İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, “Yunanistan iç hukuk sistematiğini çalıştıramadığı için bütün insani ve vicdani değerleri kenara bırakıp insanlık dışı yöntemleri uygulamaya başladı.” dedi.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu başkanlığında toplandı.

Toplantıda, İçişleri Bakanlığı temsilcileri, “Ege Denizi’nden Yunanistan’a geçişlerinde sığınmacılara karşı Yunanistan ve Avrupa Birliği Sınır Güvenliği Birimi’ne (Frontex) bağlı güvenlik güçleri tarafından yapılan insan hakları ihlalleri” konusunda sunum yaptı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanı Albay Tayfun Sargın, Yunanistan unsurlarının, sınırlarına ulaşan düzensiz göçmenlerin yüzde 83’ünü insanlık dışı muameleler uygulayarak “geri ittiğini” ifade etti.

Bu süreçte insan haklarına aykırı pek çok eylemde bulunulduğunu söyleyen Sargın, bunların; para, ziynet eşyası, telefon, cüzdan, pasaport gibi değerli eşyaların gasbedilmesi, dövme, yakma, kelepçeleme, bir yere kapatma ile kelepçeli ve kelepçesiz olarak denize atma eylemleri olduğunu belirtti.

Yunanistan güvenlik güçlerinin, Ege’de sığınmacılara karşı insanlık dışı tavrını ve “geri itmeleri” içeren videoları da milletvekillerine izleten Sargın, Yunanistan sahil güvenlik personelinin, uyguladığı şiddetin dozunu, düzensiz göçmenlerin üzerine silahla ateş açmaya varacak kadar artırdığını anlattı.

“Yunanistan uyguladığı insanlık dışı uygulamalarda ‘geri itme’ tanımını dahi aşarak uygulamalarını farklı boyutlara taşıdı” diyen Sargın, bu eylemleri nedeniyle uluslararası kamuoyunda yoğun baskı oluşmasına rağmen Yunanistan’ın geri adım atmadığını ve faaliyetlerine devam ettiğini dile getirdi.

“Kar maskesi takarak kimliklerini gizliyorlar”

Sargın, Yunanistan Sahil Güvenlik personelinin, düzensiz göçmenlere yönelik geri itme olayları sırasında yüzlerini kar maskesi ile kapattıklarının tespit edildiğine dikkati çekerek, “Bunun nedeni, icra edilen faaliyetlerin insan haklarına ve uluslararası hukuk kurallarına aykırılık teşkil ettiğini bilmeleri nedeniyle kimliklerini saklama gayretleridir. Türk Sahil Güvenliğinin hiçbir personeli görevlerini icra ederken yüzünü saklama gereği duymaz.” diye konuştu.

Yunanistan’ın yanı sıra son dönemde Poseidon Operasyonu kapsamında sınır gözetleme, denizde hayat kurtarma ve sınır aşan suçlarla mücadele amacıyla Ege Denizi’nde görev yapan Frontex unsurlarının da uluslararası hukuku hiçe sayarak bu uygulamalara dahil olduğunu vurgulayan Sargın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yunanistan tarafından yapılan tüm bu geri itmeler neticesinde bildiğimiz kadarıyla 2020’de 2, 2021’de ise 8 düzensiz göçmen hayatını kaybetti. Ayrıca 2020’de 3 de kayıp düzensiz göçmen bulunuyor. Bahse konu geri itmeler/atmalar esnasında Yunanistan unsurlarınca karasularımızı ihlal girişimlerinde de bulunuluyor, bu girişimler Sahil Güvenlik Komutanlığımız tarafından sınır güvenliği kapsamında engelleniyor.”

Sargın, Yunanistan’ın, geri itmeler başta olmak üzere düzensiz göçmenlere uyguladığı eylemleri nedeniyle uluslararası kamu vicdanında yargılanmaya ve eylemlerinin sonuçları ile yüzleşmeye başladığını belirterek, Yunanistan’ın geri itmeleri ile bu süreçte uygulanan baskı ve şiddetin, can kayıplarına neden olmasının yanı sıra düzensiz göçmenlerin daha tehlikeli rotaları tercih etmeye başlamasına neden olduğuna dikkati çekti.

“Yunanistan uluslararası anlaşmalara aykırı hareket etmekten çekinmiyor”

Yunanistan’ın göçmenleri insan onuruna yakışmayacak biçimde geri itmesi başta olmak üzere saldırgan yaklaşımlarının, Sahil Güvenlik Komutanlığına görevlerinde büyük sorumluluklar yüklediğini söyleyen Sargın, şunları kaydetti:

“Yunanistan tarafından yaşam hakları elinden alınmaya çalışılan düzensiz göçmenlerin yaşadıkları insani dramlar ve Sahil Güvenlik Komutanlığımızın çaresiz insanları kurtarmakta gösterdiği çaba uluslararası medya dahil tüm saygın kuruluşlarca gözler önüne seriliyor. Yunanistan ise uluslararası toplum tarafından görülen ihlallerinin ortaya çıkmasından da uluslararası anlaşmalara aykırı hareket etmekten de çekinmiyor. Söz konusu geri itme olayları, uluslararası toplumca kınanmasının yanı sıra birçok uluslararası hukuk kurallarına da aykırılık gösteriyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı olarak, sorumluluk alanımızda yardıma ihtiyacı olan tüm insanların yanında olmak, ulusal hak ve menfaatlerimizi korumak, her türlü yasa dışı faaliyeti önlemek ve düzensiz göçle mücadele etmek amacıyla sahip olduğumuz yüzer ve uçar unsurlar ile gelişmiş teknolojik imkanlara sahip sistem ve mobil radarlarımız vasıtasıyla 7 gün/24 saat görevlerimizi kararlılıkla icra etmeye devam ediyoruz.”

“Yunanistan iç hukuk sistematiğini çalıştıramadı”

İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı ise Yunanistan’ın sığınmacılara yönelik tavrı karşısında uluslararası farkındalık oluşturmak için yoğun çaba sarf ettiklerini, bunun önemli ölçüde sonuç verdiğini aktardı.

Yunanistan’ın düzensiz göçmenlere karşı geçen yıl başlattığı “geri itme” yönteminin nedenlerini anlatan Çataklı, şöyle devam etti:

“Sebebi şu; 18 Mart Mutabakatı’na göre Yunanistan’ın bize iade edebildiği kişiler karşılığında biz Avrupa’ya 1 Suriyeli gönderecektik. Yunanistan, karşıya geçmiş olanları iç hukuk yollarını tüketmek kaydıyla yani iltica prosedürlerini tamamlayarak, işlemlerini sonuçlandırdıktan sonra bize, ‘Ben bunu, bu mutabakat kapsamında size göndermek istiyorum.’ diyecekti.

Yunanistan, şu ana kadar bize karşıya geçenlerin içinden yalnızca 2 bin 319’unu iade edebildi. Yani iç hukuk sistematiğini çalıştıramadı. Çalıştıramadığı için bunlar elinde kaldı. Bunun için bütün insani, vicdani değerleri, uluslararası hukuk dahil kenara bırakıp insanlık dışı yöntemleri uygulamaya başladılar. Biz ne yaptık? Biz bu kapsamda 30 bin 801 kişiyi Avrupa’ya yerleştirdik. Normalde 2 bin 319 kişiyi yerleştirmemiz gerekiyordu ama biz sistemi hızlı çalıştırdık, Yunanistan’ın gönderdiğinin neredeyse 15 katını Avrupa’ya yerleştirmiş durumdayız. 18 Mart Mutabakatı kapsamında üzerimize düşen bütün yükümlülükleri yerine getirdik.”

Çataklı, Türkiye’nin, göç sorununun, kaynağında çözülmesi için şehitler verme pahasına mücadele yürüttüğünü vurgulayarak “Türkiye’ye dönük göç baskısını kırabilmek için yoğun çabamız var. Kaynağında yapılacak her şeyi yapıyoruz.” sözlerini sarf etti.

Düzensiz göçle mücadele kapsamında da yoğun çaba yürüttüklerini dile getiren Çataklı, “Kaçak göçmenlerin yakalanması, bunların geri gönderme merkezlerine alınması, ilgili ülkelere geri göndermelerinin temin edilmesi dahil yoğun bir çaba var. Bunun sonuçlarını da büyük oranda gördük. 2020’de 3 bin 875 göçmen kaçakçısı yakalanıp bunlardan 972’si tutuklanmıştı. Bu yıl şu ana kadar 6 bin 888 göçmen kaçakçısı yakalandı ve bunlardan 1786’sı tutuklandı.” bilgisini paylaştı.

“Sığınmacı krizinde en fazla sorumluluk üstlenen ülke Türkiye”

Komisyon Başkanı Çavuşoğlu, Türkiye’nin, 3,6 milyonu Suriyeli olmak üzere yaklaşık 4 milyon kayıtlı sığınmacıya ev sahipliği yaptığını ve onlara insani yardım sağladığını hatırlattı.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin, sığınmacı krizinde en fazla sorumluluk üstlenen ülke olduğunu, ekonomik, toplumsal ve siyasi ölçekte ciddi bir yükü karşılamak durumunda kaldığını belirtti.

AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu da göçmen ve yabancı düşmanlığının, Türkiye’de zaman zaman siyasi rant, oy devşirme amacıyla kullanıldığını dile getirdi.

“Göçmen düşmanlığı dili medeniyetimize yakışmıyor” diyen Uslu, bunu hiçbir zaman iç siyaset malzemesi yapmamak gerektiğini vurguladı.

Toplantıya, Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Ahmet Kendir, Sahil Güvenlik Komutanlığı Düzensiz Göç ve İnsan Ticareti ile Mücadele Şube Müdürü Binbaşı Mevlüt Ercan ile Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Düzensiz Göçle Mücadele ve Sınır Dışı İşleri Genel Müdür Vekili Ramazan Seçilmiş de katıldı.

AA

Önceki Haber

Nilüfer’in genç karikatüristlerine Hırvatistan’dan ödül

Sonraki Haber

İsrail ordusu Gazze’de 200’den fazla sivilin öldürülmesine ilişkin soruşturmaların üstünü örttü