Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekteteri Ergelen, Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan ve üzerinden 103 yıl geçen nüfus mübadelesinde zorunlu göçe tabi tutulanların yaşadıkları acıları çocuklarının ve torunlarının taşıdığını ifade etti.
İki ülke arasında 30 Ocak 1923’te imzalanan Lozan Mübadele Antlaşması çerçevesinde, Yunanistan’daki Müslüman halk ile Türkiye’de yaşayan Hristiyan nüfus, yer değiştirmeye zorlandı.
Bu anlaşmayla doğdukları topraklardan göç eden mübadillerin çocukları ve torunları, o dönem yaşananları büyüklerinin anlattıkları ve geride bıraktıklarıyla anıyor.
Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Esat Halil Ergelen, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde yaşanan mübadele sürecini, AA muhabirine değerlendirdi.
Öncelikle bu süreci hazırlayan unsurlara bakılması gerektiğinin altını çizen Ergelen, Yunanistan’ın Anadolu’yu işgali ve Türk ordusunun 30 Ağustos 1922’de zaferle sonuçlanan Milli Mücadele’sinden sonra Yunan ordusuyla birlikte, tahminen 1 milyon civarında Rum’un da Anadolu’yu terk ettiğini belirtti.
Osmanlı tebaası olan bu Rumların ilk etapta Ege adalarına, daha sonra Atina’ya gittiğini dile getiren Ergelen, şunları kaydetti:
“O dönemde Yunanistan nüfusunun 5 milyon civarında olduğunu düşünürsek, giden kitlenin büyüklüğünü siz düşünün. Bu çok büyük güvenlik sorunlarına yol açtı ve Yunan hükümeti ilk etapta bunları Atina’dan uzaklaştırma yolunu seçti. Bunun için de akıllarına gelen en iyi çözüm, ‘Bunları Kuzey Yunanistan’daki Türklerin yanına verelim.’ Fatura orada yaşayan Yunan vatandaşı Türklere kesildi. Çıkarılan kanunla her Türk aile, evini bir Rum göçmenle bölüşmek zorundaydı. Bunlar, kendilerine ‘sığınmacı’ diyorlardı. İşte Lozan’a giderken aslında en can alıcı konu buydu, ‘Bu mübadiller ne olacak?’ Rum tarafı, ‘Bunlar sizin vatandaşınız, geri alın’ diyordu. Türk tarafı da ‘Memnuniyetle’ Ama Yunanların bir isteği daha vardı, ‘Bunları yargılayamazsınız.’ Bu konuda anlaşılamadığı için onlar orada sığınmacı statüsüyle kalmaya başladı.”
“Uluslararası anlaşmayla insan takası”
Ergelen, Lozan Barış Antlaşması görüşmelerinde birçok meselenin ele alındığını, üzerinde en önce anlaşılan konulardan birinin ise mübadele olduğunu vurguladı.
“Mübadele” kelimesinin “bedel” kökünden geldiğini ve emtia takası için kullanıldığını belirten Ergelen, “Tarihte belki ilk defa insan takasının temelleri atılmış oldu uluslararası bir anlaşmayla. 1,5 milyon Türkiye’den Rum gitti, yaklaşık 500 bin de Yunanistan’dan Türkiye’ye Müslüman Türk geldi. Bunların aşamaları var. İlk etapta 1 milyon Rum sığınmacı, mülteci olarak gitti. Geride kalan, yaklaşık 300 bin ila 500 bin arası sayı veriliyor. Bunlar mübadil oldu. Bunlar, bilhassa Karamanlı dediğimiz Kapadokya bölgesinden giden, ana dilleri Türkçe Rumlar. Bunlar mübadele anlaşmasından sonra çoğu Mersin’e doğru yürüyerek, orada limandan gemilere binerek gittiler.” dedi.
Ergelen, Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus değişiminin Balkan Savaşlarının başladığı 1912’ye kadar uzandığını, bu tarihten sonra Yunanistan’ı fiilen terk edenlerin de mübadil statüsü kazandığını dile getirdi.
Müslüman Türklerin Yunanistan’dan Anadolu’ya deniz ve demir yoluyla geldiğini hatırlatan Ergelen, “Rumların ve Ermenilerin boşalttığı yerlere iskan edildiler. Ege’ye çok ciddi bir mübadil nüfusu geldi. Özellikle tütün tarımı yapılan yerlere Kavala-Drama bölgesinden gelen mübadiller iskan edildi. Yine Kapadokya bölgesine, Yunanistan’da Kayalar’da kuru tarım yapan mübadiller iskan edildi. Ticaretle uğraşan mübadiller vardı, onlar İstanbul, İzmir gibi şehir merkezlerine geldi. Yine Kavala Sarışaban bölgesinden gelen tütüncüler, Samsun’a iskan edildi. Samsun’dan tutun bütün kıyı şeridi boyunca, Mersin’e kadar mübadillerin iskan edildiği alanları göreceksiniz. Tabii adalardan gelen var, mesela Midilli’den gelenler Ayvalık’a, Girit’ten gelenler İzmir, Antalya ve Mersin’e iskan edildiler.” diye konuştu.
Atalarının yaşadığı köyleri araştırıp buldular
Kendisinin de üçüncü kuşak mübadil torunu olduğunu kaydeden Ergelen, ailesiyle birlikte Kavala’dan deniz yoluyla İstanbul’a gelen ve Mahmutbey bölgesine yerleşen dedesinden dinlediklerini aktardı.
Ergelen, “Babaannem de dedem de cennet gibi bir yerden geldiklerini anlatıyorlardı. Ben, ilk gittiğimde cennetten bir köşe görmeyi umut ediyordum ama o bölge daha sonra boşalmış. Biz aslında mübadeleyle beraber nelerden kurtulmuşuz, onu fark ettim. Mesela, biz İkinci Dünya Savaşı’nı aktif olarak yaşamadık. Komplikasyonlarını yaşamışız, çok dinledim ailemden ama orada kalan Batı Trakyalılarla daha sonra görüştüm. Kendi köyümde olan Rumlarla görüştüğümde, İkinci Dünya Savaşı’nda çok büyük acılar çekmişler. Direkt savaşın içine girmişler, yetmemiş üzerine bir de iç savaş yaşamışlar.” ifadelerini kullandı.
Mübadele sonrası ilk kuşağın vatan hasretiyle öldüğünü anlatan Ergelen, bu insanların sayılara indirgenmemesi gerektiğini, yaşanılan dramın halen onların çocukları ve torunlarının zihinlerinde yer aldığını belirtti.
Zaman zaman atalarının yaşadığı yerleri ziyaret ettiklerini vurgulayan Ergelen, Lozan Mübadilleri Vakfı olarak “Merhaba doğduğum toprak” adı altında 2000 yılında Yunanistan’a gezi düzenlediklerini ve dedelerinin ve babalarının geldikleri köyleri bulmaya çalıştıklarını anlattı.
Yunanistan’da Türkçe konuşan Rumlarla görüşüp oradaki köylerin eski adlarını öğrenmeye çalıştıklarını, diğer yandan da arşivleri tarayarak 10 yıl boyunca titiz araştırmalar yaptıklarını aktaran Ergelen, bu çalışmalar sonucunda vakfın eski genel sekreteri Sefer Güvenç’in “Kuzey Yunanistan Yer Adları Atlası” kitabını yayınladığını, bu sayede bugün dedesinin geldiği köyün adını bilen mübadillerin o köylerini bulma şansı elde ettiğini söyledi.
AA









