Kosova Cumhurbaşkanı Thaçi’nin, hakkında hazırlanan savaş suçları iddianamesinin Lahey’deki mahkeme tarafından kabul edilmesi üzerine görevinden istifa etmesi ülkeyi yeni bir belirsizlik dönemiyle karşı karşıya bıraktı.

Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi’nin, Lahey’deki Kosova Özel Savcılığının hakkında hazırladığı savaş suçları iddianamesinin mahkeme tarafından kabul edilmesi üzerine görevinden istifa etmesiyle birlikte, ülkenin bağımsızlığında büyük rol oynayan Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) mensuplarının artık yönetim kadrolarından tasfiye edilerek yeni bir döneme mi girildiği sorusu akıllara geliyor.

Olaylar sarmalı, mahkemenin 2019’da Kosova’nın eski başbakanlarından Ramush Haradinaj’ı “şüpheli” sıfatıyla ifade vermeye çağırmasıyla başlamış, Haradinaj bunun ardından görevinden istifa etmişti. Mahkeme, 2019’un başından beri onlarca eski UÇK mensubunu ifade vermeleri için haklarında iddianame açarak Lahey’e davet etmişti. Thaçi’nin iddianamesinin de kabul edilmesiyle devletin en üst kademelerde bulunanlar başta olmak üzere birçok eski/yeni devlet yetkilisi mahkeme eliyle “temizlenmiş” oldu.

Nisan 2016’da göreve başlayan Thaçi’nin görev süresi önümüzdeki yıl Nisan ayında sona eriyordu. Thaçi’nin anayasal olarak son bir kez daha 5 yıllığına seçilme hakkı bulunuyordu.

UÇK’nın kurucularından ve üst düzey komutanlarından da olan Thaçi’nin açıklamasının en ilgi çekici yanı ise istifa kararını “uluslararası toplumla ortaklığımıza saygı duyarak” aldığını söylemesi oldu. Thaçi, “Kosova Cumhurbaşkanlığı makamının bütünlüğünü, Kosova devletinin bütünlüğünü, Kosova halkının bütünlüğünü ve onurunu korumak, aynı zamanda da uluslararası toplumla ortaklığımıza saygı duyarak Kosova Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı görevinden istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

Son 10 yılda Avrupa’nın en genç ülkesinin en yüksek kademelerine yükselen ve UÇK’nın bağımsızlık mücadelesi süresince yöneticiliğini yapan isimlerin, ülkenin adalet sisteminin bir parçası olan ve “Kosova Özel Odaları” olarak da anılan Özel Mahkemenin kabul ettiği yargılamaları Thaçi’nin, “Kosova’nın özgürlüğü ve inşası için ödenmesi gereken küçük bir bedel” olarak nitelendirmesi de ayrıca dikkat çeken bir unsur oldu.

Bedel ödemeye hazır olduğu mesajını veren Thaçi, ülkesinin anayasası uyarınca görevini vekaleten Meclis Başkanı Vjosa Osmani’ye devretti. Yine anayasaya göre eğer görev süresi bitmeden aklanırsa tekrar görevine dönebilecek ve bir kez daha aday olabilecek.

Thaçi dün istifasının ardından UÇK’dan silah arkadaşları olan eski meclis başkanlarından Kadri Veseli ve Yakup Krasniqi ile eski komutanlardan Recep Selimi ile birlikte adeta “apar topar” mahkemenin görüleceği Lahey’e gönderildi. Kosova Özel Savcılığından yapılan açıklamada, bu üst düzey isimlerin Lahey’deki tutukevine yerleştirildikleri belirtildi.

Eylül ayında Kosova Başbakanı Avdullah Hoti ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç, ABD Başkanı Donald Trump’ın da katıldığı törende “İki ülke arasında ekonomik normalleşme” anlaşmasına imza atmıştı. Anlaşmanın maddeleri arasında bulunan İsrail ile Kosova’nın ilişkilerini normalleştirecek olması bir anda dünya gündemine oturmuştu. ABD’deki başkanlık seçimleri neticesinde bir değişiklik yaşanması ihtimali de göz önünde bulundurulduğunda bu anlaşmanın geleceği hakkında da birçok soru işareti bulunuyor.

Son dönemlerde en büyük kâr devşiren siyasi oluşumu: Kosova Demokratik Birliği

Tüm bu gelişmelerin ışığında ise en büyük kârı devşiren siyasi oluşum, bir dönem ülkenin başbakanlığını yapan İsa Mustafa önderliğindeki Kosova Demokratik Birliği (LDK) oldu. Mustafa’nın, 2017 yılında Haşim Thaçi’nin partisi Kosova Demokratik Partisinin (PDK) desteğiyle gerçekleşen güven oylamasıyla hükümetten düşmesinin ardından tekrar ülkenin tüm önemli pozisyonlarını ele geçirmesi, çok çetin “taht oyunlarına” sahne olan Kosova’da dikkati çeken bir başka gelişme.

Hükümetin düşmesinin ardından başbakan seçilen Ramus Haradinaj’ın da iki yıl kadar kısa bir süre içerisinde “iddianame” nedeniyle görevinden istifa etmesiyle Kasım 2019’da düzenlenen erken genel seçimde en çok oyu alan ikinci siyasi parti olan LDK’nın lideri hükümette olsa da başbakanlık koltuğuna oturamamıştı. En çok oyu alan Kendin Karar Al Hareketi lideri Albin Kurti başbakan olmuş, LDK’dan Vjosa Osmani ise meclis başkanı olmuştu.

Ancak bu hükümetin de görev süresi çok kısa sürmüş, Kurti’yi ve lideri olduğu Kendin Karar Al Hareketi’ni Sırbistan-Kosova ilişkilerinin normalleşmesine engel olarak gören LDK, kendisinin de ortağı olduğu hükümeti meclisteki güven oylaması sonucu düşürürken, LDK’den Avdullah Hoti yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmişti. Son gelişmelerle vekaleten de olsa hem cumhurbaşkanlığı hem de meclis başkanlığı ve başbakanlığı elinde tutan LDK’nın gelecekte nasıl bir strateji izleyeceği merak konusu.

Yeni bir cumhurbaşkanı mı yoksa yeniden erken seçim mi?

Kosova anayasasına göre cumhurbaşkanı seçiminin mevcut cumhurbaşkanının görevinin bitiminden en geç 30 gün içerisinde yapılması gerekiyor. Vekaleten cumhurbaşkanlığı görevine gelen Meclis Başkanı Osmani’nin anayasal olarak bu koltukta en çok 6 aylık bir süre boyunca durabileceği göz önünde bulundurulursa seçimin 2021 yılının Şubat veya Mart aylarında yapılması kuvvetle muhtemel.

Cumhurbaşkanı mecliste milletvekillerinin oylarıyla seçiliyor. En az 30 milletvekilinin imzasını toplayabilen her vatandaşın aday olabileceği seçimde 120 sandalyeli mecliste oyların üçte ikisini alan aday cumhurbaşkanı seçilebiliyor. Hiçbir adayın ilk iki turda üçte ikilik oy oranına ulaşamaması durumunda üçüncü tur en çok oy alan iki aday arasında gerçekleşiyor, bunlardan en çok oyu alan cumhurbaşkanı seçiliyor.

Bu noktada ülkedeki siyasi partilerin meclisteki dağılımı da dikkat edilmesi gereken bir konu. Hiçbir parti mevcut şartlarda tek başına cumhurbaşkanını seçtirecek milletvekili sayısına ulaşmıyor. 29 milletvekiline sahip Kendin Karar Al Hareketi, 10 milletvekiline sahip Sırp Listesini veya ülkedeki azınlıkların sahip olduğu 10 milletvekilini ikna edebildiği takdirde cumhurbaşkanı adayı gösterebilecek. Siyasi uzmanlar ve köşe yazarları başbakanlık koltuğundan edilen Kurti’nin böylece başka bir yoldan “iktidara” getirilebileceği yorumunda bulunuyor.

Cumhurbaşkanının üçüncü turda da seçilememesi durumunda Kosova’yı bekleyen tehlike ise son üç yılda üçüncü kez erken seçime gidecek ve beşinci başbakanını seçecek olması. Anayasaya göre üçüncü turda hiçbir aday seçilemezse meclis feshedilir, ülke 45 gün içinde erken genel seçime gider.

Son 10 yılda Avrupa’nın en genç ülkesinin en yüksek kademelerine yükselen ve UÇK’nın bağımsızlık mücadelesi süresince yöneticiliğini yapan isimlerin, ülkenin adalet sisteminin bir parçası olan ve “Kosova Özel Odaları” olarak da anılan Özel Mahkemenin kabul ettiği yargılamaları Thaçi’nin, “Kosova’nın özgürlüğü ve inşası için ödenmesi gereken küçük bir bedel” olarak nitelendirmesi de ayrıca dikkat çeken bir unsur oldu. Bedel ödemeye hazır olduğu mesajını veren Thaçi, ülkesinin anayasası uyarınca görevini vekaleten Meclis Başkanı Vjosa Osmani’ye devretti. Yine anayasaya göre eğer görev süresi bitmeden aklanırsa tekrar görevine dönebilecek ve bir kez daha aday olabilecek.

Kosova-Sırbistan diyalogu yeniden mi askıya alınacak?

Geçtiğimiz yıllarda birçok nedenden dolayı askıya alınan Kosova ile Sırbistan arasındaki diyalogun bu ihtimaller yüzünden yeniden askıya alınması tehlikesi söz konusu. Avrupa Birliği (AB) arabuluculuğunda 2011 yılından bu yana sık sık yarıda kesilen diyalog sürecinin bu siyasi çalkantıda nasıl ilerleyeceği de merak konusu.

Öte yandan, Eylül ayında Kosova Başbakanı Avdullah Hoti ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç, ABD Başkanı Donald Trump’ın da katıldığı törende “İki ülke arasında ekonomik normalleşme” anlaşmasına imza atmıştı. Anlaşmanın maddeleri arasında bulunan İsrail ile Kosova’nın ilişkilerini normalleştirecek olması bir anda dünya gündemine oturmuştu. ABD’deki başkanlık seçimleri neticesinde bir değişiklik yaşanması ihtimali de göz önünde bulundurulduğunda bu anlaşmanın geleceği hakkında da birçok soru işareti bulunuyor.

İddianame skandallarıyla çalkalanan Kosova’da bir başka merak edilen durum ise eski Yugoslavya’nın dağılmasının ardından Balkanlar’da soykırım yapan ve Kosova’daki katliamlarda da rolü olan hiçbir Sırp üst düzey yetkilinin neden ceza almadığı veya en azından neden mahkemeye çıkarılmadığı.

1998-1999 yıllarındaki Kosova savaşında büyük sıkıntılar ve badireler atlatan Kosova halkı ise kendileri için felaket olarak nitelendirilebilecek bu dönemden 10 yıl sonra 2008’de gelen bağımsızlıklarına kavuşmanın keyfini süremedi. Bağımsızlıktan bu yana geçen 12 yıl boyunca erken genel seçimler yaşayan ve devlet inşa etme sürecinde başta uluslararası “ambargo” olmak üzere çeşitli engellerle karşılaşan halk, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünyayı ikinci dalgayla vurduğu bu günlerde huzurdan başka bir şey istemiyor. AB ülkelerinin de gerekli şartları yerine getirmesine rağmen vize serbestisi sağlamadığı Kosova’yı görünen o ki “sıcak” bir kış bekliyor.

AA

Önceki Haber

Türkçe öğrenmek için Hırvatistan’dan Bosna Hersek’e gidiyor

Sonraki Haber

“Bulgaristan ve Türkiye Balkanlar’da Harika Bir İşbirliği Örneği”