Sultan Abdülhamid Osmanlı İmparatorluğu’nun en iyi yöneticilerinden birisiydi. Bu hilafet yönetimi içerisinde yaşayan farklı milletler arasında hiçbir zaman sorun olmamıştır çünkü bu hilafet yönetimi Müslümanlar, Hristiyanlar, Ortodokslar ve Yahudiler arasında herhangi bir ayırım yapmamıştır. Bütün bu saydığımız milletler arasındaki adalet ve dikkat dağılımı eşit bir şekilde gerçekleştirilmiştir.

Osmanlı’nın bu felsefi anlayışı bugün 80 milyon vatandaşa sahip olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından benimseniyor; ülke çapında eşit bir şekilde adalet sağlanmaya çalışılıyor. Kovid-19 denen virüs tarafından oluşturulan bu duruma durup baktığımızda, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu görünmeyen ‘düşmana’ karşı en büyük savaşı veren Türkiye Cumhuriyeti olmuştur.

Türkiye bu virüsten etkilendiği halde diğer ülkelere yardım etme konusunda hiç tereddüd etmedi: Bildiğimiz gibi, Türkiye pandemi sürecinde etkilenen 100 ülkeden 35’ini yardımseverliğiyle kucakladı. Ayrıca bu yardımdan gelişmiş dediğimiz ülkeler bile faydalandı; ki bu liste içerisinde bizim ülkemiz Kuzey Makedonya ve komşu ülkeler Arnavutluk, Kosova ve Bosna da yer alıyor.

Gerçekleştirilen yardımlar içerisinde tıbbi malzeme, maske ve dezenfekte edici malzemeler bulunur. Dediğimiz gibi bunlardan hem Türk halkı hem de gelişmiş ülkeler faydalandı çünkü Türkiye bu zor zamanda da yardımseverliğine son vermedi. Avrupa’da karşıtlık ve düşmanlıkla muamele edildiği halde, Türkiye bu tavırla onlara zor zamanlarda bile yardım malzemelerini gönderdi.

Bu uygulamalarla Recep Tayyip Erdogan Türkiye’nin diğer ülkelere karşı olan merhametini de göstermiş oldu, aynen Osmanlı İmparatorluğu gibi. Türkiye açısından bu yardımlar herhangi bir şey ifade etmeyebilir, çünkü Türkiye bu insani yardımlarla zaten tanınan bir ülkedir.

Dokuz yıldır yorulmayarak ve yukarıda bahsettiğim ülkelerden hiçbir yardım almayarak 4,5 milyon mülteciye yardım ediyor ve onlara ev sahipliği yapıyor. Bütün bu uygulamalar bize yardım etme konusunda Türkiye’nin savaş, ekonomik kriz ve hatta pandeminin etkileri tarafından etkilenmeyeceğini gösteriyor. Bunlarla beraber müslüman bilincinin merhameti ve diğerlerle ilgilenme hassasiyetininin önemini bir kez daha vurguluyor. Diğer insanları ve milletleri önemseyerek ve onlara karşı sevgi ile merhamet göstererek basacağımız her toprak parçasına dikkat ve özgürlüğün hakim olmasını istemeliyiz.

Hamzi İbrahimi

Önceki Haber

Kosova’da 14 Şubat seçimlerinin bütçesi onaylandı

Sonraki Haber

YTB’nin ‘2021 Türkiye Bursları’na başvurular 10 Ocak’ta başlıyor