Kosova’ya Uzanan Umut Eli: NATO Birliklerinin Kosova’ya Girişi

12 Haziran 1999 tarihi, Kosova’nın bağımsızlığa giden yolda bir dönüm noktasıdır. NATO birliklerinin bölgeye girişi, savaşın ardından başlayan geçiş sürecinin yönetilmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Kanat SÖZKESEN / TIMEBALKAN ÖZEL

Kosova Savaşı’nın ardından Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) birliklerinin bölgeye girmesi, yalnızca silahların susmasını değil, Balkanlar’ın geleceğini şekillendirecek yeni bir sürecin de başlangıcını işaret etti.

Tarihler 1999 yılını gösterdiğinde Kosova halkı, tarihinin en kanlı günlerini yaşamaktaydı. Avrupa, ikinci kez Balkanlar’da yaşanan vahşete sessiz kalıyordu. Sırp güvenlik güçleri, bu sessizlikten cesaret alarak bölgedeki baskı ve hâkimiyetini artırıyordu.

Köylerin korkuyla bir bir boşaltıldığı, insanların evlerinden edildiği bu günlerde Kosova halkı, yaklaşmakta olan etnik temizlik tehdidi altında korku ve çaresizlik içerisinde yaşam mücadelesi veriyordu. Ancak çok geçmeden bölgenin kaderini değiştirecek gelişmeler yaşanacak ve Kosova, yeni bir dönemin eşiğine gelecekti.

Türk Beklenendir

Osmanlı İmparatorluğu, 1912’de I. Balkan Savaşı’nın sarsıntısıyla birlikte Rumeli’den, bir zamanlar kendi anavatanı saydığı geniş coğrafyadan çekilmek zorunda kalmıştır. Zamanla Rumeli, ayrılıkların coğrafyasına dönüştü. Bir zamanlar bacalarından duman tüten evler artık sessizliğin içine gömülmüş; kapılar kapanmış, pencereler kararmıştır. Gidenlerin ardında bıraktığı yalnızlık, yalnız bölge coğrafyasına değil, insanın iç dünyasına da sinmiş; hatıralar ağırlaşmış, kayıplar bir neslin kaderine dönüşmüştür.

Buna rağmen, yıkıntıların arasında bile sönmeyen bir şey kalmıştır: Rüzgârla birlikte taşınan, zamanın bile silemediği inatçı bir bekleyiş.

Yıllar sonra, 4 Temmuz 1999’da, seksen yedi yılın ardından aynı topraklara bu kez farklı bir görevle dönen Türk birlikleri, geçmişin gölgesini taşıyan sokaklarda karşılanmıştır. Kalabalığın yükselen sesi, yılların suskunluğunu bir anda yarmış; zaman sanki bir anlığına geri çekilmiştir. O an, hafızalara kazınan tek bir cümle bütün bekleyişi, hasreti ve zamanı tek bir nefeste toplamıştır:

“Türk Beklenendir”

Özgürlüğün Ayak Sesleri: Kumanova Antlaşması’na Doğru

Savaş, 28 Şubat 1998’de dönemin Sırp güvenlik güçlerinin Drenica’ya yaptığı saldırıyla başladı. Akabinde savaş, bölgenin dört bir tarafına yayıldı. Savaşın ilerleyen günlerinde Sırp güvenlik güçlerinin çatışmaları yerleşim bölgelerine taşımasından dolayı, etnik temizlik tehdidi altında yaklaşık 800.000 sivil evlerini terk ederek komşu ülkelere göç etti ve mülteci durumuna düştü.

Savaşın ilk günlerinde uluslararası kamuoyu, bölgede yaşanan insanlık dramına sessiz kaldı. Ancak çatışmaların hızla artması ve Yugoslavya İç Savaşı’nda olduğu gibi sivillerin etnik temizlik tehdidiyle doğrudan karşı karşıya kalmasıyla beraber uluslararası kamuoyu, Kosova’yı yakından takip etmeye başladı. NATO, savaşın ilk günlerinden itibaren Sırbistan’ı bombalamaya hazır olduğunu ifade etti. Diplomatik çözüm arayışları ve temas süreci başlasa da Slobodan Milosevic önderliğindeki Belgrad yönetiminin diplomatik çözüm istemediği apaçık ortadaydı.

Şubat 1999’da çeşitli ülkelerin arabuluculuğunda gerçekleşen Rambouillet Görüşmeleri’nin sonuç vermemesi üzerine, verilen ültimatom doğrultusunda Mart 1999’da NATO tarafından, Birleșmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı beklenmeksizin Sırbistan ana karasına yönelik hava harekâtı başlatıldı.

Sırp ordusu, yetmiş sekiz gün süren ağır bombardımanın ardından gücünün önemli bir kısmını kaybederek zayıfladı.

9 Haziran 1999’da Belgrad yönetimi, uluslararası kamuoyunun şiddetli baskısına direnemeyerek Kuzey Makedonya’nın Kumanova şehrinde “Kumanova Askerî Teknik Antlaşması”nı imzaladı. Antlaşma gereğince 10 Haziran’da NATO hava harekâtını durdurdu ve yönetimi BM’ye devretti.

12 Haziran 1999: NATO Girişi

12 Haziran 1999 tarihinde Sırp güçlerinin Kosova topraklarından çekilmeye başlamasının ardından NATO’nun oluşturduğu Kosova Gücü (KFOR) birlikleri, Kosova’nın çeşitli bölgelerine dağıldı. KFOR görevi kapsamında Türk birlikleri, 4 Temmuz 1999’da güvenliğinden sorumlu olduğu Prizren şehrine ulaştı. Türk birlikleri, Prizren sakinleri tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.

O dönem öğretmen olan Fidan Brina Jılta, o günü şöyle aktardı:

“Babaannem o zaman 86 yaşlarındaydı ve Türk askerinin Prizren’e gireceğini duyunca, ‘Beni arabanın içine koy, ben kenardan Türk askerini karşılayayım.’ demişti. Babaannemin 25 senedir gözleri görmüyordu, o coşkuyu ancak bu şekilde anlatabilirim.

Kör bir kadın, arabanın içinde bile olsa, Şadırvan’a çıkıp o meydanda Türk askerini karşılamayı düşünüyordu.

Öyle bir coşku bir daha yaşanır mı bilmiyorum. Gerçekten Kosova’da Mehmetçiğimizin bulunması yalnız Türk toplumu açısından değil, Kosova’nın geneli açısından çok önemli.”

Bu ifadelerden anlaşıldığı üzere, Türk birliklerinin Barış Gücü görevi kapsamında Kosova’ya gelişi, yalnızca bir görev olma niteliğinden çıkmış; Kosova topraklarında yaşayan Türklerin ve diğer halkların güvencesi hâline gelmiştir. Nitekim yaşlı bir ninenin sözleri, I. Balkan Savaşı’ndan sonra bölgeden çekilen Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasına ve Türk kültürüne duyulan özlemin bir kanıtı olmakla birlikte, bizlere “Türk” adının gönül coğrafyasındaki anlamının umut olduğunu hatırlatmakta.

Belgrad yönetimi, Kosova’nın yönetimini 10 Haziran 1999’da BM Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararı uyarınca kurulan UNMIK’a devretti. Bugün hâlâ 12 Haziran günü, Kosovalı halk tarafından Kurtuluş Günü olarak kutlanmaktadır.

“Kumanova Antlaşması” ile başlayan bu süreç, Ekim 2000’de gerçekleşecek olan Buldozer Devrimi’nin ve Şubat 2008’deki Kosova’nın bağımsızlığına giden yolun temel yapı taşını oluşturmuştur. Bu gelişmeler, bölge halklarının uzun yıllar süren mücadelesinin de bir sonucunu yansıtmaktadır. Söz konusu süreç, Balkanlar’da dengelerin yeniden şekillenmesine zemin hazırlarken, Kosova halkının kendi geleceğini belirleme iradesinin de güçlenmesine katkı sağlamış ve Kosova’nın uluslararası statüsüne giden süreci hızlandırmıştır.

Read Previous

Dodik: Sırp Cumhuriyeti Başkanlığı için en güçlü aday Savo Minić

Read Next

KDTP’de en çok oy alan milletvekilleri belli oldu