• BUGÜN 16/31
  • ANALİZ: Makedonya’daki yerel seçimler ve değişen seçmen profili

    October 13, 2017 | 14:38

    15 Ekim 2017 tarihinde Makedonya’da 6. kez yerel seçimler düzenlenecek. 1 milyon 814 bin 644 kayıtlı seçmen, 80 belediye ve Üsküp Şehir Belediyesi dahil olmak üzere 3 bin 480 oy kullanma yerinde yerel yönetimler için kendilerine en uygun adayları seçecek. Bu gece sona erecek seçim kampanyası boyunca siyasi partiler çalışmalarını, vaatlerini, programlarını vatandaşlara açıkladı. Artık son sözü milletin söyleyeceği seçimleri analiz ettik. TİMEBALKAN olarak seçim kampanyası süreci ile 15 Ekim yerel seçimlerini, Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve köşe yazarımı Prof. Dr. Şener Bilal, MATÜSİTEB Genel Başkanı Hüsrev Emin ve Strateji ve Kalkınma Enstitüsü – Uluslararası İlişkiler ve Ekonomi Programı Müdürü Furkan Çako ile değerlendirdik.

    ANALİZ / TİMEBALKAN SEÇİM ÖZEL

    Uzun bir siyasi krizin ardından Makedonya Cumhuriyeti vatandaşları 15 Ekim Pazar günü, yerel yönetimlerin seçimi için sandık başına gidecek. Makedonya’da 6. kez düzenlenen yerel seçimlerde, vatandaşlar seçim kampanyası süresince 20 gündür yapılan tanıtımlar sonucunda, adaylar arasından kendilerine göre en iyi adayı belirlemek üzere oy kullanacak. TİMEBALKAN olarak birbirinden önemli analizcilerle, siyasi partilerin belediye başkan adayları seçim kampanyası süresince bu güne kadar çoktan gerçekleşmesi gereken temel ihtiyaçları vaat eden retoriğini, 11 Aralık genel seçimlerinde ciddi bir Arnavut oyu alan Makedonya Sosyal Demokratlar Birliği (SDSM) örneği üzerinden değişen seçmen profilini ve Türk siyasi partilerinin durumunu değerlendirdik.

    Prof. Dr. Şener Bilal

    Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve köşe yazarımız Prof. Dr. Şener Bilal, yeni hükümete kavuşmanın vatandaşları yeni beklentilere ittiğini, fakat bu beklentilerin psikolojik bir rahatlama olmadığını söyledi. Makedonya’daki yerel seçimlerde vatandaşların global politikalar ve yerel politikalar ikilemine girmiş olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Şener Bilal, “Öncelikle seçim sürecinin beklentilerele başladığını söylemeliyiz, siyasi partiler halkın beklentilerini tatmin edecek retorikler içine girdikleri gözlenmektedir. Bir yandan altyapı sıkıntıları diğer yandan popülist milliyetçilik veya popülist vatanseverlik hakim olmaktadır. Belli beaşlı belediyelerde yeni adaylar belirlenirken diğer bazı bölgelerde  eski adayların tekrar seçilmeleri yarışması devam etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

    Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği (MATÜSİTEB) Başkanı Hüsrev Emin, 2001 yılında yaşanan krizin ardından 2014’te ortaya çıkan sürecin en ciddi mesele olarak görülmesi gerektiğini söylerken,  mevcut krizi sonlandırmak amacıyla gerçekleşen 11 Aralık 2016 erken genel seçimlerini kesin çözüm olmamakla birlikte bir ‘’orta yol’’ olarak yorumladı. Önümüzdeki yerel seçimlerin sadece belediyelerle kalmayıp Makedonya’nın yeni siyasi yönünü belirleyeceğini ifade eden Emin,  “Yerel seçim sonuçlarıyla hem Makedon hem Arnavut bloğunda mevcut siyasi oluşumların kaderi çizilecektir. Ondan dolayı önümüzdeki yerel seçimleri bir kat daha artmaktadır” dedi.

    “Yerel seçimler bundan sonraki dönemde Makedonya’da sadece kimin “iktidar” olacağından ziyade, aslında kimin “muktedir” olacağı belirleyecek”

    Makedoya Cumhuriyeti Dış Yatırımlardan Sorumlu Devlet Eski Bakanı ve Strateji ve Kalkınma Enstitüsü – Uluslararası İlişkiler ve Ekonomi Programı Müdürü Furkan Çako ise 2014 yılından itibaren başlayan ve artarak devam eden siyasi krizin ülkenin genel iktisadi gidişatı üzerinde gerilemeye, insanlar üzerinde derin sayılabilecek toplumsal kutuplaşma’ya ve psikolojik travmalar’a yol açtığını söyledi. Bu süreç esnasında, insanlar üzerinde oluşan psikolojik baskı’nın, daha doğrusu belirsizliğin ve güvenlik eksikliği’nin, koalisyon ortaklarının ve siyasi önceliklerin sorgulanmasına ve dolayısıyla halk tarafından yeniden gözden geçirilmesine neden olduğunu belirten Çako, “Bu şartlar altında gerçekleşen 11 Aralık Erken Parlamento Seçimleri ülkemizde “kısmi olarak” yönetim’in el değiştirmesiyle sonuçlanan reform odaklı Hükümetin kurulmasına neden oldu. Bu yüzden, 15 Ekim Yerel Seçimleriyle ilgili genel bir tablo çizmemiz gerekirse, bu seçimlerin bundan sonraki dönemde Makedonya’da sadece kimin “iktidar” olacağından ziyade, aslında kimin “muktedir” olacağının ve ülkenin bundan sonraki dış politik eksenini belirleyecek olan tabanın/yereldeki halk desteğinin seçileceği bir yerel seçim olma özelliğini taşıdığını da söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

    “Kampanyaların arka planında popülizim ve eskiden beri kalma altyapı vaatleri var”

    Makedonyanın siyasi konjönktüründe fazla bir değişiklik olmadığını ve bunun en büyük sebebi siyasi ideolojilerin eksikliği ve siyasetin hitab ettiği kesimlerin statik olmamasından kaynakladığını ifade eden Prof. Dr. Şener Bilal, “Kampanyaların arka planında popülizim ve eskiden beri kalma altyapı vaatleri var. Bizler 21 yüzyılda halen altyapı sorunları ile uğraşıyor olmamız bile abestir. Neredeyse hiç bir siyasi teşekkülde kampanyanın merkezinde entegre yerel yönetimler ve kültürel ilerlemeyi sağlayacak öneri veya projeler yok. Somut olarak nerdeyse hiçbir siyasi parti kütüphane (elektronik donanıma sahip kütüpane), Entegre eden Kreşler, Sinema, Kültürel Park veya Alanlar gibi kültürel yaşantıyı etkileyecek muasır medeniyeti yakalayacak proje ve öneriler yok. Bizler bu yüzyılda bile çöp, yol, kanalizasyon gibi yıllarca bitirilemeyen altyapı projeleri ile avunmak zorundayız” şeklinde konuştu.

    MATÜSİTEB Genel Başkanı Hüsrev Emin

    Seçim kampanyalarında hala temel ihtiyaçların vaat olarak sunulmasıyla ilgili, bu sorunların şimdiye kadar çözülmemiş olması ve halkın beklentisinin bu yönde olmasından kaynaklanmaktadır diyen MATÜSİTEB Başkanı Hüsrev Emin, “Belirli belediyelerde bu unsur seçmenlerin oy kararında en büyük faktör olacaktır. Çünkü Makedonya’da gelişen süreçte halk siyasi olulşumlardan ideolojilerden ziyade hizmet beklentisi içerisinde. Müşahade ettiğim kadarıyla adaylar hiç olmadığı kadar kampanyalarında kendilerini projeleri üzerinden tanıtmaya çalıştı, ki bunu da ülkemizin gelişmesi ve kalkınması açısından önemli bir nokta olarak değerlendirmek gerekir” dedi. 15 Ekim yerel seçimlerinin alışılagelmişin dışında bir takım gelişmeleri getireceğini belirten Emin, “Özellikle Makedon bloğunda olmak üzere ilk defa en büyük siyasi partilerden biri olan iktidardaki SDSM’nin kendi adaylarının olmadığı belirli belediyelerde koalisyon ortağı BDİ’nin adayları için oy istemesi ve bazı belediyelerde adaylarının Arnavut olması, ana muhalefet partisi VMRO’nun seçim kampanyasında Arnavutça dilini kullanması ve ülkemizin siyasi arenasının yeni oluşumu olan BESA’nın ciddi belediyelerde favori olarak görünmesi alışılagelmişin dışında gelişmeleri beraberinde getirecetir” değerlendirmesinde bulundu.

    Belediye Başkanları’nın başlıca görevleri arasında yer alan altyapı çalışmalarının bir Belediye Başkanı’nın hukuk tabiriyle söylersek zaten “resen” yapmış olması gereken çalışmalar olduğunun altını çizen Kalkınma Enstitüsü – Uluslararası İlişkiler ve Ekonomi Programı Müdürü Furkan Çako,  “Bu çalışmalarla “Bunları yapacağız” şeklindeki basmakalıp vaadlerini yinelemelerinde ziyade “Bunları zaten yaptık, şimdi yeni istihdam yaratacak projelere imza atacağız” yaklaşımıyla kampanya yürütmeleri kanaatimce daha yararlı olurdu. İnsanlarımızın Sosyo-Kültürel yaşantısını etkileyecek faaliyetlere gelince, malesef bu dönemde de gündem teşkil etmediğini görmekteyiz. Bunların haricinde, bir de özellikle yoğun bir şekilde Türk nüfusunun bulunduğu bölgelerdeki birtakım (Türk olmayan) Belediye Başkanları’nın Türkler’den oy isterken yine “Size dilinizi vereceğiz” gibi zaten bizim kazanılmış hakkımız olan söylemlerle yaklaşmaya çalışmaları, onlara olumlu havadan ziyade olumsuz bir hava getirdiğini düşünmekteyim. Çünkü dilimiz zaten bizim dilimiz, hakkımız zaten bizim hakkımız. Bizim ve hakkımız olan bir şeyi, kazanılmış olan bir unsurumuzu tekrar bizlere pazarlamaya çalışmalarına doğrusu pek bir anlam veremiyorum. Tabii diğer taraftan baktığımızda Türklere yönelik olan bu yaklaşım gecikmiş bir yönelim olmasına rağmen yine de sahip olduğumuz önemi kavrayabildikleri için önemli ve olumlu bulduğumuzu da vurgulamak isterim” şeklinde konuştu.

    “Siyasetin, partileri nelere maruz bırakacağı belli olmuyor”

    Makedonya’da gelişen yeni seçmen profiliyle iligli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Şener Bilal, “Makedonyanın artık belki de şehirleşmiş diye tabir edilen daha doğrusu entegre eden siyasi anlayışlara ihtiyacı var, bu bir gerçektir. Bazen vatandaşlar kendilerini, kendi milli partilerinde değil de diğer bir partide bulabiliyor olabilirler. Kaldı ki yerel seçimler söz konusu ise koalisyonlar ve bir diğer milletten oy alma çabaları olmaktadır. Bu tarz istek ve çalışmalar yerel seçimler için doğaldır, en nihayetinde eğer genel seçimlerde bu proje işe yaramış ise yerel çapta da işe yarayabilir diye düşünülmeketedir” yorumunda bulundu.

    2016 erken genel seçimlerde SDSM’nin Arnavut toplumuna yönelik açılımının ciddi kırılma noktalarından biri olduğunu söyleyen MATÜSİTEB Başkanı Hüsrev Emin, “Önümüzdeki yerel seçimlerda SDSM’nin izlediği yol haritası da bunun toplumda ne kadar kabul gördüğünü ve ne denli gerçekçi olduğunu tasdikleyecektir. Çünkü geçmişte yaşanan olaylardan hareketle, böylesine elzem bir değişikliği Arnavut toplumun hazmetmesi için bir erken genel seçimin yetersiz olmasıyla birlikte, daha geniş kapsamlı ve uzun bir sürece ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum” dedi.  Ana muhalefet partisi iken SDSM’nin VMRO-BDİ koalisyonunu sürekli eleştirmesine rağmen iktidara geldiğinde hükümet kurması için BDİ ile anlaşması siyasi menfaatlerinin göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmiş bir hamle olarak nitelendiren Emin,  “Özellikle vurgulamak istediğim husus ise, başta BDİ olmak üzere Arnavut partileri Türk partilerinin seçim öncesi Makedon partilerinin koalisyonlarında yer almalarını eleştirirken bugün kendilerinin de siyasi menfaatleri doğrultusunda aynı şekilde hareket etmeleri konusu. Bu aynı zamanda şaşırtıcıdır. Demek ki siyasetin partileri nelere maruz bırakacağı belli olmuyor” ifadelerini kullandı.

    Eski Devlet Bakanı Furkan Çako

    Son dönemdeki siyasi gelişmeleri ve açılımları takip ettiğimizde, bir çok siyasi parti aslında kurulma nedenleri olan fakat günümüzde pek de rağbet görmeyen milliyetçi ilke ve söylemlerinden ve parti içi tek etnik unsurlu yönetim yapılanmalarından kurtulmaya çalıştıklarını belirten eski devlet bakanı Furkan Çako, “dolayısıyla “Milliyetçi Parti” yada “Muhafazakar Parti” yapısından Makedonya vatandaşlığını üst kimlik olarak öne çıkaran bir parti yapısına yöneldiklerini görmekteyiz. Bunları bir çok Arnavut partisi zımmen duyurduğu gibi birçok Makedon partisinin pratiğe döktüğüne de şahit olmaktayız. Dolayısıyla SDSM’in Arnavut ve/veya Türk ve diğer etnisitelere ait seçmen üzerinde seçimleri kazanma yollarını aramasını siyaseten meşru görmekle birlikte, yeni dönem Makedonyası için de yeni bir açılım olarak değerlendirmekteyim” şeklinde konuştu.

    “İnanıyorum ki partilerimiz bundan sonra ebedi dostlukları için değil, Makedonya Türk toplumunun ebedi çıkarları için adım atarlar”

    Makedonya’daki Türk siyasi partileriyle ilgili de görüş bildiren Prof. Dr. Şener Bilal, “Gönül isterdi ki Türk siyasi partileri hem genel hem de yerel bazda birleşip bir tek kuvvet olarak hareket etmeleri. Bu birleşmenin sonucunda gereken siyasi partiyle koalisyona gitsinler. Fakat bu şu an için hayal diye farzeder isek, Türk siyasi partileri anladığım kadarıyla Genel ve Yerel seçimlerde koalisyon ortaklarıyla devam etmeyi tercih etmektedirler. Bu tarz koalisyonlar bir yerden sonra normaldir, fakat acizane tavsiyem yerel seçimlerde yerel ahalinin istek ve düşüncelerine göre hareket etmeleridir. Yerel seçimlerde Türk partilerin sadece Genel seçimlerdeki gibi değil de yeri geldiğinde diğer Arnavut, Boşnak veya diğer bazı siyasi partiler ile koalisyona girmelerinin de faydalı olabileceği kanısındayım. Türk partilerin ister liste, ister ise adaylarıyla yerel istek ve dinamikleri göze alır ise ve bu yönde çalışır iseler iyi sonuçlara ulaşacaklarını düşünüyor ve temenni ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    Ülkemizin genel siyasetinde meydana gelen bu değişikliklerin en büyük iki toplum olan Makedon ve Arnavutları oldukça fazla etkilediği aşikar olduğu gibi, onları olmadığı kadar biz Türkleri de yeterince etkilediğini ifade eden MATÜİSTEB Başkanı Hüsrev Emin, “Makedonya Türklerinin kimlik muhafazası ve ana dilde eğitim gibi temel sıkıntılarının çözümlerini vaad eden partilerin bu sancılı sürecin galibi olacağı yönünde kanaat gösterilebilir. THP’nin bir nebze olsun güçlendiğini görmek mümkünken, TDP’nin de bu dönemde zedelendiğini söyleyebiliriz. Nitekim yine de genel olarak büyük resme bakıldığında Türk partilerinin güçlerinin olması istendiği şekilde olmadığı ifade edilebilir. Ayrıca ülkemizdeki Türk partilerinin dağılmış vaziyette olması da olumsuz yorumlanmaktadır. Umarız ki geliştirdikleri stratejileri ve programları Makedonya’daki Türk toplumunun yararına olacak şekilde uygulanır ve siyasi partilerimiz güçlenir” ifadelerini kullandı.

    Türk Partileri’nin koalisyon ortaklarını seçme veya belirleme meselesinin onların yönetim ve karar alma süreçlerine bağlı olan bir husus olduğunu söyleyen eski devlet bakanı Furkan Çako, “Buna göre koalisyon ortağını seçme ve belirleme hususu, eğer bir-iki kişinin şahsi müdahelesi olmadıysa ve meclislerinde demokratik bir oylama yoluyla belirlendiyse şayet, bu kendileri’nin takdiridir. Dolayısıyla onların bu konudaki karar ve takdirlerine sadece saygı duymak gerek. Lakin Türk siyasi partilerinin aslında koalisyon ortaklarını değiştirme yönünde gayret gösterdiklerini ancak son anda böyle bir karardan geri adım attıklarını da duyuyoruz. Yine duyduğumuz o dur ki, parti içlerinde ciddi anlamda değişim arayışları var” yorumunda bulundu.

    Dolayısıyla Makedonya Türk siyasi partilerinde hem koalisyon ortağını seçme hem de parti içi yönetim kademelerini revize etme bağlamındaki değişim arzularının ilerleyen dönemde artarak devam edeceğine dikkat çeken Çako, “Halkın nabzına baktığımızda da, mevcut koalisyon ortakları ve mevcut kadro kararlarıyla gerçekleşecek olan yerel seçimlerde Türk partilerinin malesef hedeflenenin altında bir perfomans göstereckleri anlaşılmakta. Dolayısıyla bu hususa halkın yani Milletin İradesi’nin tavrı nasıl olacak, onu da yakın zamandaki sandık sonuçlarından göreceğiz. Biliyorsunuz, siyasette meşhur bir söz vardır: Devletlerin veya Partilerin ebedi dost ve düşmanları yoktur, değişmez çıkarları vardır. İnanıyorum ki Partilerimiz de bundan sonraki adımlarını atarken ebedi dostlukları için değil, Makedonya Türk toplumunun ebedi çıkarları için adım atarlar” değerlendirmesinde bulundu.

    Yorum Yap