Sırbistan’da erken parlamento seçimlerinde Aleksandar Vuçiç’in yenilgiyi kabul etmesi, Rus devlet medyasında geniş yankı uyandırdı. Rus basını, seçim sonuçlarını Batılı istihbarat servislerinin müdahalesi ve ülkede bir “renkli devrim” gerçekleştirildiği iddiaları üzerinden değerlendirdi.
Rus devlet televizyonu RT, Vuçiç’in muhalefetin zaferini Batılı istihbarat ağlarının faaliyetlerine bağlayan açıklamalarını öne çıkardı. RT’nin haber ve analizlerinde, ABD ile Avrupa Birliği’nin koordineli baskılarla seçim sonuçlarını etkilediği öne sürülürken, Öğrenci Listesi’nin Batılı güçlerin desteğiyle hareket ettiği iddia edildi.
Rus haber ajansı RIA Novosti de Belgrad’daki gelişmeleri Batı destekli bir “renkli devrim” olarak nitelendirdi. Ajans, Vuçiç’in uzun yıllardır Doğu ile Batı arasında denge politikası izlediğini hatırlatarak, Sırbistan’ın Kosova’yı tanımaması ve Rusya’ya yaptırım uygulamamasının Batılı ülkeleri rahatsız ettiğini savundu.
RIA Novosti ayrıca yeni hükümetin Moskova ile uzun vadeli anlaşmalar olmadan doğal gaz tedarikinde ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini belirtti.
Rusya’nın resmi haber ajansı TASS ise seçim sonuçlarını daha tarafsız bir haber diliyle aktararak Sırbistan Cumhuriyet Seçim Komisyonunun verilerine ve iktidar değişiminin anayasal sürecine odaklandı.
Bununla birlikte TASS’ın aktardığı Rus analistler, Sırbistan’ın Avrupa Birliği ve NATO’ya hızlı biçimde yönelmesinin ülkede iç bölünmelere yol açabileceğini ve Kosova’nın kuzeyindeki güvenlik durumunu olumsuz etkileyebileceğini ileri sürdü.
Rus gazetesi İzvestiya ise iktidar değişiminin ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Gazete, Sırbistan’ın bugüne kadar Rusya’dan avantajlı fiyatlarla doğal gaz aldığını ve Gazprom ile yakın ilişkiler yürüttüğünü belirterek yeni hükümetin Avrupa yanlısı politikalarının ticaret anlaşmalarını ve enerji projelerini etkileyebileceğini yazdı.
Sputnik haber ajansı da Batı tarafından finanse edilen sivil toplum kuruluşları ile sosyal medyanın seçmenlerin harekete geçirilmesindeki rolünü gündeme taşıdı. Ajans, seçim sonuçlarında iktidar karşıtı uzun süreli medya kampanyalarının etkili olduğunu iddia ederek Batılı ülkelerin yeni yönetimden dış politikasını Brüksel ile uyumlu hale getirmesini isteyebileceğini öne sürdü.











