Boşnaklara yönelik Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. yılı dolayısıyla Boşnak Entelektüeller Kongresi Konseyi tarafından “Srebrenitsa Soykırımı – Uluslararası Hukuki Boyutlar, Kanıtlar ve Hafıza Kültürü” başlıklı bir panel düzenlendi.
10 Temmuz 2026’da düzenlenen etkinlik, Tarih ve Kültürel-Tarihî ile Doğal Mirasın Korunmasını Teşvik Konseyi ve Soykırım, İnsanlığa Karşı Suçlar ve Uluslararası Hukuk Konseyi tarafından organize edildi.
Panelin moderatörlüğünü Tarih Konseyi Başkanı Dr. Zilha Mastaliç Koşuta yaptı. Koşuta, açılış konuşmasında Srebrenitsa Soykırımı’nın, uzun yıllar süren yargı süreçleri, kapsamlı delil dosyaları ve uluslararası mahkemelerin kesinleşmiş kararlarıyla tarihsel ve uluslararası hukuk açısından kanıtlanmış bir gerçek olduğunu vurguladı.
Uluslararası ve yerel yargı kurumlarının binlerce tanık ifadesi, geniş kapsamlı belgeler, adli incelemeler ve DNA analizleri yoluyla Srebrenitsa Soykırımı’na ilişkin güçlü ve tartışılmaz bir delil temeli oluşturduğunu belirten Koşuta, akademik çevrelerin ve toplumun görevinin bu gerçekleri korumak, bilimsel olarak araştırmak ve gelecek nesillere aktarmak olduğunu ifade etti.
Koşuta ayrıca soykırımın inkârı, tarihsel revizyonizm ve suçların hafife alınmasına karşı kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini söyledi.
“Srebrenitsa, medeniyet dünyasının başarısızlığının sembolüdür”
Boşnak Entelektüeller Kongresi Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hasnija Muratagiç Tuna da açılış konuşmasında panelin, Srebrenitsa Soykırımı kurbanlarını anma gününe katkı sağlamak ve masum kurbanları onurlandırmak amacıyla düzenlendiğini belirtti.
Srebrenitsa’ya ilişkin anmaların bugün dünyanın birçok yerinde gerçekleştirildiğini ifade eden Muratagiç Tuna, Srebrenitsa’nın “medeniyet dünyasının başarısızlığının sembolü” haline geldiğini söyledi.
Uluslararası toplumun yalnızca Srebrenitsa’da değil, Bosna-Hersek genelinde işlenen suçların önlenememesi nedeniyle ciddi bir ahlaki ve siyasi başarısızlık yaşadığını dile getiren Muratagiç Tuna, Srebrenitsa’nın uluslararası hukukun ve insan haklarının korunmasına ilişkin ilkelerin sınandığı önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
“Hukuk kaybedilen hayatları geri getiremez ancak gerçeği koruyabilir”
Zenica Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Enis Omerović, “Srebrenitsa Bölgesindeki Soykırım – Uluslararası Hukuk Analizi” başlıklı sunum gerçekleştirdi.
Omerović, Srebrenitsa’nın bugün yalnızca İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa tarihinin en ağır suçlarından birinin yaşandığı yer mi, yoksa insanlık için evrensel bir uyarı mı olduğu sorusunu gündeme getirdi.
Srebrenitsa’nın hem derin bir insanlık trajedisinin sembolü hem de uluslararası ceza hukukunun gelişiminde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Omerović, “Hukuk kaybedilen hayatları geri getiremez ancak gerçekleri ortaya çıkarabilir, bireysel cezai sorumluluğu belirleyebilir ve gerçeği unutulmaya ve inkâra karşı koruyabilir” dedi.
Sunumunda soykırımın uluslararası hukukta tanımı, tarihsel gelişimi, uluslararası mahkemelerin içtihatları ve soykırımın inkârı konularını ele alan Omerović, inkâr girişimlerinin soykırımın başlangıcından itibaren devam eden bir gerçekleri gizleme ve reddetme çabası olduğunu ifade etti.
“Deliller, soykırımın kanıtlanmasında kilit rol oynadı”
Bosna-Hersek’in Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) ile uzun yıllar süren irtibat görevlisi Amir Ahmiç ise “Dinlenen Konuşmalardan Soykırım Kararına – Srebrenitsa Soykırımının Kanıtlanmasında Operatörlerin ve Tanıkların Rolü” başlıklı sunum yaptı.
Ahmiç, Lahey’deki mahkemelerde soykırım ve diğer ağır uluslararası suçların kanıtlanmasında kullanılan delillerin yıllar süren bir çalışma sonucunda toplandığını anlattı.
Özellikle 1991 ve 1992 yıllarında Bosna-Hersek’teki Sırp siyasi yönetimine ait telefon görüşmeleri ile 1992-1995 döneminde saldırgan güçlerin telsiz iletişimlerinin izlenmesinin önemine dikkat çekti.
Sanıkların savunmalarının bu delillerin doğruluğunu sorgulamaya çalıştığını belirten Ahmiç, ancak Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tüm davalarda bu delillerin hukuka uygun şekilde toplandığını, geçerli, güvenilir ve önemli kanıtlar olduğunu kabul ettiğini söyledi.
Ahmiç, telsiz operatörleri, teknik ekipler ve koruma altındaki çok sayıda tanığın katkılarının, Srebrenitsa Soykırımı’nın, ortak suç girişiminin ve insanlığa karşı işlenen suçların ortaya çıkarılmasında büyük önem taşıdığını vurguladı.
Sunumların ardından katılımcıların görüş alışverişinde bulunduğu kapsamlı ve verimli bir tartışma gerçekleştirildi.












