Bosna Hersek Avrupa’nın kalbinde yüz yıllardır birçok din ve etnisitenin bir arada yaşadığı bir ülkeydi. Ancak 1992-1995 arasında kıtanın modern tarihindeki en kanlı savaşına sahne olan ülke, 26 yıl geçmesine rağmen hala savaşın izlerini taşıyor.

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan 7 ülkeden biri olan Bosna Hersek, Batı Balkanlar’ın ortasında yer alıyor. Kuzeyde ve batıda Hırvatistan, doğuda Sırbistan, güneyde ise Karadağ ile komşu.

Son yıllarda göç nedeniyle nüfusu sürekli azalan ülkede, Birleşmiş Milletlerin (BM) 2020 verilerine göre 3 milyon 281 bin kişi yaşıyor. Ülke nüfusunun yüzde 50,11’i Boşnak, yüzde 30,78’i Sırp, yüzde 15,43’ü ise Hırvatlardan oluşuyor.

51 bin 197 kilometrekarelik yüz ölçümüne sahip Bosna Hersek’te, birbirleriyle neredeyse aynı olan 3 resmi dil (Boşnakça, Sırpça ve Hırvatça) kullanılıyor.

Osmanlı hakimiyetinden bağımsızlığa giden yol

Fatih Sultan Mehmet döneminde, 1463 yılında Osmanlı himayesine giren Bosna Hersek, 1878 yılına kadar Osmanlı himayesinde kaldı.

Daha sonra önce Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, ardından Yugoslavya topraklarının parçası olan Bosna Hersek, 1 Mart 1992’de merhum Aliya İzzetbegoviç önderliğinde bağımsızlığını ilan etti.

Bağımsızlık ilanı sonrası 3 yıl süren kanlı bir savaş

Bağımsızlık ilanının ardından başlayan savaş 3 buçuk yıl devam etti. Savaş boyunca Sırp güçler çok sayıda şehirde Müslüman Boşnaklara yönelik katliamlar, işkenceler ve tecavüzler gerçekleştirdi.

Aynı zamanda ülkenin sembollerinden biri olan tarihi Mostar Köprüsü, Hırvatlar tarafından yıkıldı. Özellikle güney ve batıda Hırvatlar tarafından çok sayıda Boşnak katledildi, toplama kamplarında işkenceler yapıldı.

Savaşın son yılında, BM’nin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa’da 8 binden fazla Boşnak Müslüman’ın Sırp komutan Ratko Mladiç önderliğindeki askerlerce katledilmesi, savaşın en acı izi olarak hafızalara kazındı.

100 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği savaş, 14 Aralık 1995 tarihinde Dayton Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla resmen sona erdi.

Ülkedeki siyasi yönetim sistemi

Dayton Barış Antlaşması sonucu Bosna Hersek’te dünyanın en karışık siyasi sistemlerinden biri hayata geçirildi. Öncelikle ülke 2 ayrı entiteden yani devletçikten oluşuyor. Bunlar, Özerk Sırp Cumhuriyeti ve Bosna-Hersek Federasyonu.

Barış antlaşmasına rağmen bu 2 entitenin arasında gerginlik hala devam ediyor. Hatta Özerk Sırp Cumhuriyeti’nde Bosna Hersek’ten ayrılma tartışmaları zaman zaman gündeme yansıyor.

3 üyeden oluşan Devlet Başkanlık Konseyi

Antlaşma doğrultusunda oluşturulan anayasaya göre, devletin en üst makamı Boşnak, Sırp ve Hırvat üyelerden oluşan Devlet Başkanlığı Konseyi. Bu konseyin en önemli yetkisi dış ilişkileri yönetmek.

4 yıllığına seçimle belirlenen üyeler, 8 ayda bir dönüşümlü olarak Konsey Başkanlığı görevini üstleniyor.

Son olarak 7 Ekim 2018’de düzenlenen seçimde Başkanlık Konseyi’ndeki Boşnak üye Şefik Caferoviç, Sırp üye Milorad Dodik ve Hırvat üye Zeljko Komşiç olmuştu.

Devlet düzeyinde aynı zamanda bir Bakanlar Konseyi (hükümet) ve 2 meclis var. Üyeleri sadece Boşnak, Sırp ve Hırvat olan 15 sandalyeli Millet Meclisi’nin yanı sıra 42 sandalyeli Temsilciler Meclisi, devlet düzeyindeki yasama organı olarak faaliyet gösteriyor.

Dayton Antlaşması’na göre, ülkede barışın garantörü olan Barış Uygulama Konseyi de kurulmuştu. Ayrıca Bosna Hersek Yüksek Temsilciliği makamı getirildi.

Ekonomisi ve Türkiye ile ilişkiler

Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Bosna Hersek’in, Dünya Bankasının 2019 verilerine göre gayrisafi yurt içi hasılası (GSYİH) 20,16 milyar dolar. Ülkede kişi başına düşen yıllık gelir 6 bin 170 dolar.

Türkiye’nin bu ülkeye başlıca ihraç ürünleri mineral yakıt ve yağlar, makine, gıda, kara taşıtları, tekstil ve plastik ürünleri. İthal ürünleri ise deri, kösele, kimyasal maddeler, ahşap ve et.

Bosna-Hersek ile 3 Temmuz 2002 tarihinde imzalanan ve 1 Temmuz 2003’te yürürlüğe giren “Serbest Ticaret Anlaşması”(STA) ile Türkiye menşeli sanayi mallarına bu ülkede uygulanan gümrük vergisi oranları sıfırlandı. Güncellenmiş STA, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret vesilesiyle 2 Mayıs 2019’da imzalandı.

Bosna-Hersek’te 100 civarında Türk şirketi faaliyet gösteriyor. Bu ülkedeki Türk yatırımlarının toplam tutarı 145 milyon dolar civarında. Türkiye, Bosna-Hersek’teki doğrudan yabancı yatırımlarda ilk 10’da yer alıyor. Türk müteahhitlerince Bosna-Hersek’te üstlenilen projelerin bedeli yaklaşık 600 milyon dolar.

Bosna-Hersek’in egemenliği, toprak bütünlüğü ve çok etnili yapısına saygı çerçevesinde hareket eden Türkiye, Bosna Hersek’teki reform sürecini takip ederek atılan adımlara katkı sağlıyor ve bu ülkenin Avrupa ve Avrupa-Atlantik kurumlarıyla (Avrupa Birliği ve NATO) bütünleşmesini destekliyor.

Bosna Hersek ile Türkiye arasındaki üst düzey ziyaretler, ilişkilerdeki dinamizmin korunması ve iş birliği alanları yaratılması bakımından önemli rol oynuyor.

Balkanlar’da kalkınma ve istikrarın ekonomik gelişmeyle beraber sürdürülmesi gerektiği bilinciyle Türkiye, Bosna Hersek ile ikili ekonomik ve ticari ilişkilerinin daha ileriye götürülmesine önem veriyor. Bu bağlamda, Bosna Hersek’teki ekonomik reform süreci yakından takip ediliyor. İlişkilerin yasal zemini büyük ölçüde tamamlandı. Belirli aralıklarla gerçekleştirilen büyük fuar ve organizasyonlar ikili yatırım ve ticaret ilişkilerinin daha da geliştirilmesine katkı sağlıyor.

Bosna Hersek’te ayrıca başkent Saraybosna, Foynitsa ve Mostar olmak üzere üç ayrı Yunus Emre Türk Kültür Merkezi (YETKM) faaliyet gösteriyor.

Bu ülke ile ilişkilerin önemli bir boyutunu kalkınma yardımları oluşturuyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından bugüne kadar Bosna-Hersek’te eğitim, sağlık, sanitasyon, idari ve sivil altyapı alanlarında tamamlanan yaklaşık 850 projeyle bu ülkeye yaklaşık 82 milyon dolarlık kalkınma yardımı sağlandı. TİKA başta gelmek üzere çeşitli kuruluşlar vasıtasıyla Bosna Hersek’e yapılan maddi katkı 1 milyar euro dolayında.

Türkiye tarafından gerçekleştirilen önemli projeler bakımından ilk sırada TİKA’nın yürüttüğü Vişegrad’daki Sokollu Mehmed Paşa Köprüsü’nün (Drina) onarılması bulunuyor.

Trthaber

Önceki Haber

Yunanistan AstraZeneca aşısı için kararını verdi

Sonraki Haber

Bosna-Hersek’in denize erişimi kısıtlanıyor