Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişiminde şehit olan Erol Olçok’un eşi, Abdullah Tayyip Olçok’un annesi Üsküplü Nihal Olçok TİMEBALKAN’a özel açıklamalarda bulundu. Kanın, sesinin ve kokusunun olduğunu unutmamak üzere orada öğrendim” dediği 15 Temmuz gecesi için ”O gece Türkiye’nin yukardan bakıldığında görünen en gerçek tablolarında bir tanesiydi” değerlendirmesinde bulunan Şehit annesi ve eşi Nihal Olçok, Şehit Erol Olçok’un, Abdullah’a “Çarnavut” diye seslendiğini anlattı. 15 Temmuz’dan Şehitlik mertebesine, Balkanlardan Türkiye’nin geleceğine birçok konuyu konuştuğumuz söyleşiyi siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.
Seyyid EMİN / TİMEBALKAN
40 kişilik bir grupla eğitim için Üsküp’te bulunduklarını söyleyen Nihal Olçok, “Arkadaşlarla birlikte Vizyon Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başladık. Doğduğum topraklardan yeniden başlamak, yeni bir hayat yolculuğuna tekrar buradan yeni bir kariyerle başlamak çok kıymetli” dedi. Arkadaş grubuyla Üsküp’te keyifli altı gün geçirdiklerini ifade eden Olçok, ”Adnan (Kahil) Bey dahil bütün bize yakınlık gösterenler Üsküp’ün misafirperverliğini göstermiş oldu. Hem belki de bizim Türkiye’de en çok özlediğimiz hakikat. Hakiki insanı onlara gösterdik. O yüzden bize gösterdikleri yakınlık ve muhabbet çok önemliydi. Onların adına buradan sizin desteğinizle tekrar teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Daha önceki bir röportajında “Kanın, sesinin ve kokusunun olduğunu unutmamak üzere orada öğrendim” dediği 15 Temmuz gecesi için ”O gece Türkiye’nin yukardan bakıldığında görünen en gerçek tablolarında bir tanesiydi” değerlendirmesinde bulunan Şehit annesi ve eşi Nihal Olçok, “Kurtuluş Savaşından sonra din, dil, ırk göz etmeksizin herkes aynı heyecanla ve hiç kaygı yaşamadan aynı özveriyle sokağa tek bir düşüncesi olmadan çıktıkları bir geceydi. O yüzden 15 Temmuz, Türkiye ve dünya için de Türkiye’nin tarifini yaparken bana göre bir daha düşünmeleri gereken bir tarif” ifadelerini kullandı.

“Türkiye demek Arnavut, Türk, Çerkez, Boşnak, Kürt demek”
Türkiyeli olmanın kimlik üstü bir şey olduğunun altını çizen Üsküplü Nihal Olçok, “Yıllarca mesela Amerika ve çok uluslu devletler bunu kullanmıştır. Siz bir şeysiniz ama bir yerlisiniz. Burada da Arnavut var Torbeş var Makedon var Boşnak var Türk var Rum var. Burada bir üst olarak Yugoslavya vardı. Ondan sonra alt kimlikler gelir. Amerika bunu yıllarca kullandı, Rusya bunu yıllarca kullandı. Çok uluslu devletlerin belirgin bir şeyidir. Biz de 15 Temmuz’da yukardan biraz bakabilirsek Türkiye’nin resmini gördük. Türkiye demek Arnavut, Türk, Çerkez, Boşnak, Kürt demek” şeklinde konuştu.
“Yıllarca bir bayramı Üsküp’te bir bayramı İstanbul’da geçirdik”
Şehit Abdullah’a babasının (Erol Olçok’un) “Çarnavut” dediğini belirten Nihal Olçok, “Çerkez ve Arnavut kelimelerinden Çarnavut kelimesini türetti. Şehit olanlardan bir tanesi eğer ırki bakarsanız asli olarak Türk değildi. Bir tarafı Arnavut bir tarafı Çerkez’di. Ama şehitlik bir şeye aitlik değildir” ifadelerini kullandı. Erol Olçok ve Abdullah’ın Makedonya vatandaşı olduklarını hatırlatan Olçok “Onlar burada da kahramanlar. Hem Makedonya Cumhurbaşkanı nezdinde ben taziye aldım hem de bana bir belge gönderdiler. Bunun ayrı bir anlamı var” diye konuştu.
Şehit Erol ve Abdullah Olçok için Üsküp’teki evlerinde hatim okunup dua edilmesinin hatırlatılması üzerine Nihal Olçok, “Buradan biz hiç kopmadık ki. Erol Bey de zaten bu birlikteliğin üzerine geldi. Ben ve ailem diğer balkan göçmenleri gibi değiliz. Ben şunun çok üstünde duruyorum. Dilini ve kültürünü unuttuğunuz bir şeyin çok aidiyeti kalmaz sizde” ifadelerini kaydetti.
Erol Olçok’un rahmetli kardeşi vefat edene kadar yıllarca bir bayramı Üsküp’te bir bayramı İstanbul’da geçirdiklerini anlatan Nihal Olçok, Kurban Bayramı’nı Türkiye’de aileyle, Ramazan Bayramlarını da Üsküp’te geçirdiklerini söyledi.
15 Temmuz hain darbe girişiminde çocuğu ve eşi şehit olmuş bir anne ve eş olarak metaneti ve dik duruşuyla birçok şehit ailesine örnek teşkil ettiği yönündeki soruya ise Nihal Olçok, “Göçmen olarak bir yere ait olmadığını biliyorsun. Burada doğdun ama Türkiye’de yaşıyorsun. O gidip kalma hissi bizde çok farklı. Göçmen olan insanlarda bazı duygular çok daha güçlü ve serttir. Düşünün bu topraklarda doğuyorsunuz ama bu toprakta büyümüyorsunuz. Başka bir yere gidiyorsunuz. O gitme, gelme sabit kök salmışlar gibi değildir burada. Bir gün buradasınızdır bir gün ordasındır” yanıtını verdi.

“Abdullah şu anda 17 yıl yaşamadığı kadar yaşıyor”
Şehit Erol ve Abdullah Olçok için, dünyada geçirecekleri zaman bitti, ömürleri bitmedi diyen Şehit annesi ve eşi Nihal Olçok, “Bunu atlamamamız lazım. Biz hep şunu atlıyoruz “yaşamak” ve “hayatta olmak” ikisi aynı kavram değil. Abdullah şu anda 17 yıl yaşamadığı kadar yaşıyor. Erol Olçok şuanda 55 yıl yaşamadığı kadar yaşıyor. Yaşamak budur arkadaşlar. Diğeri hayatta olmaktır. Biz hayattayız ama yaşamak başka bir şeydir” şeklinde konuştu.
İslam aleminin yükünü sırtına alan ve şu anda Zeytindalı Harekatı’nın yürütüldüğü bügünlerde Türkiye’nin geleceğini nasıl gördüğü sorusuna Şehit Erol Olçok’un DYP seçim kampanyasında yıllar önce kullandığı “Bin yıllık yol bir adımla başlar, bin yıllık tarih bir adımlar atılır, bin yıllık geceler de bazen bir geceyle yaşanır” sözünü hatırlatan Olçok, “15 Temmuz nasıl on yılda, elli yılda, yüz yılda yapılabilecek bir şeyin kapağını açtıysa ve çok kısa sürede çözüme götürdüyse eminim ki Afrin’de aynı şekilde olacak” dedi.
“Ucunda ölüm ve daha acısı özlem olan bir şey. Şehitlik ise onun merhemi”
Şehitlik mertebesinin muhteşem bir şey olduğunun altını çizen Nihal Olçok, “Ama bir hakikat var orada, bir ölüm var. Yok oluş var ve siz özlüyorsunuz. Özlem size kalıyor. Şimdi geçen akşam Afrin’de 11 şehit haberi! 40 tane misafirim vardı ve ben odaya çıkmak zorunda kaldım. O 40 tane misafirin içinde herkes anladı. Çünkü şimdi siz Allah’ım şükür 11 şehit diyorsunuz ama ben o ailelerin telefonları açtıklarında, insanlara haberleri gittiklerinde o evin ne hale geldiğini bildiğim için o masada herkesin önünde herkesi üzüntüye sokarak ağlamak istemedim. Odaya çıktım 2 – 2 buçuk saat odada geçirdim. Çünkü ben onu yaşadım. Şehitlik kesinlikle muhteşem bir şey. Ama bunun bir gerçeği var ki ucunda ölüm ve daha acısı özlem olan bir şey. Şehitlik onun merhemi” ifadelerini kullandı.

“Abdullah’ın bu dünyaya bir vazifeyle gelmiş olduğunu bilseydim onu daha çok severdim”
Üsküplü hemşerilerine de seslenen Nihal Olçok,”Önce anne babalara şunu söylemek istiyorum. Ben Abdullah’ın bu dünyaya bir vazifeyle gelmiş olduğunu bilseydim onu daha çok severdim. Onun bu dünyada ki vazifesini bilseydim daha iyi korurdum, daha iyi bakardım, daha çok şımartırdım. O yüzden şunu unutmayalım ki her karşımızdaki ve her dünyaya getirdiğimiz çocuk veya insan bu dünyaya bir vazifeyle gelir. Ama herkes şehit olmak zorunda değil. Bazısı sadece kahveyi yapmakla vazifeli ve bu çok kıymetli. Herkes kendi vazifesini en iyi şekilde yapsın ama anne babalar hiçbir zaman çocuklarını oldukları kadar görmesinler, onların içinde ne taşıdıklarını biz bilmiyoruz. Vakti saati geldiğinde, ihtiyaç duyulduğunda o ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
“Gençlere ısrarla kendileri olmalarını söylüyorum”
Şehit Abdullah Olçok’un yaşıtlarına yani gençlere ısrarla kendileri olmalarını söylüyorum diyen Nihal Olçok, “İçimizde o kadar çok ses var ki en az kendi sesimizi duyuyoruz. Ben Abdullah’a bir şey sormuştum. Bir konu vardı, istişare ediyordu. Kendine sordun mu dedim. Nasıl dedi? Kendine sor dedim. Babana soruyorsun, annene soruyorsun, kardeşine soruyorsun, hocana soruyorsun. Biz herkese soruyoruz ama hiç kendimize sormuyoruz. En son sorduğumuz zaman da en son şöyle soruyoruz. Herkes bize bir tavsiyede bulunuyor ama o söz de senin değil aslında. İnsanların sana yüklediği bilgilerin sonucunda elinde kalan filtreden geçmiş öz, ama o da senin değil. Birilerinin sana verdiklerinden sana uyan kısmı ama yüzde yüz senin değil. Senin, kendi sözüne ulaşman lazım. O yüzden mümkün mertebe kendileri olsunlar, her şeye rağmen çünkü rağmen. Çünkü rağmen olursa güzel olur.











