Kiril ve Metodi Üniversitesi, Felsefe Fakültesi Tarih Bölümü mezunu Osmanlı tarihi araştırmacısı Vasko Giçevski ile Osmanlı tarihi üzerine yapmış olduğu çok yönlü çalışmalar hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ersin Diko / TİMEBALKAN ÖZEL

Osmanlı tarihi alanında inceleme arzunuz nasıl gelişti?

Bendeki tarih sevgisinin gençlik yıllarımdan geldiğini söyleyebilirim. O yıllarda yaşlılardan dinlediğim hikâyeler ve efsaneler benim bu alana yönelmeme neden oldu. Bununla beraber sonraki yıllarda bunun benim gelecekteki mesleğimin olduğuna karar verdim. Osmanlı dönemini çalışma arzum bir şarkıyla tesadüfen ortaya çıktı. Küçükken, Müzeyyen Senar’ın Üsküp radyosunda bir şarkısına rastladım, dinlediğim kişi beni çok etkilemişti ve o zamandan beri kendimi bu kültüre yakın hissetmeye başladım. Kimi zaman Osmanlı tarihi üzerine okumalar ve araştırmalar yaptım. Üniversiteye ilk kayıt olduğum yıllarda tam olarak hangi dönemi çalışacağıma karar vermiştim. Öğrencilik yıllarımda Osmanlı tarihi hayatımın önemli bir noktasında yer almaya başlamıştı.

Üniversite hayatınız nasıldı?

Benim kendimi bu alanda bilgi ve beceri kazanmamda yardımcı olan (UKİM) Üsküp Kiril ve Metodi Üniversitesi Felsefe Fakültesi ve Üsküp Tarih Enstitüsü’nde görevli tüm hocalarıma teşekkür etme ihtiyacı duyduğumu belirtmek isterim. Ayrıca danışmanım olan saygıdeğer hocam Prof. Dr. Vanço Gjorgjiev’e beni sürekli desteklediği, metodolojik açıdan yönlendirdiği ve çalışmaya devam etmem için cesaretlendirdiği için teşekkürlerimi sunarım. Bunlar dışında okulumla ilgili söyleyecek çok fazla söz kalmadı, sadece izlenimler edindim, eğitimimi ortalama 10 notuyla bitirdim ve şimdi çocukluk hayalimi gerçekleştirdiğim için mutlu olduğumu söylemek isterim.

Yer aldığınız projeler ve yazmış olduğunuz makaleler hakkında bizleri bilgilendirebilir misiniz?

Şimdiye kadar 14 makale çalışmam oldu, bunlardan biri Bulgaristan’da yayınlandı, şu an ise yeni makale yazım üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu makalelerin temelde bir başlangıç olduğu ve özünde “öğrenci düşüncesi” barındırdığını söylemeliyim. Bu nedenle, diğer bilimsel çalışmalarda olduğu gibi bunlarda da geliştirilmesi gereken bazı unsurlar vardır. Temelde bilim, sürekli olarak yeni şeyler keşfetmenin bir yoludur. Bilimde dogmanın olmadığı ve olmayacağı açıktır. Osmanlı kültür mirasının dini bir karakterden ibaret olması projesi yakın bir zamanda kamuoyuna duyurulacağını düşünmekteyim. Makedonca, Arnavutça, Türkçe ve İngilizce olmak üzere 4 dilde mevcut olan dijital ve interaktif bir haritanın Makedonya’nın geniş bölge vatandaşları için faydalı ve ilginç olacağını düşünüyorum.

Osmanlı Tarihinin hangi alanında çalışıyorsunuz?

Ben genellikle sosyal tarihi ile ve ona yakın şeylerle uğraşıyorum. Araştırmalarım ve çalışmalarım ekonomi, günlük yaşam, ulaşım, çevre, entelektüel tarih, kültür ve onun gelişimi konularına dayanıyor. Başka bir değişle ben askeri ve siyasi konularla ilgilenmiyorum çünkü bu konuların yeterince çalışıldığını düşünüyorum. Ülkemizdeki savaşları bilmekteyiz, fakat nedenlerini çok az bilmekteyiz. Asıl bilmemiz gereken şey buralarda bu insanların nasıl bir şekilde yaşam sürdüğü.

Sosyal konularda çok sayıda köşe yazısıyla sürekli olarak çeşitli medyalarda yer alıyorsunuz. Bu konu hakkınde bizlere neler söyleyebilirsiniz?

Gazetecilik benim için kişisel bir çıkış noktasıdır. Bir bütün olarak Makedon toplumunun gelişimine katkıda bulunmak için, köşe yazılarımda toplumsal olaylara eleştirel bir bakış açısı yaratmaya çalışıyorum, bunun için konu alınması gereken çok sayıda eksiklik olduğunu düşünüyorum. Temel ekonomiden ve eğitimden hareket ederek sırasıyla hukukta ve bizim var oluşumumuzun bakışıyla şekilenmektedir.

Makedon Tarih yazımının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Günümüzde Makedonya’nın çok büyük bir genç ve dinamik kadrosu var, fakat ülkenin ekonomisinin kötü olması nedeniyle bu kişileri istihdam edemiyor. Gerçek şu ki, zayıf bir birincil sektöre sahip bir ülkede, üçüncül sektör devlete bir yükümlülük oluşturmaktadır. Burada biz gençler ve bizden büyük meslektaşlarımız için temel görev, önce bilim için elverişli koşulları yaratmaktır ki bu bizim koşullarımız için çok büyük ve zor bir görevdir. Daha sonra ise araştırmaların gelecekteki yönünü ve gelişimini tartışabiliriz. Temel olarak, önceliği “Ulusal” arayışı olan öncellikle siyasi, askeri tarihi üzerine araştırma modelini şimdiden terk ettiğimizi düşünüyorum. Sonunda bir adım atmanın, batı ülkelerinde otuz yıldır büyük bir eğilim olan sosyal tarihi araştırmaya başlamanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Bu konular için eşit derecede büyük bir alanımız var, büyük arşiv belgeleri ile bu konuları iyi bilen ve tanıyan uzmanlarımız mevcuttur. Eksik olan sadece finansal kaynaklar ve istihdamdır.

Son olarak, Makedonya’da Osmanlı Tarihinin incelenmesinde bakış açıları nelerdir?

Son zamanlarda, öncekinden farklı olarak, bu konulara artan bir ilgi vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin rolünün önemli olduğunu düşünüyorum, bu konularla ilgilenen kişilere yardımcı olmaktadır. Ayrıca verdiği desteklerle beraber Makedonya’daki Osmanlı mirasının çoğunu yıkılmaktan kurtardı. Bunların dışında belrtmek isterim ki biz bu alanda çalışan kişilere Osmanlı ile ilgili Araştırma Merkezi’nin kurulması gerektiğini düşünüyorum. Bu etkileyici kültürel mirasla ilgili çok büyük sayıda belgeye ulaşıyoruz, lakin bu alanda araştırmacıların artması için uzmanlara eğitim verebilecek bir araştırma merkezine ihtiyacımız vardır.

Bu şahsen benim için yerine getirilmemiş bir arzudur, umarım öngürülebilir gelecekte gerçekleşir, çünkü yapabiliriz ve nasıl yapılacağını biliyoruz!

Vasko Giçevski kimdir?

31 Ağustos 1997 tarihinde Manastır’da (Bitola) doğdu. İlkokul eğitimini Slavko Lumbarovski İ.O.’nda tamamladı. Ortaokul eğitimini Taki Daskalo Lisesi’nde gördü. Kiril ve Metodi Üniversitesi Felsefe Fakültesi, Tarih bölümü mezunudur. Osmanlı dönemi ile ilgili çok yönlü çalışmalar yapmaktadır.

Önceki Haber

Son 24 saatte 127 yeni vaka, 5 ölü

Sonraki Haber

Rahmet Dolu Misafir