Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Denis Bećirović ve Konsey üyesi Željko Komšić, Birleşik Krallık’ın Srebrenitsa Soykırımı’nı anma günü kapsamında Londra’daki Church House Westminster’da düzenlenen merkezi anma programına katıldı.
Programda konuşan Komšić, Srebrenitsa’daki soykırım gerçeğinin korunmasının ve hafıza kültürünün yaşatılmasının önemine dikkat çekti.
Komšić, “Bugün Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. yılında öncelikle hatırlamak için bir araya geldik. 1995 yılının temmuz ayında sistematik şekilde öldürülen 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuğu anıyoruz.” dedi.
Soykırımın kurban aileleri için yalnızca yıllık bir anma olmadığını belirten Komšić, bunun onların günlük yaşamlarının bir parçası olduğunu ifade etti.
“Soykırımı planlayanlar ve gerçekleştirenler yalnızca insanların hayatlarını almak istemedi, aynı zamanda bir toplumun varlığını, geçmişini, geleceğini ve kimliğini silmeye çalıştı. Ancak bunu başaramadılar. Bugün burada hayatta kalanlar var, Srebrenitsa anneleri var ve yeni bir nesil var.” diye konuştu.
Komšić, Boşnak halkının cesareti, onuru ve kararlılığının, nefretin son sözü söyleyebileceğine inananlara en güçlü cevap olduğunu söyledi.
Soykırımın inkâr edilmesine karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Komšić, “Barışın adalet olmadan çoğu zaman gerçek bir barış değil, yeni çatışmalar ve acılar öncesi bir ara dönem olduğunu unutmamalıyız.” ifadelerini kullandı.
Bosna Hersek’te hâlâ bazı siyasi aktörlerin soykırımı inkâr ettiğini, hüküm giymiş savaş suçlularını yücelttiğini ve milliyetçi söylemleri sürdürdüğünü belirten Komšić, Srebrenitsa Soykırımı’nın uluslararası mahkemeler tarafından hukuki ve tarihî bir gerçek olarak kabul edildiğini hatırlattı.
“Soykırım inkârı ifade özgürlüğü değildir”
Komšić, nefret söylemi, ayrımcılık ve insanları değersizleştiren yaklaşımların günümüzde de küresel bir tehdit olduğunu belirterek, Gazze’de yaşananların uluslararası toplum için ciddi bir ahlaki sınav olduğunu söyledi.
Eğitimin önemine dikkat çeken Komšić, “Soykırım öldürmeyle başlamaz. Çok daha önce başlar: Hoşgörüsüzlük kabul edildiğinde, yalanlar gerçeklerin yerini aldığında ve kayıtsızlık ahlaki cesaretin önüne geçtiğinde.” dedi.
Birleşik Krallık’a teşekkür eden Komšić, bu ülkenin birçok Srebrenitsa mağduru için güvenli bir sığınak ve yeni bir başlangıç noktası olduğunu ifade etti.
Bećirović’ten uluslararası topluma güvenlik uyarısı
Anmada konuşan Denis Bećirović ise Birleşik Krallık’ın Srebrenitsa gerçeğinin korunmasındaki rolüne vurgu yaptı ve Batı Balkanlar’daki güvenlik tehditlerine dikkat çekti.
Bećirović, Birleşik Krallık’a, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 11 Temmuz’un “Srebrenitsa Soykırımı’nı Anma Uluslararası Günü” ilan edilmesini sağlayan kararın ortak destekçilerinden biri olduğu için teşekkür etti.
Bosna Hersek’in adalet mücadelesinde önemli rol oynayan İngiliz diplomatları da anan Bećirović, özellikle eski Yüksek Temsilci Lord Paddy Ashdown’ın çalışmalarına değindi.
“Bosna Hersek’e yönelik saldırı sırasında adalet arayan Paddy Ashdown gibi büyük ve onurlu insanları derin saygıyla hatırlıyoruz. Ülkemiz onları asla unutmayacak.” dedi.
Bećirović ayrıca Srebrenitsa Anneleri’nin yıllardır sürdürdüğü mücadeleyi takdir ederek, onların unutmaya karşı verilen mücadelenin küresel sembolü olduğunu söyledi.
“Rusya’nın kötü niyetli etkisi küçümsenmemeli”
Bećirović konuşmasında bölgesel güvenlik konularına da değindi. Batı Balkanlar ve Bosna Hersek’te istikrarı tehdit eden unsurlar konusunda uyarıda bulunan Bećirović, Rusya’nın etkisine dikkat çekti.
“Batı Balkanlar ve Bosna Hersek’teki kötü niyetli Rus etkisini küçümsememeliyiz. Bosna Hersek’teki ayrılıkçı siyasetçilere verilen desteği, soykırım inkârı politikasını ve hüküm giymiş savaş suçlularının yüceltilmesini göz ardı edemeyiz.” ifadelerini kullandı.
Kalıcı barışın en önemli güvencelerinden birinin Bosna Hersek’in NATO üyeliği olduğunu belirten Bećirović, uluslararası topluma ayrılıkçı politikalara karşı sıfır tolerans çağrısı yaptı.
“Bosna Hersek’in NATO’da yer alması; daha istikrarlı bir Güneydoğu Avrupa, daha güçlü bir Avrupa-Atlantik ittifakı, daha az güvenlik tehdidi ve kalıcı barışa yatırım anlamına gelir.” dedi.
Bećirović, Bosna Hersek’in tarihî ve doğal olarak Avrupa-Atlantik ailesine ait olduğunu belirterek, ülkesinin hedefinin modern, demokratik ve çok etnikli bir devlet inşa etmek olduğunu söyledi.
Konuşmasını, Bosna Hersek ile Birleşik Krallık arasındaki dostluğun “ebedi ve kopmaz” olması temennisiyle tamamladı.










