NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska, 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek zirvenin İttifak’ın geleceği için önemine dikkati çekerek, zirveye ev sahipliği yapacak Türkiye’nin paha biçilemez bir müttefik olduğunu vurguladı.
Shekerinska, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Brüksel’de düzenlediği “Değişimi kucaklamak, yarını güvence altına almak: Değişen bir güvenlik ortamında Türkiye ve NATO” başlıklı etkinlikte açılış konuşması yaptı.
Genel Sekreter Yardımcısı, “Türkiye’nin yaklaşık 75 yıldır paha biçilemez bir müttefik olduğunu ve ortak güvenliğimize birçok yönden katkıda bulunduğunu her zaman vurguluyoruz.” dedi.
Türkiye’nin deniz, kara ve hava dahil olmak üzere çeşitli katkılarda bulunduğunun ve NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğunun altını çizen Shekerinska, “Çok az ülke bunu yaparken bile, Türkiye, gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 2’sinden fazlasını savunmaya yatırdı ve geçen yıl Lahey’de tüm NATO müttefiklerinin verdiği yüzde 5’lik taahhüdü karşılamak için bu miktarı daha fazla artırmaya kararlı.” diye konuştu.

Shekerinska, temmuzdaki zirvenin hem Türkiye hem de NATO için “önemli bir an” olacağına işaret ederek, hem kendisinin Antalya Diplomasi Forumu’na katılmak için yaptığı, hem de Genel Sekreter Mark Rutte’nin Ankara’ya yaptığı ziyaretlerde zirvenin hazırlıklarına şahitlik ettiklerini aktardı.
Rutte’nin Ankara’daki temaslarında Türkiye’nin savunma sanayi tabanından çok etkilendiğini dile getiren Shekerinska, “Türkiye olağanüstü bir iş çıkarıyor ve herkesi orada (Ankara Zirvesi’nde) görmeyi dört gözle bekliyorum.” ifadesini kullandı.
“En son teknolojileri içeren güçlü yeteneklere ihtiyacımız var”
Shekerinska, İttifak’ın içinde bulunduğu durumu şöyle özetledi:
“Müttefikler, en büyük müttefikimiz olan ABD ile savunma harcamalarını eşitleme ve kendi konvansiyonel savunmaları için daha fazla sorumluluk alma yolunda net bir şekilde ilerliyorlar. Bu iyi bir şey. Bu aynı zamanda adil. Ancak şunu söylemeliyim ki; daha fazlası gerekli. Kuzey Kutbu’ndan Akdeniz ve Karadeniz’e, uzaydan deniz yataklarına kadar gerçek ve kalıcı tehlikelerle karşı karşıya olduğumuz için, Amerikan gücünün de desteklediği daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa’ya ihtiyacımız var.”
Savunmaya yatırım yapmaya devam etmenin ne kadar önemli olduğunu gösteren düşündürücü bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu belirten Shekerinska, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı sürdürdüğünü, Çin’in askeri modernizasyonunun ve nükleer genişlemesinin devam ettiğini ve İran’ın hem nükleer hem de balistik füzelerle tehdidini yıllardır sürdürdüğünü savundu.

Shekerinska, “İttifakımızı korumaya devam etmek için güçlü askeri caydırıcılığa, güçlü savunma gücüne ihtiyacımız var. Bu nedenle, sadece şimdi için değil, gelecek yıllar için, sadece bazı müttefikler için değil, hepimiz için savunmaya daha fazla yatırım yapmalıyız.” dedi.
Ankara Zirvesi’nde “yetenekler” konusunun öne çıkacağına işaret eden Shekerinska, “Ordularımızın güçlü kalması için, en son teknolojileri içeren güçlü yeteneklere ihtiyacımız var.” diye konuştu.
Shekerinska, Ukrayna’nın da ihtiyaçlarına değinerek, bunları hava savunması, uzun menzilli yetenekler, zırhlı sistemler, insansız hava araçları (İHA) ve İHA karşıtı sistemleri olarak tanımladı.
Bu yeteneklerin acilen geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Shekerinska, “Atlantik’in her iki yakasında da ilerleme görüyoruz. Yeni fabrikalar açılıyor, daha fazla üretim hattı çalışıyor, çok daha fazla ortak üretim gerçekleşiyor ve inovasyon hızlanıyor. Her zaman olduğu gibi, bunun bile yeterli olmadığını söylemeye devam edeceğiz. Çıtayı daha da yükseltmeye devam etmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Shekerinska, şöyle devam etti:
“(Ankara Zirvesi’nde) Orada müttefiklerimizin bu zorluğu kabul ettiklerini ve bu zorluğun üstesinden gelmek için adımlar attığımızı göstermelerini bekliyoruz. Genel niyetler değil, gerçekten sözleşmeler, net taahhütler, hem zirve öncesinde hem de sırasında imzalanan anlaşmalar. Bu, halkımıza göndereceğimiz bir mesaj olacak; NATO onları korumaya hazır ve muktedirdir.”
Shekerinska, artan savunma üretiminin “savaş kışkırtıcılığıyla ilgili” olmadığını, caydırıcılık ve savunma gücünü göstererek saldırganlığı önlemeyi amaçladığını belirtti.
Genel Sekreter Yardımcısı, Ukrayna’ya desteğin de sürmesi gerektiğinin altını çizerek, “Ukrayna’nın güvenliği aslında bizim güvenliğimizdir ve Ankara’da vereceğimiz mesaj da bu olacak. Karşı karşıya olduğumuz birçok güvenlik sorununa rağmen, odağımızı asla kaybetmemeliyiz.” diye konuştu.

İletişim Başkanlığının Brüksel’deki panelinde “Değişen güvenlik ortamında Türkiye ve NATO” ele alındı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Brüksel’de “Değişimi kucaklamak, yarını güvence altına almak: Değişen bir güvenlik ortamında Türkiye ve NATO” başlıklı panel düzenledi.
Etkinlik, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın görüntülü mesajıyla başladı.
Türkiye’nin 1952’den bu yana süren NATO yolculuğunda birçok sınamadan geçtiğine değinen Duran, halihazırda yeni savunma teknolojilerindeki yetkinliğiyle NATO’nun güncel vizyonuna uyumlu, güçlü ve stratejik bir müttefik konumunda bulunduğunu vurguladı.
Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının kuruluşundan itibaren bu süreçte kendi alanında tehditlerle mücadele ettiğini belirtti.
NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska’nın açılış konuşmasının ardından başlayan panelin moderatörlüğünü üstlenen Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, güvenlik kavramının geçmişteki anlamına göre değişime uğradığını belirterek, bu değişimin ne olduğunun ve nasıl gerçekleştiğinin anlaşılması gerektiğini söyledi.
Aslan, savunma alanında simetrik, asimetrik, düzenli, düzensiz, hibrit ve siber tehditler gibi kavramların bulunduğunu kaydederek, “Bu anlamda güvenlik, dünküyle aynı değil.” dedi.

“Daha yakın işbirliği içinde olmalı ve yükü paylaşmalıyız”
TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, güvenliğin artık sadece askeri meseleyle sınırlı olmadığını, tehditlerin değişime uğradığını belirtti.
Güvenliğin artık yapay zeka, siber tehditler ve yasa dışı göç gibi konuları da kapsadığını, enerji güvenliğinin ulusal güvenlikle birbirine bağlanmış halde olduğunu kaydeden Akar, “Günümüzde güvenlik artık coğrafi sınırlarla kısıtlı değil. İstikrarsızlık hızla yayılıyor. Modern çatışmalar tüm dünyayı çok hızlı bir şekilde etkiliyor.” dedi.
Akar, NATO’nun sadece etkin savunma sağlamakla kalmadığını aynı zamanda istikrarın korunması, krizlerin önlenmesi ve transatlantik dayanışmanın korunması için de hayati öneme sahip olduğunu söyledi.
Türkiye’nin NATO için önemine değinen Akar, “Ülke, hayati bir jeostratejik konuma, sağlam savunma kapasitesine ve kriz yönetimi konusunda derin bir deneyime sahiptir. Türkiye, NATO’nun güney kanadını korumakla kalmayıp, Karadeniz, Orta Doğu, Kafkasya ve Doğu Akdeniz arasında stratejik bir denge unsuru olarak hareket etmektedir.” diye konuştu.
Ayrıca Akar, daha güçlü bir Türkiye’nin, daha güçlü bir NATO anlamına geldiğini ifade etti.
Türk savunma sanayisinin son on yılda önemli ilerlemeler kaydederek yüzde 82’nin üzerinde kendine yeterlilik oranına ulaştığını aktaran Akar, “2025’te ihracatımızın yaklaşık yüzde 56’sını NATO müttefiklerine ve Avrupa ülkelerine yaptık.” ifadesini kullandı.
Akar, Türkiye’nin müttefiklerle savunma sanayi işbirliğini daha da geliştirmek için hazır olduğunu belirterek, “Bu bağlamda, müttefikler arasında savunma alımlarına yönelik kısıtlamalar, engeller ve yaptırımların, (NATO’nun kurucu anlaşması) Washington Antlaşması’nın temel ruhuyla çeliştiği vurgulanmalıdır.” dedi.
Müttefik ülkeler arasında daha yakın işbirliği ve yük paylaşımının önemine işaret eden Akar, “Daha yakın işbirliği içinde olmalı ve yükü paylaşmalıyız.” dedi.
Akar, Türkiye’nin terörizm ve düzensiz göçün yanı sıra bunların sosyoekonomik etkileriyle mücadele ettiği dönemde müttefiklerin birbirini daha iyi anlaması gerektiğini vurguladı.
“Ankara Zirvesi’nde tüm müttefikler aynı ruhu paylaşacak”
Türkiye’nin NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Basat Öztürk, transatlantik ittifakın farklı coğrafyalardan müttefiklerle “büyük bir aile” yapısı oluşturduğunu ve “benzersiz bir ittifak” olduğunu belirterek, “Bir ittifak, ancak kararlı şekilde ve uyum içinde hareket ederse başarılı olabilir.” dedi.
Öztürk, NATO’nun zaman zaman hem içeriden hem dışarıdan çeşitli sınamalarla karşı karşıya kalabildiğini ancak müttefiklerin ortak hareket etme iradesini koruduğunu söyledi. İttifak üyelerinin gerektiğinde hızlı şekilde bir araya gelebildiğini ifade eden Öztürk, son dönemde gözler önüne serilen balistik füze önleme kapasitesine dikkati çekti.
Bir füze müdahalesinin yalnızca 9 dakika içinde başarıyla gerçekleştirilebildiğini aktaran Öztürk, güvenliğin ancak NATO gibi güçlü bir kolektif savunma yapısıyla sağlanabileceğini vurguladı.
Öztürk, ittifakın yalnızca 32 müttefik ülke için değil, Ukrayna, Asya-Pasifik ve Körfez bölgesindeki ortaklar açısından da önemli bir güvenlik zemini sunduğunu belirterek, Avrupa güvenliğinin geleceğinde NATO’nun temel omurga olmayı sürdüreceğini dile getirdi.
Yaklaşan NATO Zirvesi hazırlıklarına ilişkin de konuşan Öztürk, “Zirve için çok ciddi şekilde çalışıyoruz. Ankara Zirvesi’nde tüm müttefikler aynı ruhu paylaşacak.” değerlendirmesini yaptı.
Büyükelçi Öztürk, Türkiye’nin NATO savunma planlama sürecinde üzerine düşen yükümlülükleri hedef tarihlerden önce yerine getiren bir müttefik olduğunu kaydetti.

“Yapılması gereken, daha güçlü NATO içinde daha güçlü bir Avrupa oluşturmaktır”
Operasyonlardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Vekili Burcu San, ittifakın yıllar içinde değişen tehdit ortamına uyum sağlayarak dönüşümünü sürdürdüğünü belirterek, “NATO her zaman dönemin tehdit ortamına adapte oldu ve bu durum bugün de geçerliliğini koruyor.” dedi.
San, Türkiye’nin NATO içindeki rolüne de değinerek, Türkiye’nin Ankara Zirvesi için yürütülen çalışmaları başarıya ulaştırmak için yoğun çaba gösterdiğini bizzat gözlemlediğini belirtti.
Avrupa güvenliğinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan San, “Yapılması gereken, daha güçlü NATO içinde daha güçlü bir Avrupa oluşturmaktır.” ifadesini kullandı.
San, Avrupa Birliği’nin (AB) NATO’nun Avrupa’daki rolünü devralmasının değil, Avrupalı müttefiklerin NATO bünyesinde daha fazla sorumluluk üstlenmesinin önem taşıdığını vurguladı.
NATO’ya alternatif komuta yapılarının oluşturulmasının ortak güvenliği zayıflatabileceğine dikkati çeken San, “NATO’nun komuta yapısını kopyalayacak girişimler muhtemelen hepimizin güvenliğini zayıflatacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Belçikalı Tümgeneral Harold Van Pee, ABD’nin Avrupa’dan asker çekmesi kararına değinerek, Avrupalı müttefikler arasında operasyonların gerektiğinde kendi imkanlarıyla yürütülebilmesine yönelik bir yaklaşım bulunduğunu belirtti.
Avrupa’da savunma üretiminin artırılması yönünde çalışmalar yapıldığını söyleyen Van Pee, Avrupa’nın komuta ve kontrol alanında halen büyük ölçüde ABD ve NATO yapılarına dayandığını, AB’nin mevcut askeri kapasiteyi yönetebilecek komuta-kontrol altyapısına odaklanması gerektiğini dile getirdi.
Panele Türkiye’nin Brüksel Büyükelçisi Barış Tantekin, AB nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Yaprak Balkan ile çok sayıda yabancı ve Türk davetli katıldı.










