“Türkiye ile İlişkilerimiz Güçlü, Verimli ve Çok Boyutlu Bir Zeminde İlerliyor”

Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği (Diyanet İşleri) bünyesinde Türkiye ile İlişkiler Sorumlusu olarak görev yapan Dr. Furkan Şaban ile hem kişisel yolculuğunu hem de Balkanlar’da din hizmetlerinin bugünü ve geleceğini konuştuk. Üsküp’te başlayıp Bursa Uludağ Üniversitesi’nde şekillenen akademik serüvenini, yeniden memleketine dönüş sürecini ve Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki güçlü dinî ve kültürel bağları değerlendiren Şaban, kurumsal iş birliklerinden eğitim faaliyetlerine, hac ve kurban organizasyonlarının toplumsal etkisinden yayıncılık çalışmalarına kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu.

TIMEBALKAN ÖZEL

1. Takipçilerimizin sizi daha yakından tanıyabilmesi adına kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Furkan Şaban. Üsküplüyüm. İlkokulu ve lise öğrenimimi Üsküp’te tamamladıktan sonra yükseköğrenim için Türkiye’ye gittim. Lisans (2016) ve yüksek lisans (2019) eğitimimi Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladım. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldum (2019). Bursa Uludağ Üniversitesi Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı’nda doktora eğitimimi ise 2025 yılında tamamladım.

Hâlihazırda Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği’nde Türkiye ile İlişkiler Sorumlusu olarak görev yapıyor, aynı zamanda Üsküp İslami Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarımı sürdürüyorum. Edebiyatla da ilgileniyorum. Üsküp’ün Yedi Rengi adlı öykü kitabın yazarıyım.

2. Kasım 2025 tarihinde Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği’nde Türkiye ile İlişkiler Sorumlusu olarak görevlendirildiniz. Kuzey Makedonya Müslümanlarının dini hayatını organize etmekle sorumlu bu önemli kurumdaki yeni göreviniz ve hedeflerinizle ilgili neler söylersiniz?

Doktoramı tamamladıktan hemen sonra, memleketimde Müslümanları resmî olarak temsil eden Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İslam Dini Birliği bünyesinde görev almak benim için büyük bir onur olduğu kadar önemli bir sorumluluk taşıdığını ifade etmem gerekiyor.

Göreve başlama sürecimde, emekliliğe ayrılma aşamasında olan Sayın Nizam Reşit’in engin tecrübesinden yaklaşık altı ay boyunca istifade etme imkânı buldum.

Bu süreç, kurumun işleyişini, yürütülen faaliyetleri ve gelecekte hayata geçirilebilecek projeleri daha yakından tanımam açısından son derece kıymetli oldu. Aynı zamanda başta Reisü’l-Ulemâ olmak üzere İslam Dini Birliği Riyaseti’nde görev yapan çalışma arkadaşlarımın destekleri, yeni görevime daha hızlı uyum sağlamamı kolaylaştırdı.

Temel hedefim, Kuzey Makedonya ile Türkiye arasındaki tarihî, kültürel ve dinî bağları daha da güçlendirmek; kurumlar arası iş birliğini geliştirmek ve toplumumuzun ihtiyaçlarına yönelik ortak projelere katkı sunmaktır.

3. Geçtiğimiz dönemde hac organizasyonu kapsamında farklı gruplar ve uçuşlarla ülkeden toplamda 2 bin 20 hacı adayını kutsal topraklara uğurladınız. Hacılarımız da ibadetlerini yerine getirdikten sonra gruplar halinde ülkeye geri dönmeye başladı 2026 Hac Organizasyonu’nu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yine aynı dönemde ülke içinde de Kurban Organizasyonu’nu gerçekleştirdiniz. Bu iki önemli dini vecibe ve organizasyonu hakkında neler söylersiniz.

2026 yılı Hac ve Kurban organizasyonlarını, hamdolsun son derece başarılı ve bereketli geçirdiğimizi söyleyebilirim.

Bu yıl 2.020 hacı adayımızı kutsal topraklara uğurladık. Hac ibadeti, İslam’ın beş temel esasından biri ve müminin hayatındaki en önemli manevî yolculuklarından biridir.

Dünyanın dört bir yanından milyonlarca Müslümanı aynı kulluk bilinci etrafında buluşturması bakımından da ümmet şuurunun en güzel tezahürlerinden birini oluşturur. Peygamber Efendimizin (s.a.s.) müjdelediği üzere, haccını gereği gibi yerine getiren bir müminin günahlarından arınması da büyük bir nimettir.

8 Haziran – 14 Haziran tarihleri arasında 11 uçakla dönüş programı kapsamında hacılarımız gruplar halinde memleketimize döneceklerdir. Temennimiz, hac ibadetinin onların hayatlarında kalıcı bir manevî dönüşüm oluşturmasıdır.

Kurban organizasyonu ise paylaşmanın, dayanışmanın, kardeşliğin ve sosyal sorumluluğun en güzel örneklerinden biridir.

Bu yıl İslam Dini Birliği olarak kurban organizasyonuna yönelik yoğun bir hazırlık süreci yürüttük. Fıkha uygunluk, hijyen standartları ve organizasyonun sağlıklı şekilde yürütülmesi için gerekli tedbirleri almaya gayret ettik.

Bu yıl 5.200’ün üzerinde kurban vekâleti emanetini yerine getirmenin mutluluğunu yaşadık. Geçen yıla göre yaklaşık bin hisselik artış, vatandaşlarımızın kurumumuza duyduğu güvenin her geçen yıl daha da güçlendiğini göstermektedir.

Kesilen kurbanların etleri medreselerimiz, öğrenci yurtlarımız, ülkemizin dört bir yanındaki ihtiyaç sahibi aileler, yetimler, sosyal yardım kuruluşları, hastaneler ve diğer ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.

Böylece kurban ibadetinin manevî boyutunun yanında sosyal dayanışma yönü de güçlü bir şekilde hayata geçirilmiş oldu.

4. Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında dinî ve kültürel alanlarda güçlü bir iş birliği bulunuyor. Yakın zamanda Üsküp’te gerçekleştirilen 10. Balkan Ülkeleri Dinî İdare Başkanları Toplantısı ile Manastır’daki Hacı Mahmud Bey Camii’nin açılışı bu iş birliğinin önemli örnekleri oldu. Bu gelişmeleri ve Türkiye ile yürütülen iş birliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İslam Dini Birliği olarak başta Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere Türkiye Diyanet Vakfı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve TİKA gibi kurumlarla uzun yıllardır çeşitli alanlarda ortak çalışmalar yürütmekteyiz.

Bu iş birliğinin önemli örneklerinden biri, yakın zamanda Üsküp’te Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın öncülüğünde ve İslam Dini Birliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen X. Balkan Ülkeleri Dinî İdare Başkanları Toplantısı oldu. Balkan ülkelerindeki dinî kurumların temsilcilerini bir araya getiren toplantıda, Balkan ülkelerinde birlikte yaşama kültürünün güçlendirilmesinde dinî birliklerin rolü ve etkisi ve ortak projeler ele alındı. Karşılıklı tecrübe paylaşımı ve istişare açısından son derece verimli bir program gerçekleşti. Göreve başladıktan kısa süre sonra böyle önemli bir organizasyonun hazırlık sürecinde yer almak benim için de değerli bir tecrübe oldu.

Öte yandan 6 Mayıs 2026 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çevrimiçi katılımıyla Hacı Mahmud Bey Camii’nin yeniden ibadete açılması, T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yürüttüğümüz iş birliğinin en anlamlı örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Bunun yanında Manastır’daki Koca Kadı ve Hasan Baba camilerinin restorasyonlarının tamamlanma aşamasına gelmesi, Üsküp Hacı Balaban ve Kalkandelen Alaca Camii restorasyon projelerinin başlatılması da bu iş birliğinin ne kadar kapsamlı ve sürdürülebilir olduğunu açıkça göstermektedir. Ayrıca Ramazan ayında gerçekleştirilen iftar programları ve yetimlere yönelik yardım faaliyetleri, yapılan çalışmaların sadece fizikî restorasyonla sınırlı kalmadığını; aynı zamanda sosyal dayanışma, kardeşlik ve gönül bağlarını da güçlendirdiğini ortaya koymaktadır.

Tüm bu projeler, kurumumuz ile Türkiye arasındaki ilişkilerin güçlü, verimli ve çok boyutlu bir zeminde ilerlediğini göstermekte; ortak tarihimizin ve manevi bağlarımızın geleceğe taşınmasına önemli katkılar sunmaktadır.

Önümüzdeki dönemde de Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğü, TİKA ve YTB gibi kardeş kurumlarla eğitim, din hizmetleri, gençlik çalışmaları ve kültürel faaliyetler alanında var olan iş birliğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.

5. İslam Birliği bünyesinde eğitim faaliyetleri gerçekleştiren İsa Bey Medresesi ile Üsküp İslami Bilimler Fakültesi (İlahiyat) mevcut. Bu kurumlar gelecekteki hoca ve ilim adamlarını yetiştiriyor. Bu kurumların faaliyetleri ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

İslam Dini Birliği bünyesinde faaliyet gösteren eğitim kurumlarımız, din hizmetlerinin sağlıklı yürütülmesi ve nitelikli ilim adamlarının yetiştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kurumların başında İsa Bey Medresesi ile Üsküp İslami Bilimler Fakültesi gelmektedir.

İsa Bey Medresesi, Kuzey Makedonya’daki tek İslamî ortaöğretim kurumudur. Merkez kampüsü Üsküp’ün Kondova köyünde bulunmaktadır. Erkek öğrenciler için ayrıca İştip’te, kız öğrenciler için ise Üsküp, Kalkandelen ve Gostivar’da şubeleri bulunmaktadır. Kökeni 15. yüzyıla dayanan bu eğitim geleneği, Osmanlı döneminde İsa Bey tarafından kurulan tarihî medresenin mirasını taşımaktadır.

1984-1985 eğitim-öğretim yılında yeniden faaliyete geçen medrese, bugüne kadar binlerce mezun vermiş, Kuzey Makedonya Müslümanlarının dinî, ahlaki ve kültürel hayatına önemli katkılar sağlamıştır.

Son dönemde akreditasyon sürecinin tamamlanmasıyla birlikte müfredat güçlendirilmiş, fen bilimleri dersleri de programa eklenmiştir. Böylece öğrencilerimizin farklı alanlarda üniversite eğitimine devam edebilmelerinin önü açılmıştır. Böylece medresemiz yalnızca imam ve din görevlisi yetiştiren bir kurum olmanın ötesinde; doktor, mühendis, öğretmen, akademisyen ve toplumun farklı alanlarında hizmet edecek nitelikli bireyler yetiştirmeyi hedefleyen kapsamlı bir eğitim kurumuna dönüşme yolunda önemli bir adım atmıştır.

Üsküp İslami Bilimler Fakültesi ise 1997-1998 akademik yılında eğitime başlamış, 2008 yılında yasal statüsünü kazanmıştır. Yirmi yılı aşkın süredir eğitim veren fakülte, İslam Dini Birliği’nin ve toplumun ihtiyaç duyduğu nitelikli din görevlileri, araştırmacılar ve akademisyenlerini yetiştirmektedir.

Bugün 300’ün üzerinde öğrencisi ve akademik-idari kadrosuyla faaliyetlerini sürdüren fakülte, İslami ilimlerinde nitelikli çalışma ve araştırmalara katkı sunan bir eğitim anlayışını benimsemektedir. Lisans ve yüksek lisans düzeyindeki akredite programlarıyla hem akademik gelişime katkı sunmakta hem de öğrencilerini çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yetiştirmektedir.

6. Kurumunuz bünyesinde Türkçe olarak yayımlanan ve gelecek yıl 40. yılını idrak edecek Hilâl Dergisi hakkında yeni dönemde nasıl bir yayın politikası izlenecek? Derginin önemi, içeriği ve etkisi hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Hilâl Dergisi, İslam Dini Birliği’nin en köklü yayın organlarından biridir. İlk sayısı 1987 yılında yayımlanmış, başlangıçta Hilâl ismiyle Arnavutça, Türkçe ve Makedonca olmak üzere tek bir yayın hâlinde hazırlanmıştır. Daha sonraki süreçte ise her dil, kendi okuyucu kitlesine hitap edecek şekilde ayrı nüshalar hâlinde yayımlanmaya devam etmiş; Arnavutça “Hëna e Re”, Türkçe “Hilâl” ve Makedonca “Млада Месечина” isimleriyle okurlarla buluşmuştur.

Hilâl Dergisi, yalnızca kurumumuzun faaliyetlerini duyuran bir yayın değil; aynı zamanda Kuzey Makedonya Müslümanlarının dinî, kültürel ve toplumsal hafızasını kayıt altına alan önemli bir arşiv niteliği taşımaktadır.

Camilerimizin, vakıflarımızın, eğitim kurumlarımızın, dinî ve kültürel konuların yanı sıra Müslüman toplumun karşılaştığı meseleler de derginin sayfalarında yer bulmaktadır.

Önümüzdeki yıl dergimizin 40. yılını idrak edecek olmamız bizim için ayrı bir anlam taşımaktadır. Yeni dönemde hedefimiz, Hilâl’i daha güçlü bir şekilde okurlarla buluşturmak; genç nesillere hitap eden, ilmî ve akademik çalışmalara yer veren, aynı zamanda güncel meseleleri ele alan nitelikli bir yayın hâline getirmektir.

7. Son olarak Timebalkan aracılığıyla paylaşmak istediğiniz bir şey var mı?

Öncelikle TimeBalkan ailesine teşekkür etmek isterim. Bölgemizde Türkçe yayıncılık yapan ve toplumumuzun sesini duyurmayı başaran medya kuruluşlarının varlığı son derece kıymetlidir.

TimeBalkan aracılığıyla tüm okuyucularımıza şunu ifade etmek isterim: Kendi değerlerimize sahip çıkmamız, bize verilen yetenekleri insanlığa faydalı olma amacıyla değerlendirmemiz ve çağın gerektirdiği bilgi ve donanımla kendimizi sürekli geliştirmemiz büyük önem taşımaktadır.

Bu bakış açısı hem bireysel hem toplumsal hayatımızı ihya etmemize katkı sağlayacağı gibi inşallah ahiret hayatımızı da mamur etmemize vesile olacaktır.

Read Previous

Sırbistan ile Angola arasında 10 anlaşma imzalandı

Read Next

Plenković: Bosna Hersek’te üçüncü entite şu an gerçekçi değil