İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Balkana” YouTube kanalına konuk olduğu programda, Türkiye-Bosna Hersek arasındaki ekonomik iş birliğini ve yatırım imkanlarını değerlendirdi.

Avdagiç, Türkiye ile Bosna Hersek arasında uzun zamandır yürürlükte olan serbest ticaret anlaşması sayesinde belli bir ticaret hacmi oluştuğunu anımsatarak, ancak her iki ülkenin de gelinen seviyenin daha yukarı çıkarılması için mevcut anlaşmanın yeni fasıllarla geliştirilmesi ve karşılıklı ticaretin artırılması konusunda bir hedef ortaya koyduğunu aktardı.

Karşılıklı ticaret hacminin 2019 ve 2020 yıllarına bakıldığında 650 milyon dolar seviyesinin üzerine çıkamadığını kaydeden Avdagiç, 1 milyar dolarlık hedefe uzun süredir ulaşılamadığını ifade etti.

Türkiye’nin Bosna Hersek’in ihracatındaki payının (yüzde 3) çok düşük olduğunu söyleyen Avdagiç, Bosna Hersek’in Türkiye’den ithalatına bakıldığı zaman da Türkiye’nin payının yüzde 5’in biraz üzerinde olduğunu belirtti.

Her iki aşamada da Türkiye’nin konumunun arzu edilen seviyede olmadığını vurgulayan Avdagiç, “Bunun mutlaka geliştirilmesi lazım. Bizim beklentimiz yenilenen serbest ticaret anlaşması ile yeni eklenen fasıllar ve bugüne kadar problem çıkaran bazı unsurların giderilmiş olması ile çok hızlı bir şekilde, en azından pandemiden de çıktığımız 2021 yılını bir kenara koyarsak, 2022 yılında 1 milyar dolara doğru hızlıca ticaret hacminin çıkması. Tabi burada tüm ülkelerin beklentisi uluslararası ticarette dengeli bir ticaret oluşması. Şu anda dış ticaret, Türkiye lehine yaklaşık 250 milyon dolar fazla veriyor. Hem ticareti artırmamız hem de Bosna Hersek’ten daha çok ürün almamız ve satmamız hedefimiz. Ümit ediyorum yenilenen anlaşma ile bunu sağlayacağız.” dedi.

Türkiye’deki Bosna Hersek kökenlilere çağrı

Aslen Boşnak kökenli olan Avdagiç, Türkiye’de kendilerini diaspora olarak tarif etmediklerini, zira Türkiye’deki Boşnaklar ülkenin asli unsuru olarak hayatlarına devam ettiklerini vurgulayarak, “Ama bu coğrafya ile bağları olan ailelerin Türkiye’de hem iş çevrelerinde hem üniversitelerde hem de diğer kurumlarda önemli pozisyonları olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu potansiyeli kullanmamız lazım. Bugüne kadar bunu çok etkin bir şekilde kullandığımızı söyleyemem. Bosna Hersek kökenli olup Türkiye’de yaşayan insanların daha çok bu işe eğilmesi lazım. Bosna hersek’te yatırım ve ticaret konusunda aktif olması lazım.” ifadelerini kullandı.

Savaşın ardından Bosna Hersek’te bazı büyük Türk yatırımları olduğunu anımsatan Avdagiç, “Ziraat Bankası kuruldu. THY, Bosna Hersek Havayolları ile önemli bir ortaklık yaptı, ancak uzun süre yürüyemedi. Natron firması Maglay’da bir kağıt üretim fabrikası satın aldı ve büyük bir tesis haline getirdi. Şişecam Tuzla’da önemli yatırımlar yaptı. Uluslararası Saraybosna Üniversitesi eğitim alanında çok büyük bir yatırım yaptı. Sonra bir duraklama dönemine girdik. Türkiye’den Çilek Mobilya’nın bazı girişimleri var, ama böyle greenfield yatırım olarak Türkiye’den Bosna’ya çok yatırım gelmedi.” dedi.

Dayton Anlaşması “deli gömleği”

Dayton Barış Anlaşması’nın Bosna Hersek’e giydirilen bir deli gömleği olduğunu kaydeden Avdagiç, “Burada çok kompleks bir yönetim biçimi var. Çok katmanlı yapı zor bir bürokratik süreç oluşturuyor. Bizim beklentimiz Bosna Hersek’te belli bölgelerde belli iş kollarında iyi çalışılmış çözümler oluşturulabilirse biz Türk yatırımcıları Bosna Hersek’te yatırım yapma konusunda özendirebiliriz.” diye konuştu. 

Bosna Hersek’in potansiyellerine dair hazırlanan fizibilite raporlarının da yeterince kaliteli olmadığını kaydeden Avdagiç, “Bosna Hersek’teki gerek özelleştirme kapsamındaki firmalarla gerekse olası konularla ilgili daha nitelikli ve uluslararası standartta fizibilite raporlarının hazırlanması hem Türk hem de üçüncü ülkelerden gelecek yatırımcıları bu ülkeye gelmeleri konusunda daha motive edici olacaktır.” dedi.

Türkiye ile Bosna Hersek arasında birkaç ayakta sürecin hızlanması gerektiğini söyleyen Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öncelikle yenilenen serbest ticaret anlaşmasına bağlı dış ticaretin artması gerek. İkinci konu da turizmin artması. Türkiye’nin özellikle deniz ve yaz turizminde sahip olduğu imkan ve fiyatlar, Bosna Hersek vatandaşları için çok cazip. Bosna Hersek de Türkler tarafından gezilmeyi arzu edilen bir ülke. Bu trafiği artırmamız lazım.”

Uçak fiyatlarının yüksek olmasını eleştiren Avdagiç, “Batı Avrupa’daki bazı destinasyon fiyatlarına eş. Halbuki çok daha yakın mesafedeyiz. Frekansın artırılması ve fiyatın daha makul noktaya getirilmesi, bu konudaki süreci hızlandıracaktır.” dedi.

“Eğitim sistemine Türkiye’nin katkısı devam etmeli”

Saraybosna Eğitimi Geliştirme Vakfının (SEDEF) Bosna Hersek’te sahip olduğu ve devraldığı okullar olduğunu anımsatan Avdagiç, “Dolayısıyla Bosna Hersek’teki eğitim sistemine Türkiye’nin yaptığı katkıya bağlı olarak karşılıklı öğrenci süreçlerinin devam etmesi gerek. Boşnak öğrencilerin Türkiye’ye yüksek öğrenime gelmesi, Türkiye’den öğrencilerin buraya gelmesi uzun vadede hem eğitimle ilgili bir ekonomi oluşturacaktır.” ifadelerini kullandı.

Bosna Hersek’te mutlaka steril bir yönetim ve sonuca gitme mekanizması oluşturulup tüm yatırımcıları heyecanlandıran bir yapı kurulması gerektiğinin altını çizen Avdagiç, şunları kaydetti:

“Bosna Hersek’in ekonomik anlamda da politik anlamda da stabilitesini muhafaza etmesi çok önemli. Balkanlar’ın huzuru ve sükuneti için Bosna Hersek en önemli devlet. Türkiye Cumhuriyeti, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bu konuya fevkalade önem veriyor. Dolayısıyla ben iyimser bir noktada duruyorum. Ama tüm tarafların etkin çalışmaya devam etmesi gerekiyor.”

Yeni kurulan SEDEF Medya’yı da tebrik eden Avdagiç, “Bu yeni yayın döneminizde başarılar diliyorum. Yeni dönemde başarılı çalışmalar yapacağınıza inanıyorum.” dedi.

Kaynak: Balkan News

Önceki Haber

Yunus Emre Enstitüsü, “Selam Olsun” projesinin ikinci durağı İşkodra’da etkinlikler düzenledi

Sonraki Haber

Kırcaali heyetinden Bursa çıkarması