Wadephul: Türkiye’ye sattığımız silahlar Yunanistan’a karşı kullanılmamalı

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul Atina ziyaretinde, Türkiye’ye satılan silahların Yunanistan’a karşı kullanılmaması gerektiği konusunda ısrarcı oldu.

Yunanistan’ın başkentinde yapılan toplantıların ardından konuşan Wadephul, Türkiye’ye tedarik edilen silahların bir müttefike değil, “dış düşmanlara” yöneltilmesinin bir “ön koşul” olduğunu söyledi.

Ayrıca, Türkiye’nin bir NATO ortağı olmasına rağmen AB’nin Almanya’nın “en yakın ailesi” olmaya devam ettiğini vurgulayan Wadephul, Berlin’in üyelerinin korunmasını sağlayacağını da sözlerine ekledi.

Ziyaret, ABD ile Almanya arasındaki gerginliğin Ege’ye sıçraması ve zaten hassas olan Yunanistan-Almanya ilişkilerini daha da karmaşık hale getirmesiyle gerçekleşti.

Almanya-Yunanistan ilişkileri uzun süredir gergin. Bu ilişkiler, Avro bölgesi krizi sırasında keskin bir şekilde bozulmuş, fakat daha sonra kademeli olarak istikrar kazanmıştı.

Pazartesi günkü görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Berlin’e karşı sertleşen tutumu ve Atina’ya yönelik giderek ısınan söylemleri nedeniyle daha da gölgelendi.

Son günlerde Trump, ABD’nin İran’da “aşağılanmış” olduğunu öne süren Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i sert bir dille eleştirdi ve 5.000’den fazla ABD askerini Almanya’dan çekeceğine söz verdi.

Buna karşılık Trump, Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis’i “harika bir adam” olarak övdü ve Tahran’a karşı savaş sırasında Yunanistan’ın desteğini takdir etti.

Wall Street Journal, nisan ayında Yunanistan’ın İran savaşı sırasında askerleri daha destekleyici ülkelere kaydırmayı öngören iddia edilen bir ABD planından faydalanabileceğini bildirmişti.

Ege’de Almanya’nın dengeleme çabası

Yunan medyasında yer alan haberlere göre Wadephul, Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ve Başbakan Kyriakos Mitsotakis ile yaptığı görüşmelerde en hassas konu olan Türkiye meselesinden kaçındı.

Wadephul, ziyaretinden önce, “Yunanistan bizim için Güneydoğu Avrupa’da stratejik bir dayanak, yakın bir dost ve AB ile NATO içindeki bir ortak ülke,” dedi.

Almanya, her ikisi de NATO müttefiki olan Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerde geleneksel olarak eşit mesafe politikası izliyor.

Ayrıca Türkiye, önemli bir ihracat pazarı ve göç konusunda kilit bir ortak olarak görülüyor.

Yunan yetkililer, Doğu Akdeniz’de Atina’ya “dayanışma” göstermesi için Almanya’dan kapalı kapılar ardında talepte bulunurken, Berlin ise Atina ile Ankara arasında bir denge kurmakta zorlanıyor.

Euractiv’in edindiği bilgiye göre, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Ege Denizi’nde Türkiye ile Almanya liderliğindeki bir devriye arasında meydana geldiği iddia edilen iki olayın ardından, Almanya’nın Atina Büyükelçisi’ne bir demarş sundu.

Atina, Berlin’in “Ankara yanlısı” davranmasından rahatsız

İddia edilen ilk olay, göçmen kaçakçılığı rotalarını izlemek için Yunanistan-Türkiye deniz sınırında devriye gezen NATO Deniz Grubu 2 (SNMG2) ile ilgiliydi.

Görev, gemileri durdurmak değil, şüpheli hareketler tespit edildiğinde Yunan ve Türk sahil güvenlik yetkililerini uyarmak.

Almanya’nın operasyonel liderliğinde gerçekleştirilen bir devriye sırasında, güneydoğu Avrupa’dan Kıbrıs’a kadar uzanan sorumluluk alanlarını tanımlayan haritaların kullanılması gerekli hale geldi.

Fakat olaya aşina olan kaynakların Euractiv’e bildirdiğine göre, Türk tarafı ada isimlerinin haritalara dahil edilmemesi konusunda ısrar etti.

Kaynaklara göre, Türkiye’nin talebi üzerine misyon, ada isimlerini çıkardı ve sadece koordinatları içeren resmi haritalar yayınladı. Bu hamle Yunanistan’ı rahatsız etti.

İkinci olayda ise, Frontex bünyesinde faaliyet gösteren bir Alman sahil güvenlik gemisinin, Yunanistan’ın sorumluluk alanındayken Türk sahil güvenliğinin talimatlarını uyguladığı iddia edildi.

Yunanistan için, Türkiye ile deniz sınırları konusunda süregelen anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, bu iki olay siyasi açıdan hassas ve hukuki açıdan endişe verici.

Bir Yunan diplomatik kaynak, “Bu olaylar tehlikeli hukuki emsaller oluşturabilir ve gri alanlar yaratabilir,” dedi.

Alman devriyeleriyle ilgili tartışmalar, Berlin ile Atina arasında savunma alımları ve Türkiye’ye silah satışları konusunda yaşanan gerginliklerin ortasında yaşanıyor.

Berlin, Ankara’nın AB’nin 150 milyar avroluk SAFE tedarik programına tam olarak dahil edilmesi için baskı yapıyor.

Atina, Türkiye’nin tam katılımını veto etti ve AB kurallarına, tek tek AB üye devletlerine güvenlik tehdidi oluşturmama şartı gibi üçüncü ülkeler için şartlar eklenmesini sağladı.

Atina ayrıca, Berlin’in hem Yunanistan’a hem de Türkiye’ye gelişmiş Tip 214 denizaltıları tedarik etme kararından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.

Yunan medyasında şubat ayında yer alan haberlere göre, Yunanistan, Türkiye’nin aynı silah sistemlerini edinmesini önlemek amacıyla gelecekteki savunma sözleşmelerine bazı maddeler eklemeyi değerlendiriyor.

Yunanistan’ın Alman denizaltı alımında belirsizlik

Gerapetritis pazartesi günü yaptığı açıklamada, Atina’nın hiçbir ülkeden savunma alımlarını nasıl yöneteceğini talep edemeyeceğini söyledi ve şunları söyledi:

“Fakat bizim asgari şart olarak gördüğümüz şey, bu tür sistemlerin üçüncü ülkelere tedarik edildiğinde müttefik bir ülkeye karşı kullanılmamasının garanti edilmesi. Bu, ortak Avrupa savunmamız için hayati önem taşıyor.”

Bir basın toplantısı sırasında Alman-Yunan savunma işbirliğinin Almanya’nın Türkiye ile olan işbirliğiyle nasıl uyumlu olduğu sorulduğunda, Wadephul cevap vermekten kaçındı. 

Fakat kamu yayıncısı ERT ile yaptığı bir röportajda, Türkiye’ye satılan silahların Yunanistan’a karşı değil, “dış düşmanlara” karşı kullanılması gerektiğini “ön koşul” olarak nitelendirdi.

Alman denizaltı üreticisi Thyssenkrupp Marine Systems (TKMS), dört adet Tip 214 denizaltının ömür ortası modernizasyonu için Yunan tersaneleriyle bir anlaşma imzaladı.

Bir Alman hükümet yetkilisi, bunun Yunanistan’ın yeni Tip 212 CD denizaltılarını (aynı zamanda TKMS tarafından üretilen) potansiyel olarak satın alması için olumlu bir sinyal olduğunu belirtti.

Şirketin, sözleşmeyi alması halinde Yunanistan’daki üretimi en üst düzeye çıkarmayı hedeflediği bildiriliyor.

Fakat Yunanistan’ın nihayetinde Alman denizaltılarını tercih edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un nisan ayında Atina’ya yaptığı ziyaretin ardından, hükümet kaynakları yerel basına Yunanistan’ın en az 5 milyar avroya dört adet Fransız Blacksword Barracuda denizaltısı satın almayı düşündüğünü bildirdi.

Read Previous

Bulgaristan’da hükümet kurma süreci başladı

Read Next

Kosova ile Türkiye arasında askeri mali iş birliği anlaşması imzalandı