Hırvatistan’da öğrencilerin yüzde 20’sinde ciddi depresif belirtiler görülüyor

Hırvatistan’da yapılan araştırmalar, öğrencilerin yüzde 30 ila 40’ının okul nedeniyle yoğun baskı hissettiğini, yaklaşık yüzde 20’sinin ise ciddi depresif belirtiler gösterdiğini ortaya koydu. Uzmanlar, akademik başarı baskısının çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilediği konusunda uyarıda bulundu.

Hırvatistan Parlamentosunda, Sosyal Demokrat Parti (SDP) Milletvekili Sabina Glasovac’ın girişimiyle “Baskı Altındaki Çocuklar: Başarı Zorunluluğunun Gençlerin Ruh Sağlığına Etkileri” başlıklı yuvarlak masa toplantısı düzenlendi.

Toplantıda eğitimciler, psikologlar ve çocuk sağlığı uzmanları, öğrencilerin karşılaştığı akademik baskıyı ve bunun ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Öğrencilerin yüzde 40’ı okul baskısı hissediyor

Hırvatistan Halk Sağlığı Enstitüsünün (HZJZ) verilerini paylaşan Bilim, Eğitim ve Gençlik Bakanı Özel Danışmanı Ivana Pavić Šemetin, öğrencilerin yaklaşık yüzde 30 ila 40’ının okul nedeniyle yoğun baskı yaşadığını belirtti.

Bu durumun özellikle ilkokulun yedinci ve sekizinci sınıflarında daha belirgin olduğunu ifade eden Pavić Šemetin, lise tercihleri nedeniyle yaşanan kaygının büyük ölçüde gereksiz olduğunu söyledi.

İlkokuldan mezun olan öğrencilerin yüzde 85’inin ilk tercih ettikleri liseye yerleştiğini belirten Pavić Šemetin, “Bu veriler, öğrencilerin istedikleri lisede eğitimlerine devam edebilmek için bütün notlarının en yüksek seviyede olması gerekmediğini gösteriyor.” dedi.

Her beş öğrenciden biri ciddi depresif belirtiler gösteriyor

Zagreb Üniversitesi Eğitim ve Rehabilitasyon Fakültesinden Miranda Novak, öğrencilerin ruh sağlığına ilişkin dikkat çekici veriler paylaştı.

Novak’ın aktardığı bilgilere göre öğrencilerin yaklaşık yüzde 20’sinde ciddi depresif belirtiler görülürken, lise eğitimine yeni başlayanların yüzde 18’i ciddi stres belirtileri yaşıyor.

Öğrencilerin yüzde 37’si ise günlük akademik stresle başa çıkmakta zorlandığını belirtiyor.

Novak, çocukların başarı baskısında ailelerin beklentilerinin de önemli rol oynadığını ifade ederek ebeveynlere yönelik bilinçlendirme programlarının artırılması gerektiğini söyledi.

“Lise seçiminin hayatın sonu veya dünyanın sonu olmadığını, yalnızca yeni bir başlangıç olduğunu ailelere anlatmalıyız. Eğitim, özellikle günümüz koşullarında hayat boyu devam eden bir süreçtir.” ifadelerini kullandı.

Sınav dönemlerinde yardım başvuruları artıyor

Çocuklara psikolojik destek sağlayan “Hrabri Telefon” (Cesur Telefon) danışma hattının koordinatörü Marina Banković, kendine zarar verme ve intihar düşünceleriyle ilgili başvuruların özellikle sınav dönemlerinde arttığını açıkladı.

Banković, bu tür başvuruların en yoğun olduğu dönemlerin mayıs, kasım ve aralık ayları olduğunu belirtti.

Bu yılın mayıs ayında kendine zarar verme veya intihar düşünceleriyle ilgili 60 başvuru aldıklarını söyleyen Banković, rakamların arkasında ciddi sorunlarla mücadele eden çocukların bulunduğunu vurguladı.

İlkokul dördüncü sınıftaki çocuklar bile gelecek kaygısı yaşıyor

Zagreb Çocuk ve Gençleri Koruma Polikliniğinden Aida Mujkić-Klarić, henüz ilkokul dördüncü sınıfta olan bazı çocukların bile ilerideki eğitimlerine devam edebilmek için yeterli puanı toplayamama korkusu yaşadığını söyledi.

Öğrenmenin çocuklar için mutluluk kaynağı olması gerektiğini belirten Mujkić-Klarić, okula gitmenin yoğun kaygı ve fiziksel rahatsızlık hissiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Mujkić-Klarić, “Çocukların ve ebeveynlerin üzerindeki yük hafifletilmeli. Okul, çocukların gelişimini destekleyen bir temel olmalı. Ancak aşırı baskı çoğu zaman çocukların potansiyelini ortaya çıkarmasını engelliyor.” dedi.

“Bir not, çocuğun değerini belirlememeli”

Toplantıyı düzenleyen SDP Milletvekili Sabina Glasovac, açıklanan verilerin Hırvatistan toplumu ve devlet kurumları açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi.

Çocukların hedeflerinin ve başarı isteğinin desteklenmesi gerektiğini belirten Glasovac, akademik başarının çocukların kişisel değerinin tek ölçütü hâline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Glasovac, “Çocukların hırslı olmasında yanlış bir şey yok. Ancak başarılarının onların değerini belirleyen tek ölçüt olarak görülmesi, dört gibi iyi bir notun bile kendine zarar verme düşüncesine yol açması ve en yüksek notun bilgi edinmekten daha önemli hâle gelmesi kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.

Toplantıda, çocukların ruh sağlığının korunması için okulların, ailelerin ve ilgili kurumların birlikte hareket etmesi, başarı baskısının azaltılması ve psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Read Previous

Makedonya’da Organize Suçlar ve Yolsuzlukla Mücadele Savcılığına yeni başkan seçildi

Read Next

Japonya’dan Bosna Hersek’in sağlık sektörüne 173 bin avroluk destek