• BUGÜN 16/31
  • Çanakkale’nin Dünü ve Bugünü

    February 23, 2018 | 15:16

    2017 yılının Ekim ayı sonu,  Türkiye Cumhuriyeti’nin 29 Ekim Bayramı kutlamalarına Küçük Kuyu Belediye Başkanı Sayın Cengiz Balkan’ın davetlileri olarak törenlere katılan bir grupla beraber gitmiştim.  Küçük Kuyu Belediyesi’nin Halkçı Belediye Başkanı Sayın Cengiz Balkan, Makedonya’dan Türkiye’ye göç eden bir ailenin oğlu olduğunu törenlerle ilgili yazımda vurgulamıştım. Aslında Küçük Kuyu, Çanakkale, Gelibolu ve etraf beldelerde ikamet edenlerin çoğunu göçmenler oluşturmakta. İzleme fırsatını yakaladığım Cumhuriyet Bayram Törenlerinden de etkilendiğimi anlatmaya çalışmıştım. Törenlerde gördüklerim Küçük Kuyu Halkı ve Belediye Başkanı arasındaki beraberlik, dostluk günümüzde nadir rastlanabilecek bir tabloyu sergilediğini de anlatmıştım. Oralarda gördüklerim gerçekten övgüye değer…

    Küçük Kuyu, Belediyesinin Halkı kadar Belediye Başkanının da misafirperverliğini asla unutamıyorum. Geçirdiğimiz Bayram arifesi, Bayram Günü ve sonrası yapılan saygı günümüzde az rastlanan görüntüydü. Oralarda yaşadığım misafirperverliği insanların sıcaklığı Memleketim Makedonya’daki saygılı ve misafir sever insanlarımızı hatırlattı…

    Günümüzde nadir rastlanan böylesi Halkçı Belediye Başkanı,   Çanakkale Şehitliklerini görmemiz için Bizleri Çanakkale’ye yolcu ettiler. Çanakkale’den yıllar öncesi geçmişliğim olmuştu ancak şehitlikleri görme fırsatını yeni yakaladım. Harika bir gün geçirdim Çanakkale Şehitliklerimizi gezerken,  böylesi güzel anları yaşatan rehberimiz, Burak Parlakbilek’e minnettarım. Gün bitiminde rehberimiz Sizlere Tarih Sevdalısı, eşi bulunmayan Biriyle tanıştırmak isterim dedi. Memnuniyetle rehberimizin bu önerisini kabul ettik. Tarih dersini her zamandan çok sever ve ilgilenirdim. Beyaz perdede bir zamanlar izlediğim filmlerin çoğu da tarihi konulu filmlerdi. Bundan olacak ki,   Tarih Sevdalısı olan biriyle karşılaşacağımın heyecanını yaşıyordum…

    Evet Gelibolu’ya geçtik. Buraları da harika. Gördüklerim Gelibolu’nun ne kadar da tarih olaylarıyla at başı gittiğini anlatıyordu. Bunları düşünürken karşımıza Tarih fışkıran bir yazıhane çıktı. İçeriye girdiğimizde gözlerime inanamıyordum, yazıhane tam bir müzeyi anımsattı.  Her köşesinde tarihi belge, fotoğraf,  eserleri sergilendiği görüntüsüne şaşmamak mümkün değildi. Nasılda büyük bir hevesle burayı müzeye dönüştürmüşler dediğim anda, yazıhane sahibiyle karşılaştık. Rehberimiz, tüm bu gördüklerinizi, aslında bu yazıhaneyi müzeye dönüştüren kişi Sayın Ahmet Uslu, dedi…

    Sayın Ahmet Uslu Beyefendi, bizleri yazıhanesinin müzesini gezdirdikten sonra, kahvemizi yudumlarken, Tarihe sevdalı olduğunu anlatmaya başladı. Kendileri Balkan Göçmen ailesine mensup olduğunu da gururla söyledi. Aynı zamanda Gelibolu Balkan Göçmenler Derneğinin başkanı olduğunu da sohbetimiz esnasında anladık. Ahmet Uslu Beyefendi’nin asıl mesleği hukukçu, yazıhanesi de Avukatlık işlerine ait, ancak Tarih sevdalısı olduğundan dolayı Çanakkale Savaşına ait olan her anı buralara taşımış, bilgilerini de ilgilenenlere büyük bir hevesle sunmaktalar. Ahmet Uslu Tarihçi Yazar,ın SEDDÜLBAHİR Köyünde kendisine ait özel müzesinin de   olduğunu rehberimiz anlatıyor. Sözünü ettiğim müzenin masraflarını da kendilerinin karşıladığını sohbetimiz esnasında anlattılar. Sohbet esnasında, Tarih-Yazar Ahmet Uslu’nun bir TIR kamyonun müzesi olduğunu da rehberimiz söyledi. Böylece “Tır Kamyon Müzesi” tüm ülkeyi gezip ilgilenenlere Türkiye Cumhuriyeti’nin şanlı Çanakkale Savaşları tarihiyle bilgileri anlatıyormuş…

    Ne kadar da güzel ve ilginç bir çalışma, günümüzde böylesi Tarih  sevdalılarının neslinin tükendiğini düşündüğümüzde Ahmet Uslu Beyefendinin bu çalışmasını takdir etmek  gerekir doğrusu….

    ÇANAKKALE GEÇİLMEZ…

    Çanakkale Savaşları Türk Tarihinin en önemli savaşlar anlatımında yer almaktadır. Bu Savaşlara Balkan Ülkelerinden Müslüman Gençleri katılmış, tarihe altın harflerle yazılan kahramanlıkların izlerini çizmeye başarmışlardır…

    Çanakkale Savaşları Tarihçisi ve sevdalısının değerli çalışmalarını, yayınladığı –ÇANAKKALE’NİN DÜNÜ VE BUGÜNÜ- GALİPOLİ-  kitabında gördük. Birinci baskısını 2013 yılında yaşayan değerli kitabın içeriği ÇANAKKALE SAVAŞLARINA adanmış…

    – Ahmet Uslu’nun Çanakkale Savaşlarını anlatan kitabından bazı bölümlerden alıntıları Siz değerli okurlarıma aktarmayı uygun buldum…

    İtilaf Devletleri donanması 19 Şubat’ta on iki savaş gemisiyle Çanakkale Boğazı’nın giriş tabyalarını sekiz saat bombardıman etti ve aynı denemeyi 25 Şubat’ta da tekrarlayarak söz konusu tabyaların toplarını tahrip etti. Bu iki zorlama Osmanlı Genel Karargahı’nın dikkatini çekti ve Boğaz’ın karadan savunulması için görevli askeri kuvvet iki tümenle daha takviye edildi…

    SAVAŞIN İLK YILI…

    3 Kasım 1914,te Çanakkale Boğazı’nın giriş tabyalarını on dakika kadar bombardıman etmek suretiyle resmen savaş ilan edilmiş olan İtilaf filosu Şubat 1915 tarihine kadar başka bir faaliyette bulunmadı. İtilaf Devletleri bilahare Sarıkamış Harekâtı dolayısıyla Kafkasya’da sıkışan Rusya’nın isteği üzerine Çanakkale Boğazı’nı zorlamaya ve bunu da önce, sadece donanma ile yapmaya karar vermişlerdi…

    18 MART DENİZ SAVAŞI

    İtilaf donanması 18 Mart sabahı değişik kademelerle Boğaz’dan içeriye girmeye ve içerideki bataryalarla muharebe etmeye başladı…

    SEDDÜLBAHİR BÖLGESİ

    … 28 Nisan’da donanma ateşinin himayesiyle taarruza başlayan İtilaf birlikleri hayli mesafe kazandıysa da müteakiben uğradığı karşı taarruz sonucunda eski yerlerine kadar çekilmek zorunda kaldı. İlk gün iki defa icra ettiği taarruzun cüzi yararlarını Türklerin karşı taarruzları karşısında kaybeden İtilaf kuvvetleri, 7 Ağustos’ta yeni bir taarruza daha başladı. Ancak bu sefer de başarısını çok çabuk kaybetti.

    CONKBAYIRI MUHAREBELERİ

    İtilaf donanması 18 Mart sabahı değişik kademelerle Boğaz’dan içeriye girmeye ve içerdeki bataryalarla muharebe etmeye başladı….

    Kuzey Grubu’nun sağ kanat odağını oluşturan Conkbayırı da aynı günlerde müthiş mücadelelere sahne oldu. Nihayet 8 Ağustos’ta Albay Mustafa Kemal, Conkbayırı meselesine acil bir çare bulmak üzere tayin edilmiş ve ancak onun 10 Ağustos sabahı üç alayla yaptığı taarruz sayesinde hem Conkbayırı hem de batı yamaçları geri alınarak durum bir dereceye kadar düzeltilmiş oldu.

    Uzun bir süreden beri savaş alanlarından yenilgilerle ayrılan, özellikle de Balkan Savaşlarında alınan büyük yenilgi nedeniyle psikolojik yönden çökmüş olan Türklerin moralleri ve kendilerine güvenleri yerine gelmişti…

    İngiltere ve Fransa’nın yenilgileri uzak bölgelerdeki sömürgeleri üzerinde prestijlerinin sarsılmasına neden oldu. Bu devletlerin yenilebilecekleri düşüncesi, sömürgelerde de yüksek sesle dillendirilmeye başlanmıştı. Savaş sonunda taraflardan her biri büyük insan ve savaş malzemesi kaybına, dolayısıyla büyük maddi zararlara uğramışlardı… -Ahmet Uslu

    …- Büyük Türk Milletinin Dirilişinin Destanı Çanakkale Savaşlarında canlarıyla kanlarıyla destanlar yazarak Bizlere bir vatan hediye eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahraman atalarımızı rahmetle, minnetle anıyorum…- Burak Parlakbilek

    19 Şubat… 103 yıl önce 1915 –yılı Müttefik İngiliz ve Fransız Donanmasının Çanakkale Boğazı, girişindeki Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale ve Orhaniye tabyalarımızı bombardımanıyla Çanakkale Savaşlarının resmen başladığını  hatırlatmak amacıyla bu yazıyı yazdım ve bu Savaşın hatırasına  Ahmet Uslu Beyefendinin  müzesi ve kitabını  Siz değerli okurlarıma az da olsa tanıtmak istedim…

    Yorum Yap