• BUGÜN 16/31
  • Günümüz İnsanı

    April 13, 2018 | 12:19

    Günümüz insanı bugün yeniden cahiliye dönemi yaşamakta. Bugünün toplumu kendi çıkarları ve faydaları için çalışmakta, iyilikten güzellikten hoşgörüden, uzak bir hayat tarzı yaşanmakta. Kısacası ahiretsiz bir dünya. Bu cihana nerden geldik?  Niçin yaratıldık? Bu cihan nedir? Yolculuk nereye?  Bu soruların cevaplarını düşünmeyen bir dünya. Bir geliş var nereden?  Bir gidiş var; bu gidiş nereye hiç sorulmuyor.

    Tabi ki hayat zor, her insan inişli çıkışlı bir hayat yaşar. Nitekim insanın kalbi bir okyanus gibidir, bu okyanusun suları bazen çok durgundur, bazen de korkunç dalgalı bir fırtına halindedir. Bu sebeple okyanusu geçip selamete ulaşmak için geminin sağlamlığı kadar dirayetli bir kaptana  da ihtiyaç vardır. Eğer kaptan fırtınalar esnasında gemisine hakim olamazsa, onu okyanusun derinliklerine gömüverir.

    İşte hayat da böyledir, karşıya geçerken bile bir gemiye ihtiyaç vardır. Madem ki bizde bir yoluculuktayız, bir yerden bir başka bir yere gidiyoruz, yolda giderken insana yolculuk arkadaşlığı yapacak sağlam bir dosta ihtiyacı vardır. Tek başına yolculuk yapmak zordur. Bu anlamda her insan bu istikamete ermek için kendisini bir disiplin altına almalıdır.

    Kendisine arkadaşlık edebilecek örnek olabilecek bir şahsiyet rehber edinmelidir. Tıpkı karlı arazideki bir şahsın adımlarını, önden giden rehberin ayak izlerine, tam bir hassasiyetle basarak yürümesi gibidir. Üzüm üzüme baka baka kararırmış sözünde olduğu gibi insan dostuna baktıkça, muhabbet ettikçe şekil almalı.

    Bu öyle bir dost olmalı ki söz ve halleriyle iyiliği, güzelliği doğruyu hatırlatmalı insana. Peki böyle dostu nasıl edinmeliyiz. Zunnün- ı mısri’ye biri sorar:

    -“Efendim, dost edinirken neye dikkat edelim, bize bir ölçü söyler misiniz?

    – Cevabı şöyle olur Mısri’nin: Tabi bunun çok basit bir ölçüsü vardır. Öyle birisiyle dostluk kur ki senin değişmenle değişmesin buyurdu.

    İşte böyle bir arkadaş, kaptan yolu kaybetse bile gemi batmamalı, kaptanı suyun üzerinde taşımalı taaki kaptan yolunu buluncaya dek. Peki bu yeterlimi?  Hayır değil.

    İnsanın alıcısı da açık olmalı, peki bu alıcı nedir? Alıcı şu örneğin, bir elektrikli ısıtıcı kablosunu prize taktığınız zaman bulunduğunuz ortamı ısıtır, çünkü alıcı motoru ısıtıcıdır. Aynı kabloyu buz dolabına taktınız bu sefer soğutur çünkü motoru soğutucudur fakat elektrik aynı, birinde soğutuyor bir diğerinde ısıtıyor burada hasıl olan insanın aklıdır, yani kaptan yolunu bulması gerekir aksi taktirde gemi karaya vurduğunda çok geç olmuş olur.

    Bunun için iyiliğin yollarını bilmek ve tatbik etmek icap eder. Hepimizin sinemizde yarası var, bu yarayı onarmak için menzili iyi seçmeliyiz, yolumuz ak mıdır kara mıdır iyi tartmalıyız. Bazı hususlar:

    İnsan iyilik yolunda her türlü yardımlaşma ve dayanışma ile iç içe olmalı ve yine insan verilecek sözü tutmalı. Hasılı insan niyeti temiz tutmalı niyet her şeyin başıdır. “Niyet hayır akıbet hayır” demişler. Bunun tersini anlamakta mümkün niyet kötü olursa akıbet’ de kötü olur.

    Yazar Ali AĞIR ne güzel ifade buyurmuş:

    Geceler gündüze doğru aktıkça

    Her an damla, damla erir insan

    Geçen yıllar kalpte iz bıraktıkça

    Eceline doğru yürür insan.

    Hasılı bu yolda gözler ayıp aramamalı, nitekim ayıp arayan göz hüner görmez. İnsan hakikati tekele almayacak, yine insan af ve istek halinde olmalı, haddini bilecek insanoğlu. Bencilliğe, nefsaniyete, cimriliğe ve haksızlığa müsaade etmeyecek, toprak gibi mütevazı olmalı. Nitekim bu yol uzun ve meşakkatli.

    Unutmamalı! Başarmak zordur kolaya kaçarsan sonuç basitleşir, yokuş aşağı inmek kolaydır, fakat manzara yukardan seyredilir.

     

     

     

    *Hüseyin Aliov – Makedonya’nın Alikoç Köyü’nde dünyaya geldi. Lise eğitimini İştip İsa Bey imam hatip lisesinde bitirdi. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde Türk
    dili ve edebiyat bölümü okudu.

     

    Yorum Yap