Yunan medyasında yer alan ‘Savaş durumunda Ege Denizi’ne gemilerle duvar örme’ senaryosu anlamlı bulunmadı. Uzmanlara göre bu tarz bir siyasi söylemin deniz harbinde karşılığı yok.

Yunanistan Ege’de gemilerden oluşan bir duvar kurabilir mi? Yunan medyasının  geçtiğimiz hafta tartıştığı haberin başlığı buydu…  

Önce Yunanistan’ın Genelkurmay Eski Başkanı konuştu ve “Türklerle Meis Adası yakınında bir kriz patlarsa sadece o bölge ile sınırlı kalmaz, bütün Ege’de her yere yayılır” ifadesini kullandı.

Hemen ardından ülkedeki basın kuruluşlarında bir plan ortaya atıldı. Buna göre Yunanistan, Ankara ile Ege Denizi merkezli bir savaş durumunda sahip olduğu gemileri bölgeye konuşlandıracak ve bir ‘duvar’ çekerek Türk unsurları durmayı hedefleyecekti.

Atina’nın senaryosu ne kadar mümkün?

Ülkede bir anda gündem olan ve Yunanistan’ın 12 savaş gemisiyle uygulamak istediği bu yaklaşımın sahada karşılığının olup olmadığını E. Tümamiral Dr. Ali Deniz Kutluk’a sorduk.

Kutluk öncelikle Ege Denizi’nin yapısına ve askeri coğrafyasına işaret ediyor. 12 savaş gemisiyle bu denizde ‘duvar’ örülmesi ve her geminin kendi bölgesini kontrol etme görevi almasının askeri bakımdan anlamlı görülmediğini vurguluyor.

Siyasilerin bu tür söylemleri bir şey ifade etmiyor

Savaş gemilerinin kullanım konsepti içinde de ‘duvar örmek’ gibi bir rolün bulunmadığı bilgisini paylaşan Kutluk, “Bu ifadeler siyasetçinin oy verecek kitleden destek istemini yansıtan ve deniz harbinde pek karşılık bulmayan söylemler olarak kalıyor. Türk Donanması başlıca Ege-Akdeniz-Karadeniz’de kendine verilecek görevleri yerine getirmek üzere yapılandırılmış bir güç. Eğitimler de buna göre veriliyor. Yunan tarafının gemilerle duvar örerek Ankara’yı durduracağını sanmasının sahada bir karşılığı yok” ifadesini kullanıyor.

ABD istihbarat verdi Rus gemisi batırıldı

Kutluk’un eğitimlerden bahsetmesi üzerine biz de konuyu dünyanın en sıcak gündemlerinden birine getiriyor ve Ukrayna’da yaşananların donanmalar için ne anlama geldiği meselesini açıyoruz.

Rusya, donanması olmayan bir ülkeye karşı çok sayıda deniz platformu kaybetmekle kalmayıp Karadeniz’deki sancak gemisini de yitirdi…

Rusya Federasyonu’nun Ukrayna Donanmasını 2014 krizinde Kırım’ın elde edilmesi sürecinde etkisiz hale getirmiş olduğu varsayımına işaret ediyor Kutluk.
Buna karşın Ukrayna’nın karaya konuşlu güdümlü mermi, top ve benzeri silahlarıyla kıyıya yakın veya limanda bulunan Rus savaş gemilerine karşı başarılı saldırılar yapabildiğini anımsatıyor.

Ukrayna’da yaşananlar diğer ordular için ders olacak

Ruslar’ın kıyıda güvenliğin sağlanmamış olmasının bir ölçüde doğal sonucu olarak bu hasarları aldığına değinen Kutluk, devam ediyor:

“Slava sınıfı Moskova Güdümlü Mermi Kruvazörünün vurulması kıyıdan 60 deniz mili ötede ve geceleyin gerçekleştirilmiş bir iş olarak görünüyor. Ayrıca bu adımda sahil güdümlü mermisinin kullanıldığı düşünülüyor.

Bunlar yapılırken geceleyin hedefin tespiti, sınıflandırılması ve hedefin çok katmanlı hava savunmasının aşılabilmiş olması Ukrayna’nın yeteneklerinin ötesinde gelişmeler olarak görülmeli.

Nitekim ‘The New York Times’ 5 Mayıs 2022’de Moskova’nın batırılmasına yol açan hedef istihbaratını ABD olarak kendilerinin verdiğini nihayet teyit etti. Sonraki duyumlarda ABD elektronik harp unsurlarının Rus Kruvazörünün radarlarına köreltici yönde müdahale ettiği de yer aldı.

Bu noktada savaşa üçüncü tarafların müdahalesi ile kimi kayıpların oluşabileceği öne çıkıyor. Ancak bu müdahalenin savaşın kaybına neden olacak nitelik taşımadığı da görülmeli. Bu savaştan dersler elbette çıkartılacak ancak henüz bu işin sonu gelmedi. Bulunduğumuz aşama konuyla ilgili bir değerlendirme için erken. Derslerin kamuoyu ile paylaşılmayan bir nitelik taşıyacağı da dikkate alınmalı.

II. Dünya harbinden sonraki tek modern deniz harbi olarak görülebilecek 1982 Falkland Savaşından elde edilen dersler 10-15 yıl incelenmiş idiler. Bu defa da dezenformasyondan arındırılmış gerçek bilgilere erişilebildiği ölçüde en az bunun yarısı kadar bir süre inceleme zamanı olacağı sanılıyor. Ancak bundan daha önemli olan dünya güvenlik düzeninin sarsıntı geçirdiği gerçeği. Ve maalesef durumun ne zaman normale dönüşebileceğine dair de çok az işaret var…”

Sertaç Aksan / trthaber

Önceki Haber

Yunanistan’da ABD üslerine ve savaşa karşı eylem yapıldı

Sonraki Haber

Bosna Savaşı’nın 4 kurbanı daha toprağa verildi