Mutluluğun Ayvarlı Formülü

“Çünkü mutluluk, yoksulluğun makyajı olmamalı.”

Bir ülkede herkesin mutlu olması, her şeyin yolunda gittiği anlamına gelmez. Bazen yolunda gitmeyen her şeye alışılmıştır.

2026 Dünya Mutluluk Raporu’na göre Finlandiya yine zirvede. Ardından İzlanda, Danimarka, Kosta Rika, İsveç…

Demek ki dünyanın bir yerlerinde insanlar gelecek kaygısı yaşamadan uyuyabiliyor, markete girerken hesap makinesiyle psikolojik destek almak zorunda kalmıyor, maaş gününü bir dini bayram gibi beklemiyor.

Ne güzel!

Biz de araştırmanın sayfalarını çevirdikçe Makedonya’yı aradık. Nihayet bulduk: 82. Sıra. Dünya mutluluk liginde alt sıralardayız ama olsun; en azından zirvede değiliz. Zirvede olsak beklentimiz de yüksek olurdu. Burada beklentileri düşük tutmak mutluluğun formülüdür.

Sonra karşıma başka bir araştırma çıktı. Makedonya’da yaşayanların yüzde 57,5’inin hayatından memnun olduğu söyleniyor.

İşte burada durdum.

Bir tarafta dünya mutluluk sıralamasında 82’nci sırada bir ülke, diğer tarafta halkın yarısından fazlasının memnun olduğu iddiası…

Ya dünya mutluluğu yanlış ölçüyor ya da biz mutluluğun tarifini çoktan değiştirmişiz.

Belki de araştırmacılar mutluluğu yanlış yerde arıyor. Finlandiya’da sosyal güvenceye, Danimarka’da iş-yaşam dengesine, İzlanda’da toplumsal dayanışmaya bakıyorlar. Oysa Makedonya’da araştırılması gereken çok daha özgün bir mutluluk modeli var:

Geçinememek ama şükretmek. Gelecekten umutsuz olmak ama bugünü kurtardığına sevinmek. Fiyatlara öfkelenmek ama kasada hiçbir şey söylemeden kartı uzatmak.

Bizim mutluluk anlayışımız kimsede yok.

Markette fiyatlar artar, biz alışveriş listesini kısaltırız. Elektrik faturası yükselir, ışıkları kısarız. Gençler geleceklerini başka ülkelerde arar, geride kalanlar onların başarılarıyla gururlanırken içlerine bir parça burukluk da çöker.

Sonra biri çıkar ve sorar:

“Hayatınızdan memnun musunuz?”

Vatandaş bir an düşünür.

Borçları var. Maaşı ayın sonunu göremiyor. Çocuğunun geleceği belirsiz. Birikim yapamıyor. Yarın ne olacağını bilmiyor.

Ama evde ayvar var.

“Evet,” der.

İşte yüzde 57,5!

Ayvarı tamamlayan kesim bunlar. Eminim ama ispat edemem.

Yanlış anlaşılmasın; ayvarla derdim yok. Aksine, ayvar bu coğrafyanın en güzel tesellilerinden biri. Biberin, patlıcanın, emeğin ve sabrın bir kavanoza sığmış hali.

Mesele, insanların mutluluğunu ayvarla ölçmek değil; ayvarın bile ekonomik göstergeler arasında gizli bir başarı kriterine dönüşmesi.

İnsan, hayatından eksilenlerin yerine elinde kalan küçük mutlulukları koyar.  Asıl mesele, bunun bir toplumsal başarı hikâyesi gibi sunulması.

Çünkü biz dayanıklılığı refahla, sabrı memnuniyetle, çaresizliği kanaatkarlıkla karıştırmaya başladık.

Vatandaşın alım gücü düşüyor, beklentileri de onunla birlikte düşüyor.

Eskiden birikim yapmayı düşünüyordu, şimdi ay sonuna borçsuz ulaşmayı hedefliyor. Eskiden çocuğunun geleceğini planlıyordu, şimdi çocuğunun bir gün bavulunu toplayıp gitmesine üzülmemeyi öğrenmeye çalışıyor.

Ve bütün bunların ortasında biri çıkıp mutluluk anketi yapıyor.

Ne soruyorlar acaba?

“Hayatınızdan memnun musunuz?”

Vatandaşın aklından geçenleri de duymak isterdim.

Yüzde 57,5 gerçekten hayatından memnunsa buna saygı duymak gerekir. İnsanların mutluluğunu küçümsemek de doğru değil. Ancak o memnuniyetin ne anlama geldiğini sormadan, rakamı alıp ülkenin bütün sorunlarının üzerine bir mutluluk örtüsü sermek de başka bir mesele.

Çünkü mutluluk, yoksulluğun makyajı olmamalı.

Finlandiya mutluluğu sosyal güvenceyle açıklıyor olabilir. Bizdeyse mutluluk bazen ayın yirmisinde hala cebinde para kalmış olmasıdır. Danimarka iş-yaşam dengesini konuşuyor olabilir. Bizde işin kendisi yetmiyorsa ikinci iş düşünülür. İzlanda toplumsal dayanışmayla öne çıkıyor olabilir. Bizde insanlar birbirine destek olur; çünkü herkes bilir ki yarın aynı desteğe kendisinin de ihtiyacı olabilir.

Bütün bunlara rağmen hayat devam ediyor. İnsanlar aşık oluyor, çocuk büyütüyor, kahve içiyor, şakalaşıyor, ayvar yapıyor. Çünkü hayat, ekonomik göstergelerin insafına bırakılmayacak kadar kıymetli.

Ama buradan yanlış bir sonuç çıkarmayalım.

İnsanların mutsuz olmaya vakit bulamaması, mutlu oldukları anlamına gelmez.

Belki de Makedonya’nın asıl başarısı, bu kadar sıkıntının içinde hala gülebilen insanlara sahip olmasıdır. Asıl başarısızlığıysa bu insanların neden bu kadar çok şeye rağmen gülmek zorunda kaldığını yeterince sorgulamamaktır.

Sonuç olarak, dünya mutluluk liginde 82’nci sıradayız. Halkın yüzde 57,5’i de memnun olduğunu söylüyor.

Bence ortada bir çelişki yok.

Bir ülke ekonomik olarak zorlanabilir; insanları yine de hayatlarında sevinecek şeyler bulabilir. Fakat o insanların mutluluğuna bakıp ekonomik sıkıntıları önemsiz saymak, istatistikten çok sihirbazlığa benzer.

Hem zaten bizim mutluluk formülümüz belli:

Biraz sabır, biraz mizah, biraz komşu desteği…

Bir de soğutucunun dibinde kalmış son kavanoz ayvar.

Yeter ki ayvar bitsin, mutluluk anketi bitmesin.

Çünkü ayvarın yenisi yapılır.

Ama bir toplumun küçülen beklentilerinden yeniden büyük hayaller üretmek, o kadar kolay değildir.

Read Previous

Hırvatistan’da savaş uçağı yolcu uçağını durdurmak için havalandı