FETÖ olarak BilinenFetullahçı Terör Örgütü Türkiye’nin İzmir şehrinde kurulmuştur. Fetullah Gülen isimli emekli bir din görevlisinin başında olduğu FETÖ, 1970’li yıllarda eğitim hizmeti veren bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. FETÖ, sadece eğitim işi yaptığı görüntüsünü vermiş, FETÖ üyeleri dışarda kendilerini eğitim ve barış gönüllüsü olarak tanıtmışlardır.

Bununla beraber FETÖ örgütlenmesine bakıldığında; Türkiye’de ve ilgili ülkelerde gerçek kimliklerini gizleyerek çok farklı kimliklerle (sol, sağ, liberal, dindar) ordu, yargı, emniyet, istihbarat ve bürokrasi gibi devletlerin kritik yerlerine yerleştikleri görülmektedir. Bu durum, faaliyet gösterdiği ülkelerde kendilerini Hizmet Hareketi olarak tanıtan örgütün gerçek amaçlarını ortaya koymaktadır.

FETÖ halkın dini duygularını istismar ederek “himmet” adı altında topladığı bağışlar marifetiyle yurtiçi ve yurtdışında eğitim kurumları açarak örgüt amaçlarına göre insan kaynağı yetiştirmeyi ve bu insan kaynağını devlet kadrolarına sızdırma temelinde devleti içeriden ele geçirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda devletin içerisindeki stratejik pozisyon ve kurumları ele geçiren terör örgütü devlet içerisinde paralel bir devlet yapısı gibi örgütlenmektedir.

FETÖ örgütlendiği ülkelerde okul, eğitim/kültür merkezi, meslek kuruluşu veya STK gibi görünerek gizlice stratejik kurumlara yerleşmekte ve devletleri ele geçirmektedir. FETÖ üyelerince sapkın dini inançları nedeniyle amaçlarına ulaşmak için her türlü takiyye, iftira, komplo, tuzak ve illegal tüm faaliyetleri meşru görülebilmektedir. Uzun yıllara dayanan gizli eğitim ve ikna faaliyetleriyle bu konularda profesyonellik kazanan örgüt üyeleri radikal bir “seçilmişlik ruhu” ve “adanmışlık” içerisinde kimlikten kimliğe girebilmekte, yeri geldiğinde cinayet de dahil, her türlü illegal faaliyeti gerçekleştirebilmektedir. 90’lı ve 2000’li yıllarda Türkiye’de işlenen birçok suikast ve saldırıda örgütün payı olduğu düşünülmektedir.

Kendisini dinsel bir hareket ya da sivil toplum hareketi gibi sunan FETÖ, tüm bu yönüyle, esasen kapalı şekilde örgütlenmiş bir illegal örgüttür. 15 Temmuz’da Türkiye’de askeri bir darbe gerçekleştirmeye çalışan ve sonrasındaki süreçte Türkiye yapılanması hemen hemen çökertilen örgüt Türkiye dışında da zayıflamış ancak faaliyetlerine sinsice devam etmektedir.

15 Temmuz Süreci

Bilindiği üzere Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ye bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuştur. 250 kişinin şehit olduğu darbe girişimi milletimizin insanlığa örnek direnişi ve devletin diğer unsurlarının karşı koymasıyla başarısızlığa uğratılmıştır.

15 Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde örgütlenmiş olan FETÖ, savaş uçakları, helikopter ve tanklarla kanlı bir darbe girişiminde bulunmuştur. FETÖ tarafından sokakta darbeye karşı çıkan vatandaşların üzerine tanklar sürülmüştür. Ankara ve İstanbul’da, Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, emniyet ve kamu binaları ile darbeye karşı çıkan insanları savaş uçaklarıyla bombalayan FETÖ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da suikast girişiminde bulunmuştur. Darbe girişimi ordunun temiz kanadının, halkın ve devletin diğer unsurlarının karşı koymasıyla başarısız olmuştur. Darbe girişimi sırasında 183 sivil, 62 polis ve 5 asker hayatını kaybetmiştir. Darbecilerin saldırısında ayrıca 2193 kişi de yaralanmıştır.

Bu darbe girişimine farklı düşünceden toplumun bütün kesimleri; siyasal partiler, sendikalar, sivil toplum kuruluşları, medya ve iş dünyası şiddetle karşı koymuşlardır. Son darbe girişiminde görüldüğü gibi sapkın bir dini inanışa dayanarak askeri bir diktatörlük kurmak isteyen FETÖ, amacına ulaşmak için hiçbir sınır, ilke ve kural tanımamaktadır. 15 Temmuz’daki girişimde silahsız masum insanları doğrudan öldürmeye yönelik saldırılarda bulunmuştur.

Yurtdışı vatandaşlarımızın, soydaş ve akrabalarımızın, demokrasiye, milli iradeye, insan haklarına ve özgürlüklere saygılı tüm uluslararası kuruluşların ve bireylerin, Türk Milletinin şanlı 15 Temmuz direnişine verdiği destek unutulmayacaktır. Türkiye’de, yurtdışında vatandaşlarımızın bulunduğu ülkeler ile soydaş ve akraba topluluklarımız arasında 15 Temmuz tarihi her yıl Demokrasi ve Milli Birlik Günü olarak hatırlanmaktadır.

FETÖ çalışma yaptığı ülkelerde, Türkiye’de daha önce izlediği stratejinin oldukça benzerini izlemekte, şimdilik kitlelere şirin görünecek faaliyetler gerçekleştirmektedir. Bu noktada 15 Temmuz tarihinin hatırlanması oldukça önemlidir.

Kardeş Coğrafyalar ve Dünyada FETÖ

FETÖ kullandığı yöntem ve stratejiler marifetiyle faaliyet gösterdiği ülkeleri içeriden zayıflatarak dışarıya karşı savunmasız hale getirebilmektir. Buradan hareketle, FETÖ’nün küresel tehdit potansiyeli dikkate alındığında sadece Türkiye için değil, faaliyet halinde olduğu tüm ülkeler için de tehdit oluşturduğu açıktır.

Türkiye’de devlet aygıtına sızmak amacıyla on yıllardır uyguladığı yöntem ve stratejileri faaliyet halinde bulunduğu diğer ülkelerde de uygulamaktadır. Bulundukları ülkelerde kritik pozisyonlara ve stratejik kurumlara sızan FETÖ mensupları ülkelerin devlet aygıtlarını manipüle edebilmekte ve bu ülkelerin ulusal çıkarlarını sabote etmektedir.

Eğitim kisvesiyle hedef ülkeye sızan FETÖ, öncelikle politikacı ve iş adamlarından oluşan bir lobi faaliyeti ağı oluşturmakta, ardından da örgüt mensuplarını bu ağ vasıtasıyla kritik pozisyonlara getirmekte ve stratejik kurumlara sızdırmaktadır. Böylece FETÖ farklı ülkelerde çok rahatlıkla eleman devşirip onları militanlaştırmaktadır.

FETÖ terör örgütü Türkiye dışında diğer ülkelerde özellikle Türk ve Müslüman kardeş toplulukların yaşadığı coğrafyalarda faaliyetlerini benzer yöntemlerle sürdürmektedir. Diyalog, hoşgörü gibi kavramları kullanan örgüt, bir STK/hareketin hiçbir şekilde ilişkisinin olmaması gereken stratejik alanlarda örgütlenmektedir. Uzun yıllara dayalı aldıkları eğitim ve öğrendikleri yöntemlerle kendilerini gizlemekte ve yaptıklarını hiçbir şekilde sahiplenmemektedirler.

Örgüt, gizli sapkın dini anlayışı, gizli ajandası, amaca ulaşmak için her türlü yöntemi kullanabilmesi nedeniyle sadece Türkiye için değil faaliyet gösterdikleri bütün ülkelerde devletler ve insanlık için bir tehdittir.  Dini değerleri kendi sapkın inanışlarına göre yorumlayan FETÖ, IŞİD ve Boko Haram gibi örgütlerle bütün insanlık ailesi olarak birlikte mücadele edilmelidir.

Önceki Haber

Çavuşoğlu: AB’nin Ayasofya’ya ilişkin ‘kınama’ sözcüğünü reddediyoruz

Sonraki Haber

Son 24 saatte 135 yeni vaka, 4 ölü