından AB’nin uygulama sürecine teknik, mali ve siyasi destek vermeye hazır olduğunu belirten Soreca, Batı Balkanlar için hazırlanan Büyüme Planı kapsamında Bosna-Hersek’in önemli mali kaynaklara erişim hakkı kazandığını söyledi.

Bu çerçevede, devlet düzeyinde işlevsel bir temyiz yargı organının kurulması halinde 7,26 milyon avro, kapsamlı ve etkin bir VSTV Yasası’nın kabulü ve uygulanması durumunda ise 14,52 milyon avronun Bosna-Hersek’e tahsis edileceğini açıkladı. Ayrıca, EU4Justice ve IPA fonları aracılığıyla hukukun üstünlüğünü güçlendirmeye yönelik desteğin süreceğini ifade etti.

Soreca, yazısının sonunda Mahkemeler Yasası ve VSTV Yasası’nın, Bosna-Hersek’in nasıl bir devlet olmak istediğini belirleyeceğini vurgulayarak, “Adaletin bağımsız ve öngörülebilir olduğu, kurumların vatandaşların çıkarına çalıştığı bir devlet” hedefinin altını çizdi.

“Standartlar açık, faydalar tartışmasız. Bosna-Hersek’in Avrupa Birliği’ndeki geleceği için çalışmaya devam edeceğiz. Ancak bu fırsat sonsuza dek açık kalmayacak. Önümüzdeki haftalar Bosna-Hersek’in Avrupa yolu için belirleyici olacak,” ifadelerini kullandı.

Read Previous

Lazarov: “Farklı yenilgiye rağmen oyunumuzda olumlu yönler vardı”

Read Next

Bulgaristan’ın ulusal savunma planı AB Komisyonu tarafından onaylandı