Nura Bayramoviç, 1969 yılında gelin olarak geldiği Srebrenitsa yakınlarındaki Bayramoviçi köyünde üç erkek evlat dünyaya getirdi. Her sabah onları okula hazırladı, yetiştirdi. Ama 1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna savaşı, tüm hayalleri ve hayatları yarıda bıraktı.

Nura Bayramoviç’in üç oğlu ve eşi, 1995 yılının temmuz ayında Sırp askerlerin gerçekleştirdiği Srebrenitsa soykırımında hayatlarını kaybetti. İki oğlunun ve eşinin bedenlerini yıllar sonra ulaşan acılı anne, büyük oğlunun kemiklerini aradan 26 yıl geçmesine rağmen hala bulamadı.

BalkanNews’e konuşan Nura, en büyük oğlunun teknik okuldan, en küçüğünün de elektrik bölümünden mezun olduğunu belirterek, derin bir iç çekti: “Savaş, yapacağını yaptı işte!”

Srebrenitsa’nın 1995 yılının temmuz ayında Sırp güçlerinin yoğun saldırılarına maruz kaldığı dönemde eşi ve oğullarıyla orman yolundan Boşnak askerlerin kontrolündeki bölgeye geçmek istediklerini anlatan Nura, “Ne yazık ki Tuzla’ya varamadım. En büyük oğlumu hiç görmedim. Diğer iki oğlum yaralıydı. Ben de Sandiçi köyünde teslim oldum. Bizi kamyona bindirdiler, ama Tişiçi’de iki oğlumu kamyondan alıp götürdüler. Onları elimden aldılar.” diye konuştu.

Konuşması sık sık gözyaşları ile kesilen Nura, o günden sonra ailesindeki hiç kimseden haber alamadı.

Bayramoviçi köyüne 2000 yılında geri dönen Nura, yaşadıklarının onu buraya bağladığını ve bu nedenle geri dönmek istediğini söyledi.

Çocuklarının varlığını burada hissettiğini kaydeden acılı anne, “Bu yoldan gidip geldiklerini hissediyorum. Buraya, kendi evlerine geliyorlar.” dedi.

Nura, oğulları Fuad ve Mirsad ile eşinin bedenlerini 2010 ve 2011’de bulduğunu, ancak üçüncü oğlu Aliya’ya hala ulaşamadığını anlatarak, “Hep biri bir şey der mi beklentisi içindeyim. Hep onun bir yerde hala hayatta olduğu umudu var içimde. Mrşiçi’de bir toplu mezar bulundu, ama salgın yüzünden hala orada arama yapmadılar.” şeklinde konuştu.

Oğulları Fuad’ı bir toplu mezarda Mirsad’ı ise başka bir mezarda bulduğunu anlatan Nura, “Onların bedenlerini bulduğumda farklı oluyor. Adıyla soy adıyla kendi mezar taşının olduğunu biliyorsun.” dedi.

Srebrenitsa yakınlarındaki köyünde bulunan evinin bahçesinde sebze de yetiştiren Nura, “Ne yapacaksın? İnsan yaşamaya mecbur. Şimdi bu bahçede torunlarım, gelinlerim olacaktı. Ama ne yazık ki her şey engellendi. Bir daha asla hiç kimse böyle bir şey yaşamasın.” ifadelerini kullandı.

Her 11 Temmuz’da çok üzgün olduğunu, yaşadıklarını anımsadığını kaydeden Nura, “Ne diyeceğini bilmiyor insan! Çok zor. İnsanın yaşaması gerekiyor. Gençliğin geleceği görmesini, aileler kurmasını ve korkusuz, özgürce yaşamasını isterim. Nerede olursan ol, özgürlük en önemlisi!” dedi.

Kaynak: Balkan News

Önceki Haber

Bulgaristan Cumhurbaşkanı Radev, Yunan ve Sloven mevkidaşlarıyla bir araya geldi

Sonraki Haber

Başkent Üsküp’te 231 trafik cezası kesildi