Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği’nden (MATÜSİTEB) Hakça ve Adil Temsil Yasa Tasarısı’yla ilgili açıklama yapıldı.
MATÜSİTEB’ten Hakça ve Adil Temsil Yasa tasarısıyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“HAKÇA VE ADİL TEMSİL YASA TASARISINDA TÜRK TOPLUMUNUN TEMSİLİNE İLİŞKİN HÜKÜMLERİN YETERİNCE TANIMLANMAMIŞ OLMASI
2003 yılında kurulan ve 72 üye dernekten oluşan Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği (MATÜSİTEB), Türk dilinin, kültürünün, eğitiminin ve toplumsal gelişimin korunması ve geliştirilmesi ile Türk toplumunun kamusal yaşama katılımının güçlendirilmesi amacıyla faaliyet göstermektedir.
MATÜSİTEB, Türk toplumunun kurumlarda ve karar alma süreçlerinde hakça ve adil temsiline özel önem vermekte, bunun eşitlik ve toplumlar arası güven açısından temel öneme sahip olduğunu değerlendirmektedir.
5 Haziran 2026 tarihinde MATÜSİTEB, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Prof. Dr. Gordana Silyanovska-Davkova’ya, Meclis Başkanı Sayın Afrim Gaşi’ye ve Başbakan Sayın Prof. Dr. Hristiyan Mickoski’ye “Kuzey Makedonya’daki Türk Toplumunun Eğitim, Temsil ve Anaayas Haklarına İlişkin Değerlendirme ve Beklentileri” başlıklı resmî bir belge sunmuş olup, söz konusu belgede temel sorunlar ve beklentiler ayrıntılı şekilde ortaya konulmuştur.
Hakça ve Adil Temsil Yasa Tasarısı’nın kısa süre içerisinde Meclis gündemine gelmesi nedeniyle, Türk toplumunun görüşlerinin kamuoyuna zamanında aktarılması önem arz etmektedir. MATÜSİTEB, yapıcı diyalog ve eşitliğin güçlendirilmesi yönündeki kararlılığını sürdürmektedir.
Türk toplumu, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin yerli ve anayasal olarak tanınmış topluluklarından biri olarak, kamu kurumlarında şeffaf, adil ve işlevsel bir hakça ve adil temsil sistemini sağlayacak bir yasanın çıkarılmasını ilkesel olarak desteklemektedir.
Bununla birlikte, Türk toplumu; kamu yönetiminde işe alım ve terfi süreçlerinde uzmanlık, liyakat ve mesleki yeterlilik ilkelerini birincil kriterler olarak tamamen desteklemektedir. Kurumların kalitesi ve etkinliği en üst düzey öncelik olmaya devam etmelidir.
Ancak, önerilen yasa tasarısında Türk toplumunun haklarının hayata geçirilmesini olumsuz etkileyebilecek birçok temel belirsizlik devam etmektedir.
Her şeyden önce, “orantılılık” kavramı yeterince açık şekilde tanımlanmamıştır. Başka bir ifadeyle, nüfus bakımından daha küçük toplulukların hakça ve adil temsilinin hangi somut mekanizmalar ve ölçülebilir kriterler çerçevesinde sağlanacağı belirlenmemiştir. Açık göstergelerin bulunmaması, farklı yorumlara ve seçici uygulamalara zemin hazırlamaktadır.
Bunun yanında, yasa, devlet ve yerel yönetim kurumlarında Türk toplumunun mevcut yetersiz temsilinin izlenmesi ve düzeltilmesine yönelik bağlayıcı araçlar öngörmemektedir. Bu tür mekanizmalar olmaksızın, hakça temsil ilkesi yalnızca teorik ve beyana dayalı bir ilke olarak kalacak, uygulamada hayata geçirilmesine yönelik herhangi bir güvence sağlanamayacaktır.
Yasa, etnik aidiyetin yalnızca eşit niteliklere sahip adaylar arasında ek bir unsur olarak dikkate alınabileceğini öngörmesine rağmen, uzun yıllardır yetersiz temsil edilen topluluklar için fiilî eşitliğin nasıl sağlanacağı açık değildir.
Özellikle endişe verici olan husus ise, yasanın bir yandan otomatik etnik kriterleri ve katı kotaları reddederken, diğer yandan Türk toplumunun temsil düzeyinde gerçek bir iyileşme sağlayacak alternatif bir mekanizma sunmamasıdır. Bu koşullar altında mevcut dengesizliğin daha da derinleşmesi riski bulunmaktadır.
Yasanın 7. maddesi, fiilî eşitliğin sağlanmasına yönelik farklılaştırılmış uygulamaların ayrımcılık olarak değerlendirilmeyeceğini öngörse de, bunun hangi koşullar, tedbirler ve kriterler çerçevesinde uygulanacağı yeterince açık biçimde tanımlanmamıştır.
Bu nedenlerle, yeni yasal düzenlemenin hakça temsilin güçlendirilmesi yerine, dolaylı ayrımcılığa ve Türk toplumunun daha da marjinalleşmesine yol açması yönünde gerçek bir risk bulunmaktadır.
Türk toplumu, yasada aşağıdaki hususların açık bir şekilde düzenlenmesini beklemektedir:
• Orantılı temsile ilişkin açık ve ölçülebilir kriterlerin belirlenmesi,
• Mevcut yetersiz temsilin giderilmesine yönelik düzeltici mekanizmaların oluşturulması,
• Kurumlara yönelik düzenli izleme ve kamuoyu önünde hesap verebilirlik mekanizmalarının sağlanması,
• Anayasal olarak tanınmış tüm topluluklara eşit fırsatlar sunulması,
• Hakça temsilin yalnızca şekli değil, fiilen uygulanabilir bir hak olduğuna dair güvencelerin sağlanması.
Yüzyıllardır ülkenin toplumsal, kültürel, eğitimsel ve kurumsal gelişimine katkıda bulunan temel topluluklardan biri olarak Türk toplumu, Ohri Çerçeve Anlaşması’nın ruhuna, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Anayasası’na ve tüm vatandaşların eşitliği ilkesine uygun, gerçek, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir hakça temsil sağlayacak yasal bir çözüm beklemektedir.”














