“Yunan “Adaleti” ve İşgalcilerin (Çameryalı) İşbirlikçileri”

Akademisyen ve Arnavutluk Dışişleri Bakanlığı eski Bakan Yardımcısı Dr. Halil Hyseni’nin, Yunanistan’ın Çam Arnavutlarına yönelik tarihsel yaklaşımını ve Yunan yargısının kararlarını ele aldığı “Yunan Adaleti ve İşgalcilerin Çam İşbirlikçileri” başlıklı yazısını ilginize sunuyoruz.

Yunanistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasoulas, 29 Eylül 2026 tarihinde Paramitya’dan yaptığı açıklamada, Çameryalılar hakkında Yunan söyleminde sıkça tekrarlanan “işgalcinin işbirlikçileri” ifadesini bir kez daha dile getirdi. Cumhurbaşkanlığının resmî internet sitesinde de yayımlanan kısa konuşmasında, Cumhurbaşkanı “οι μουσουλμάνοι Τσάμηδες” / “Müslüman Çameryalılar” şeklindeki genel tanımlamayı beş kez tekrardı.

Cumhurbaşkanı konuşmasında Çameryalı topluluğunu kolektif biçimde, 49 Paramityalının hayatını kaybetmesine yol açan o ölümcül projenin bir parçası olarak sundu. Cumhurbaşkanına göre her Müslüman Çameryalı işgalcinin işbirlikçisiydi. Cumhurbaşkanına göre Çameryalı topluluk yek vücut şekilde, kollektif bir suç örgütü gibi hareket etmişti.

Cumhurbaşkanı aynı paragraf içerisinde açık şekilde iki farklı standart ortaya koymaktadır: Yunanlılar için bir standart, Çameryalılar için ise bunun tam tersi bir standart. Cumhurbaşkanı, Nazi dönemindeki kolektif sorumluluk uygulaması teorisini kınarken, aynı yerde bu uygulamayı bizzat kendisi hayata geçirmekte ve “Müslüman Çameryalıları” topluca “işgalcinin işbirlikçileri” olmakla suçlamaktadır.

Cumhurbaşkanı konuşmasında şöyle demektedir:

“Paramitya’da, 1943 yılının Eylül ayının sonlarında, Alman İşgal birlikleri ve onların işbirlikçileri olan Müslüman Çameryalılar, kentin ileri gelenlerinden 49 masum sivili, halkın sindirilmesi ve Nazi döneminin kolektif sorumluluk teorisinin uygulamada hayata geçirilmesi amacıyla ortadan kaldırmak üzere tutukladılar.”

/ “Στην Παραμυθιά, στα τέλη Σεπτεμβρίου του 1943 τα γερμανικά στρατεύματα κατοχής και οι μουσουλμάνοι Τσάμηδες συνεργάτες τους, συνέλαβαν 49 Προκρίτους της πόλης, αθώους άμαχους, προκειμένου να τους εξοντώσουν ώστε να πτοηθεί ο πληθυσμός και να εφαρμοστεί στην πράξη η ναζιστική θεωρία της συλλογικής ευθύνης.”

Cumhurbaşkanı, Çameryalıların kolektif işbirliğine ilişkin iddiasını Yanya Özel Mahkemesinin kararlarına dayandırmakta.
Cumhurbaşkanı açıklamasında şu ifadelere yer vermekte: “Yanya’da 1948 yılına kadar İşgalcilerin İşbirliçilerini Yargılayan Özel Mahkemesinin 1.700’den fazla kararı mevcut olup, bu kararlarla Tesprotya’da işledikleri savaş suçları nedeniyle Müslüman Çameryalıları mahkûm etmekte ve mallarına el koymaktadır.”

Yanya İşgalcilerin İşbirliçilerini Yargılayan Özel Mahkemesi kararları üzerinde durmak önemlidir. Zirâ bu kararlar Yunan siyaseti tarafından oluşturulmuş, kullanılmış, Yunan siyasetine hizmet etmiş ve hâlen hizmet etmektedir. Bu kararlar, Yunan Cumhurbaşkanının bütün Çameryalı topluluğunu “İşgalcilerle İşbirliği Yapanlar” ortak paydasında birleştirmesine de hizmet etmektedir.

Gerçek şu ki, Yanya İşgalcilerin İşbirliçilerini Yargılayan Özel Mahkemesinin sırasıyla 23 Mayıs 1945 ve 27 Mayıs 1946 tarihlerinde verdiği 344/1945 ve 344/1946 sayılı kararlarla, 2.116 kişi işgalcilerle işbirliği yapmakla suçlanmıştır. Bunların tamamı Çameryalıydı, tamamı mahkûm edildi ve tamamı ölüm cezasına çarptırıldı. Ayrıca tamamının mallarına ve eşleri ile çocuklarının mallarının tamamen el konulmasına karar verildi.

Yanya İşgalcilerin İşbirliçilerini Yargılayan Özel Mahkemesinin kararları, 6/1945 sayılı Anayasa Akdi ile 533/1945 sayılı Kanun temel alınarak verilmiştir. Söz konusu düzenlemeler, mahkeme kararlarından önce yürürlüğe konulmuş ve yargılamaların gerçekleştirilmesi için gerekli hukuki zemini oluşturmuştur. 6/1945 sayılı Anayasa Akdi ile 533/1945 sayılı Kanun, Yunanistan Cumhuriyeti’nin tamamında geçerliydi.

Yunanistan’ın tamamında işgalcilerle işbirliği yapan güçler ve kişiler vardı. Nazilerle işbirliği içerisinde ülkeyi yöneten Yunan hükümetleri de vardı. Yunanların işgalcilerle işbirliği yapması sayesinde Selanik, Korfu ve Yanya’daki ünlü Yahudi toplulukları tespit edilerek toplama kamplarına sürgün edildi. Bu suçu Çameryalılar işlemedi.

United States Holocaust Memorial Museum’un (USHMM) verilerine göre, 1941 yılında Yunanistan’da 71.611 Yahudi yaşıyordu; tahmini Yahudi kurban sayısı ise 58.800–65.000 arasındadır. Savaş öncesi Yunanistan’da yaşayan Yahudi nüfusunun %80’inden fazlası öldürüldü. Bu korkunç suçta işgalcilerle işbirliği yapanlar Yunanlardı. Kendi yurttaşlarını işgalcilere ihbar edenler onlardı.

İşgalcilerle İşbirliği Yapanlar için Atina, Selanik, Serez ve Halkida’da da Özel Mahkemeler kuruldu.

Bu vesileyle Yanya Özel Mahkemesinin kararlarını Atina ve Selanik Özel Mahkemelerinin kararlarıyla karşılaştıralım. Çamerya ve Çameryalıların sahip olduğu toprak ve nüfustan katbekat daha büyük bir alan ve nüfusa sahip bir şehir Atina. Atina aynı zamanda İşbirlikçi hükümetin merkezinin bulunduğu ve binlerce Yunan memurun veya yurttaşın Alman işgalcilerle resmî olarak işbirliği yaptığı yerdi. Selanik ise savaş öncesinde yaklaşık 45.000 Yahudinin yaşadığı ve Yunanların işgalcilerle işbirliği sayesinde savaş sonrasında bu nüfusun 2.000’in altında kaldığı, Yunan idari yapılarının Yahudilere ait mallara sistematik biçimde el koyduğu yerdir.

Çamerya nüfusu, mezkur verilerle kıyaslanamayacak ölçüde daha küçük olduğundan, doğal olarak bütün Yunanistan’dan daha az sayıda “işgalci işbirlikçisi” ortaya çıkarmıştır. Ancak Yunan “özel” mahkemeleri böyle düşünmemektedir. Bilakis, bunun tam tersi kararlar vermişlerdir.

Aşağıda, Yunanistan’daki kamuya açık verilere dayanılarak hazırlanmış, Atina, Selanik ve Yanya İşbirlikçiler Özel Mahkemelerinin kararlarına ilişkin karşılaştırmalı bir özet tablo yer almaktadır.

AtinaSelanikYanya
Hakkında suçlama yöneltilen kişi sayısı2.2059592.116
Yunan uyruklu suçlanan kişi sayısı2.205——
Çameryalı suçlanan kişi sayısı002.116 = %100
Mahkûm edilenler849 = %38,5410 = %42,72.116 = %100
Ölüm cezasına çarptırılanlar114 = %5,278 = %8,12.116 = %100
Müebbet hapis cezası121 = %5,565 = %6,80
20 yıldan az hapis cezası614 = %30267 = %27,8—
Beraat edenler1.356 = %61,5549 = %57,20
Malların tamamına el konulması2 = %0,011 = %0,0012.116 = %100

Atina Özel Mahkemesi, işgal döneminde Yunan hükümetinde Maliye ve Ekonomi Bakanı olarak görev yapan Sotirios Gocamanis (Σωτήριος Γκοτζαμάνης) ile Ektor Tsironikos’u (Έκτωρ Τσιρονίκος) ölüm cezasına çarptırmış ve mal varlıklarına el koymuştur. Bu kişilerin üstlendikleri görevler göz önünde bulundurulduğunda, işgalcilerle işbirliği yapma suçunun ağırlığı ve söz konusu işbirliğinin mal varlıklarının artmasına veya yeni servet edinmelerine katkıda bulunmuş olabileceği anlaşılabilir.

Buna karşılık Yanya Özel Mahkemesi, haklarında suçlama yöneltilen 2.116 Çameryalının tamamını, hiçbir istisna gözetmeksizin, en ağır ceza olan ölüm cezasına çarptırmış ve mal varlıklarına el koymuştur. Mahkûm edilenler arasında çobanlar, çiftçiler ve toplumun farklı kesimlerinden sıradan insanlar da bulunuyordu. Bu kişilerin nesiller boyunca miras yoluyla edindikleri mal varlıklarının, kendilerine isnat edilen suçlardan kaynaklanmadığı açıktır.

Mahkeme kararlarının yargılanamayacağı söylenir. Ancak bir kararın kabul görmesi ve geçerliliğini koruması, adaletin tesis edilmiş olmasına bağlıdır. Mahkemeler, tarafların üzerinde konumlanmalı ve her iki tarafa da eşit mesafede durmalıdır. Yunan mahkemelerinin kararlarının tam metinlerine sahip değiliz. Dolayısıyla verilen kararların adil olup olmadığını değerlendirmemizi sağlayacak deliller de elimizde bulunmuyor. Ancak yine de karşılaştırma yapabiliriz.

Nitekim biz de bunu yapıyoruz. Ölçmek, bir şeyi veya bir süreci, benzer başka bir şey ya da süreçle belirli bir ölçüt esas alınarak karşılaştırmak demektir. Atina, Selanik veya Nürnberg mahkemelerinin kararlarını hukuki ölçüt olarak kabul edip Yanya Özel Mahkemesinin kararlarıyla karşılaştırdığımızı varsayalım. Bu durumda Yanya kararlarının adil olduğu sonucuna varabilir miyiz?

Çamerya’da işgalcilerle işbirliği yapmakla suçlanan ve mahkûm edilen kişilerin sayısını, Yunanistan’ın diğer bölgelerinde aynı suçlamayla yargılanan ve mahkûm edilenlerin sayısıyla karşılaştıralım. Yanya Özel Mahkemesi, yalnızca iki kararla, haklarında suçlama yöneltilen 2.116 kişinin tamamını suçlu bulmuş ve hepsini en ağır ceza olan ölüm cezasına çarptırmıştır. Üstelik bu sayı, Yunanistan’ın tamamında işbirlikçilik suçundan mahkûm edilenlerin sayısını aşmaktadır. Atina Özel Mahkemesi, 2.205 sanıktan yalnızca 849’unu suçlu bularak mahkûm etmiştir. Selanik’te ise suçlu bulunanların sayısı yalnızca 410’dur.

Çameryalı çiftçiler ve çobanlara isnat edilen muhtemel suçlarla verilen cezaları, Yunan memurlarına, bakanlarına ve başbakanlarına isnat edilen muhtemel suçlarla verilen cezalarla karşılaştırın. Her bir mahkemenin yargıladığı kişi sayısını ve bunlar içinde ölüm cezasına çarptırılanların oranını karşılaştırın. Çameryalıların tamamının, yani %100’ünün, en ağır cezaya çarptırılması, buna karşılık bu oranın Atina’da yalnızca %5, Selanik’te ise %8 olması oldukça dikkat çekicidir.

Nazi işgalcilerinin bizzat liderlerine yönelik kurulan başlıca mahkeme olan Nürnberg Uluslararası Askerî Mahkemesi (IMT) bile toplam 24 sanığın yalnızca yarısını, yani 12 kişiyi ölüm cezasına çarptırmış, üç sanık ise beraat etmiştir.

Beraat edenlerin oranını da karşılaştırın. Çameryalılar arasında tek bir kişi bile beraat etmemişken, Atina ve Selanik’te sanıkların çoğunluğu beraat etmiştir.

Yanya’da suçlanan herkesin mahkûm edilmiş olması nasıl mümkün olabilir? Yanya’da herkesin ölüm cezasına çarptırılmış olması nasıl açıklanabilir? Görünen o ki, Yanya’daki “Özel” Mahkeme, yalnızca Çameryalılar söz konusu olduğunda suçun ağırlığı bakımından herhangi bir farklılık görmemiştir. Herkes aynı. Hepsi suçlu; hatta Nazi suçlularından bile daha suçlu. Hepsi ölüm cezasını hak ediyor!!!

Rakamlar her şeyi açıkça ortaya koyuyor. Yanya Özel Mahkemesinin kararları ile diğer Özel Mahkemelerin verdiği kararların karşılaştırılması, başka bir sonuca varmaya imkân bırakmıyor. Bunlar siyasi nitelikte kararlardır. Adaletsizlik söz konusudur. Yanya Özel Mahkemesinin kararları, Çameryalılara yönelik bir adaletsizliği hukuken tescil etmiştir.

Eğer yasalar, mahkemeler ve yargılamalar “amacın aracı meşru kıldığı” anlayışıyla oluşturulmuş ve yürütülmüşse ve amaç bütün “Müslüman Çameryalıları” “işgalcilerin işbirlikçileri” olarak ilan etmek olmuşsa, evet bu amaca ulaşılmıştır, lâkin bu algı adil olmayan mahkeme kararlarıyla sağlanmıştır. Eğer amaç Çameryalıların mal varlıklarına el koymak olmuşsa, bu amaca da ulaşılmıştır. Bu da aynı mahkeme kararıyla yapılmıştır. Bu durumda akıllara şu soru gelmektedir: Eğer adalet bireysel ise, sorumluluk neden kolektif hâle getirildi?

Yanya Özel Mahkemesinin kararları, siyasi amaçlara hizmet eden hukuki araçlar olarak kullanılmıştır. Mahkeme kararları yoluyla Çameryalı nüfusun yaklaşık onda biri “işgalcilerin işbirlikçileri” ilan edilmiştir. Bu kararlara dayanarak genelde Yunan siyaseti, bugün de olduğu gibi Cumhurbaşkanı aracılığıyla, annem ve babam da dâhil olmak üzere Çameryalı nüfusun tamamını “işgalcilerin işbirlikçileri” ilan etmektedir. Hayır, onlar işbirlikçi değildi.

Haksız mahkeme kararlarıyla hukuken tescil edilen ve daha sonra siyasi olarak bütün bir topluluğa genellenen “işgalcilerin işbirlikçileri” nitelemesi, bugün Yunanistan’ın kendi topraklarında yaşayan Müslüman Arnavut nüfusa karşı gerçekleştirdiği etnik temizliğin hesabını vermekten kaçınmasının kalkanı hâline gelmiştir.

“İşgalcilerin işbirlikçileri” nitelemesi üzerinden, öldürülen ve zulme uğrayan yüz binlerce Çameryalının hayatı değersizleştirilmektedir. Hayatın milliyeti yoktur. 49 Paramityalının bir Nazi birliği ve onlara yardım eden birkaç Çameryalının işbirliğiyle öldürülmesi bir suçtur. EDES birlikleri tarafından binlerce Çameryalının öldürülmesi de bir suçtur.

Cumhurbaşkanı Tasoulas konuşmasında 1943 yılında yaşanan tarihi hadiselerin üzerinde uzun uzun durmakta, ardından birdenbire 1945 yılına geçmektedir. Kurban ile saldırganın rollerinin değiştiği başka katliamlar da vardır. 1943 yılında Paramitya’da işlenen suçtan önce ve sonra çok fazla Çameryalıların kanı dökülmüştür. Atina’daki Panteion University (Panteion Üniversitesi) Azınlıklar Tarihi Profesörü Lambros Baltsiotis, EJTS’nin 2011 tarihli 12. sayısında yayımlanan “The Muslim Chams of Northwestern Greece” başlıklı çalışmasının 59. paragrafında, “Toplamda 1.200’den fazla Çameryalı öldürüldü” değerlendirmesinde bulunmaktadır. Onların hayatları da değerliydi. Tıpkı öldürülen 49 Paramityalı’nın hayatları gibi.
Çameryalıların kendi topraklarında etnik temizliğe tabi tutulması bir suçtur. Nitekim hiç kimse, Cumhurbaşkanının Paramitya’da yaptığı ve Çameryalıların “Arnavutluk’a kaçtıkları” / “καταφεύγουν στην Αλβανία.” şeklindeki açıklamasını kabul edecek kadar tarih bilgisinden yoksun olamaz.

Çameryalılar kurşun zoruyla topraklarından sürüldü. Lambros Baltsiotis, çalışmasının sonuç bölümünün 84. paragrafında şöyle yazmaktadır: “Etnik temizliği gerçekleştirenin resmî olarak devlet (Müellifin notu: Yunan devleti) olmadığı ileri sürülebilir…. Bununla birlikte Çamerya örneğinde devlet, yalnızca bu etnik temizlikten rahatsız olmamakla kalmamış, aynı zamanda ortaya çıkan sonuçları da memnuniyetle karşılamıştır.”

Yunan Cumhurbaşkanı “ortaya çıkan sonuçları memnuniyetle karşılamaya” ve saldırısını sürdürmeye devam etmektedir. En iyi savunma saldırıdır. Cumhurbaşkanı Paramitya’daki konuşmasında dört tam paragrafı Arnavutluk’un siyasetine ve Avrupa yolculuğuna ayırmaktadır. Bu dört paragrafın içinde konuşmanın temel mesajı gizlidir: Arnavutluk, tarihin Yunan versiyonunu kabul etmelidir. Bu dört paragraf bir bütün olarak “Şantaj” ve “Veto” şeklinde özetlenebilir.

Read Previous

Kosova Güvenlik Gücü İngiltere’de altın madalya kazandı

Read Next

Mickoski: Erken seçim ihtimali her zaman var